|
|
SMMM
Türkçe Konu Özetleri
Analatım Bozuklukları Konu Özeti
Her cümle
belli bir düşünceyi, duyguyu aktarmak için kurulur. Bu
cümlenin, ifade edeceği anlamı açık ve anlaşılır bir
biçimde ortaya koyması gerekir. Ayrıca mümkün olduğunca
gereksiz unsurlardan arındırılmış olmalıdır bu cümle.
İşte bu özelliği göstermeyen cümleler, anlatım
bakımından bozuktur.
Bu konu ile ilgili, ÖSS’de 5 ya da 6 soru çıkmaktadır.
Sadece anlamla ilgili olmayıp dilbilgisi ile de ilgili
özellikler gösterdiğinden, daha önceki konuların,
özellikle cümle öğelerinin, çok iyi bilinmesi gerekir.
Bu alanda sorulan sorular değişik özellikler gösterir.
Bazen bir cümle verilir ve “Bu cümledeki anlatım
bozukluğu nasıl giderilir?” diye sorulur, bazen de
“Aşağıdakilerden hangisinde anlatım bozukluğu vardır?”
şeklinde sorulur.
Anlatım bozukluklarını anlama ve yapıya dayalı
bozukluklar olmak üzere iki grupta toplayabiliriz:
1. Anlama dayalı bozukluklar:
Bu bozuklukları birkaç bölüme ayırarak inceleyebiliriz.
* Gereksiz sözcük kullanılması
* Cümlede belirsizlik bulunması
* Birbiriyle çelişen ifadelerin bulunması
* Sözcüğün anlamca cümleye uymaması
* Sözcüklerin yanlış eyleme bağlanması
* Mantık hatasının olması
* Deyimin yanlış anlamda kullanılması
* Sözcüğün yanlış yerde kullanılması
* Bazen de bu belirsizlik noktalama işaretleriyle
giderilir.
Örneğin;
“Yaşlı adamın yüzüne dalgın dalgın baktı.”
cümlesinde “dalgın dalgın” bakanın “yaşlı” olduğunu
belirtmek için, “yaşlı” dan sonra virgül gelmelidir.
Aksi takdirde “yaşlı” sözü adam isminin sıfatı
olacaktır.
* Cümlede gereksiz sözcük kullanılması anlatım
bozukluğuna yol açar.
Bir cümlede gereksiz sözcük bulunduğunu anlamak için,
sözcük cümleden çıkarılır. Bu durumda cümlenin anlam ve
anlatımında bir bozulma oluyorsa o sözcük gerekli,
olmuyorsa gereksizdir.
“Herkesi eleştirip tenkit etmek bize hiçbir yarar
sağlamaz.”
cümlesinde “eleştirip” sözcüğünün verdiği anlamla
“tenkit etmek” sözcüğünün verdiği anlam aynıdır. Öyleyse
bu cümlede “eleştirip” sözü gereksizdir. Cümleden
çıkarılmalıdır.
“İki kardeşten en küçüğü arkadaşımdı.”
“Bilgili insanlardan yararlanmayı, istifade etmeyi
bilmeliyiz.”
cümlelerinde altı çizili sözcükler gereksizdir.
* Bir cümlenin anlamı içinde bulunan başka bir sözü
cümlede kullanmak da gereksiz sözcük kullanımına girer.
Cümlede böyle bir sözcük varsa, o cümle de anlatım
bakımından bozuktur.
“Böyle yüksek sesle bağırmana gerek yok, sağır değilim.”
cümlesinde “bağırmak” zaten yüksek sesle konuşmak
anlamındadır. Öyleyse bu sözün anlamı içinde bulunan
“yüksek sesle” sözüne gerek yoktur.
* Cümlede belirsizlik varsa, o cümle iyi bir cümle
değildir.
Bu belirsizlik mutlaka giderilmelidir.
Örneğin;
“Geleceğini babamdan öğrendim.”
cümlesinde “geleceğini” sözü belirsizdir. Çünkü kimin
geleceği belli değil. “Onun geleceği” de olabilir;
“senin geleceğin” de olabilir. Bu belirsizlik
giderilmeli ve sözcüğün kime ait olduğu
belirginleştirilmelidir.
* Bazı eylemler olumlu durumlarda, bazıları olumsuz
durumlarda kullanılır. Eylemin anlamca yanlış yerde
kullanılması da anlatım bozukluğuna yol açar.
Örneğin;
“Bana yardım ederek, işi kısa sürede bitirmeme neden
oldu..”
cümlesindeki “neden olmak” eylemi daima olumsuz anlamlar
verecek biçimde kullanılır. Oysa işin kısa sürede
bitirilmesi olumlu bir durumdur. Öyleyse “neden oldu”
sözü bu cümlede yanlış kullanılmıştır. Bunun yerine
cümle “…bitirmemi sağladı.” şeklinde bitirilebilir.
* Bazı cümlelerde mantık hatasının bulunması da o
cümlenin anlatımını bozar.
Örneğin;
“Bırakın patates doğramayı yemek bile yapamaz o.”
cümlesinde “bırakın” sözcüğünün cümleye kattığı anlamdan
dolayı sanki patates doğramak yemek yapmaktan daha
önemliymiş gibi görülüyor. Bu yanlışın düzeltilmesi için
cümle,
“Bırakın yemek yapmayı, patates bile doğrayamaz o.”
şeklinde söylenmelidir.
* Bazen sözcüklerin bağlandığı ortak eylemler de
anlatımda bozukluğa yol açar.
Örneğin;
“Bu davranışıyla bize yarar mı sağladı zarar mı belli
değil.”
cümlesinde “yarar” ve “zarar” sözcükleri “sağladı”
eylemine bağlanmıştır. Ancak “yarar sağlamak” doğru olsa
bile, “zarar sağlamak” doğru değildir. Cümle;
“Bu davranışıyla bize yarar mı sağladı, zarar mı verdi
belli değil.”
şeklinde söylenmelidir.
* Bu, bazen öğelerin eyleme bağlanmasında da görülür.
Örneğin;
“Ayağına ayakkabı, omzuna şal, üzerine pardesü giyip
dışarı çıktı.”
cümlesinde “ayakkabı, şal ve pardesü” sözcükleri
“giymek” eylemine bağlanmıştır. Oysa şal giyilmez,
atılır.
* Cümlede deyimin yanlış yerde kullanılması da cümlenin
anlamını bozar.
“Öğretmenin anlattığı konu tüm öğrencilerin dikkatini
çekmişti. Herkes kulak kabartmış, öğretmeni dinliyordu.”
cümlesinde “kulak kabartmış” yanlış kullanılmıştır.
Çünkü “kulak kabartmak” fark ettirmeden dinlemek
anlamındadır. Burada “kulak kesilmek” deyiminin
kullanılması gerekirdi.
* Bazı sözcüklerin anlamları birbirine karıştırılabilir.
Cümledeki sözcüklerin anlamına da dikkat edilmelidir.
Örneğin;
“Çocukların birbiriyle uygunluk içinde olmaları beni
sevindirdi.”
cümlesindeki “uygunluk” sözü yanlış anlamda
kullanılmıştır. Çünkü burada “uyum” sözü
kullanılmalıdır.
* Bazen sözcük doğrudur ancak cümlede bulunduğu yer
doğru değildir.
Örneğin;
“Yeni elbisemi giymiştim ki kapı açıldı.”
Cümlesinde “yeni” sözünün yeri anlatımda bozukluğa yol
açmıştır. Çünkü burada söylenmek istenen, elbisenin
yeniliği değil, giymenin yeni yapıldığıdır. Öyleyse
cümle;
“Elbisemi yeni giymiştim ki kapı açıldı.” şeklinde
olmalıdır.
* Aynı anlama gelen ek ve sözcüklerin bir arada
kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.
Örneğin;
“Onun beni sevmemesinin nedeni, fikirlerini benimsememiş
olmamdandır.”
cümlesinde “nedeni” sözcüğü bir olayın sebebini
anlatıyor. Ayrıca “olmamdandır” sözündeki “-dan” eki de
neden anlamı veren bir ektir. İkisinin bir arada
bulunması cümlenin anlatımını bozmuştur. Cümle,
“Onun beni sevmemesinin nedeni, fikirlerini benimsememiş
olmamdır.”
şeklinde düzeltilebilir.
Yapıya dayalı anlatım bozuklukları:
Bu tür bozukluklar daha çok, Türkçe’nin kurallarıyla
ilgili olduğundan, soruları çözebilmek için dilbilgisi
kurallarının iyi bilinmesi gerekir. Bu tür bozukluklar
şu şekilde sıralanabilir:
* Öğe eksikliğinin bulunması
* Özneyle yüklem arasında olumluluk-olumsuzluk
uyumsuzluğunun bulunması
* Özneyle yüklem arasında tekillik-çoğulluk açısından
uyumsuzluğun bulunması
* Özneyle yüklem arasında şahıs yönünden uyumsuzluğun
bulunması
* Tamlama uyumsuzluğunun bulunması
* Ek uyumsuzluğunun bulunması
* Etken-edilgen fiillerin bir arada bulunması
* İsim cümlelerinde ekfiilin ortak kullanılması
Şimdi bunları tek tek açıklayalım.
*Cümlede, kullanılması gereken bir öğenin bulunmaması,
anlatım bozukluğuna yol açar. Bu, daha çok ortak
kullanılan öğelerde görülür. Çünkü Türkçede her fiil,
öğeleri aynı eklerle kendine bağlamaz.
Örneğin;
“Kardeşini yanına çağırdı, bir şeyler söyledi.”
cümlesindeki öğeleri inceleyelim: “Çağırdı” ve “söyledi”
yüklemdir. Çağrılan ve söylenen kişi ise “kardeşi” dir.
Yani “Kardeşini” öğesi her iki yüklemin ortak öğesidir.
Bu ortak öğeyi yüklemlerle kullanalım. “Kardeşini
çağırdı” doğrudur; ancak “kardeşini bir şeyler söyledi.”
denmez, “kardeşine bir şeyler söyledi.” olmalı. “Kardeş”
sözcüğünü iki kez kullanmamak için “ona” da diyebiliriz.
Başka bir örnek verelim:
“Arkadaşlarını pek sevmez, hatta çoğu zaman nefret
ederdi.”
cümlesinde, sevmediği kişiler ile nefret ettiği kişiler
aynıdır, yani “arkadaşları” ortak öğedir. Ancak
“arkadaşlarını sevmez” dense de “arkadaşlarını nefret
ederdi.” denmez; “arkadaşlarından nefret ederdi.”
denmeli ya da onun yerine geçen “onlardan” sözü
kullanılmalıdır.
Görüldüğü gibi bu tür bozukluklar daha çok sıralı
cümlelerde görülüyor, ancak bileşik cümlelerde de bu tür
öğe eksiklikleri görülebilir.
*Türkçe’de bazı özneler olumlu, bazıları olumsuz
anlamlar verir. Buna göre yüklemlerin de olumlu, olumsuz
çekimlenmesi gerekir.
Örneğin;
“Hiç kimse okula gelmedi, geziye gitti.”
cümlesinde gelmeyen ve gidenler aynı kişiler, ancak “hiç
kimse” olumsuz bir öznedir ve yüklemi daima olumsuz
çekimlenir. Oysa “gitti” olumlu bir çekimdir. Yani
ikinci cümle özneyle uyum sağlamamıştır. Buna “hepsi”
şeklinde bir özne getirilmelidir.
Gerçi bu, sadece özneyle ilgili bir durum değildir. Bu
tür sözcükler başka öğe durumunda bulunduklarında da
yüklem aynı özelliği gösterir.
Örneğin;
“Öğretmenimiz hiçbirimizi azarlamaz, çok severdi.”
cümlesinde, yine “hiçbirimizi” olumsuz olduğundan
“hiçbirimizi severdi” şeklinde kullanılmaz; “hepimizi
severdi” olmalıdır.
*Cümlede öznenin ifade ettiği şahıslarla yüklemin
bildirdiği şahıs arasında bir uyum olmalıdır.
Özne birinci tekil, ikinci tekil (ben, sen); birinci
tekil, üçüncü tekil (ben, o); birinci tekil, ikinci
çoğul, (ben, siz); birinci tekil, üçüncü çoğul (ben,
onlar) şahıslardan oluşuyorsa yüklem, daima birinci
çoğul şahısa göre çekimlenir.
“Bu işi ancak ben ve sen halledebiliriz.”
“Dışarıda sadece ben ve o küçük çocuk kalmıştık.”
“Ben ve siz yarışmada eşit durumda değildik.”
“Ben ve birkaç yaşlı adam, kahvede uzun bir sohbete
dalmıştık.”
cümleleri buna örnek gösterilebilir.
Eğer özne ikinci tekil ve üçüncü tekil (sen, o); ikinci
tekil ve ikinci çoğul (sen, siz); ikinci tekil ve üçüncü
çoğul (sen, onlar); şahıslardan oluşuyorsa, yüklem
ikinci çoğul şahısa göre çekimlenir. Ancak ikinci tekil
ve birinci çoğul (sen, biz) şahıslar özne olursa yüklem
birinci çoğul şahısa göre çekimlenir.
“Sen ve annen burada ne yapıyordunuz?”
“Sen hatta hepiniz bu konuda suçlusunuz.”
“ Sen ve buradaki konukların, bize yarın
gelebilirsiniz.”
“Galiba sonunda senle biz aynı sonuca ulaştık.”
cümleleri buna örnektir.
Öznenin insan ya da başka varlıklar olması da yüklemin
tekil veya çoğulluğunu etkiler. Eğer özne bitkiler,
hayvanlar, cansız varlıklar ya da soyut kavramlarsa,
yüklem daima tekil olur. İnsanlar çoğul özne olduğunda
ise yüklem tekil veya çoğul olabilir.
“Kuşlar dallara kondular.” değil “Kuşlar dallara kondu.”
“Sevgiler gizli kaldıkça güzelleşirler.” değil
“güzelleşir.” olacak.
“Çocuklar geldi.” şeklinde de doğrudur, “Çocuklar
geldiler.” de.
*Bazen özneyle yüklem arasındaki uyumsuzluk, öznenin
anlamından kaynaklanır.
Örneğin;
“Nüfus sayımı bu yıl yapıldı, bir hayli artmış.”
cümlesinde “yapıldı” yükleminin öznesi “nüfus sayımı”dır,
“artmış” yükleminin öznesi ise “nüfus” olacaktır. Ancak
cümlede “nüfus” diye bir özne yoktur. Sanki nüfus
sayımı, “artmış” yükleminin öznesi olmuştur. Bu ise
anlamca uygun değildir.
*Sıfat ve isim tamlamalarının aynı tamlanana bağlanması
anlatım bozukluğuna yol açar. Çünkü isim tamlamalarında
tamlanan iyelik eki aldığı halde sıfat tamlamalarında
tamlanan ek almaz. Dolayısıyla tamlananlar, niteliği
farklı olduğundan, ortak kullanılamaz.
Örneğin;
“Kaza yerine birçok askeri ve polis aracı geldi.”
cümlesinde “araç” sözü hem “askeri” hem “polis”
sözcüklerinin tamlananı durumundadır. Ancak “polis
aracı” isim tamlamasıdır ve tamlanan iyelik eki
almıştır. “Askeri” sözcüğü ise sıfat olabilecek bir
sözcüktür ve “askeri araç” şeklinde sıfat tamlaması
yapar; tamlanan da ek almaz. Dolayısıyla araç sözcüğü
ortak tamlanan olarak kullanılamaz. Cümle;
“Kaza yerine birçok askeri araçla polis aracı geldi.”
şeklinde olmalıdır.
Burada ayrıca sıfat tamlamalarında görülen bir özelliği
de ifade edelim. Türkçe’de sıfatlar çoğul anlam verirse
isimler çoğul eki almaz. Bu özellik genellikle belgisiz
sıfatlarda görülür.
Örneğin;
“Geceye birçok davetliler katıldı.”
cümlesinde “birçok” sıfatı çoğul bir anlam verdiği halde
davetliler sözü de çoğul eki almıştır. Cümleden çoğul
eki çıkarılmalıdır.
*Cümlede eklerin eksik kullanılması cümlenin anlatımını
bozar.
Örneğin;
“Her ülke, dünya devletleri arasında önemli bir yer
edinmek için, ekonomik açıdan gelişmesi gerekir.”
cümlesinde “gelişmesi” sözcüğündeki iyelik ekinin,
sözcüğü nereye bağladığı belli değil; “kimin gelişmesi
gerekir?” diye sorarsak “ülkenin” cevabı gelir. Öyleyse
“ülke” sözcüğüne ilgi eki (-in) getirilmelidir.
Bazen de bu durumun tersi görülür.
“Sanatçının, topluma yararlı bir kişi olmak için,
eserinde mutlaka toplum sorunlarına yer vermelidir.”
cümlesinde “yer veren kim?” sorusuna “sanatçı” cevap
verir. Oysa cümlede “sanatçının” denmiş. Ya bu
sözcükteki ilgi eki kaldırılmalı ya da yüklem “vermesi
gerekir” şeklinde değiştirilmelidir.
*Bazı cümlelerde ise sözcükleri birbirine bağlayan ekler
yanlış kullanılmıştır.
Örneğin;
“Senin en beğendiğim yanın, derslerine düzenli
çalıştığındır.”
Cümlede öğeleri ortak olarak kullanan etken ve edilgen
fiiller bir arada bulunmaz.
Örneğin;
“Bütün yemekleri hazırlayıp bir kenara koyulmalıdır.”
cümlesinde “hazırlamak” etken “koyulmalıdır” edilgen
fiillerdir. Bunların aynı öğelerle kullanılması
bozukluğa yol açmıştır. Cümle;
“Bütün yemekler hazırlanarak, bir kenara koyulmalıdır.”
şeklinde düzenlenirse bozukluk giderilir.
Sıralı isim cümlelerinde ekfiilin kullanılması da bazen
bozukluğa yol açar.
Örneğin;
“O yaşlı şair geleneklere bağlı, ama yeniliklere kapalı
değildi.”
cümlesinde iki yargı vardır: Şairin geleneklere bağlı
olduğu, aynı zamanda yeniliklere de kapalı olmadığı,
oysa cümlede “bağlı” sözü yüklem gibi kullanılmadığından
“değildi” edatına bağlanıyor ve böylece şairin
geleneklere bağlı olmadığı anlamı çıkıyor. Bunu
engellemek için “bağlı” sözü “bağlıydı” şekline
getirilmelidir.
ANLAM BAKIMINDAN ANLATIM BOZUKLUKLARI
1)Gereksiz Sözcük Kullanma:
Bir cümlede anlamları aynı olan veya anlamca biri
diğerini içeren sözcüklerin birlikte kullanılması
anlatım bozukluğuna yol açar.
*Kulağıma eğilerek alçak sesle bir şeyler fısıldadı.
*Bu yol yaya yürümekle bitecek gibi değil.
*Onlar da beş yıldır karşılıklı mektuplaşıyorlar.
*Geçmişteki hatıralardan bir şikayetim yok
*Ülkemizin sorunları bitmiyor ,tükenmiyor
*O günleri daha henüz dün gibi hatırlıyorum
*Bu gece ısı sıfırın altında eksi beş derece olacak.
*Gülmesinin nedeni bugün iyi bir haber almasındandır.
*Onunla ilk tanışmamızı unutamam.
*Dün gece uyurken gördüğü rüyayı anlattı.
*Sanki dalgasız bir deniz gibiydi yüzü.
*Sana söyleyeceğim bu gizli sırlarımı kimseye söyleme.
*Yaptıklarını kendi ağzıyla itiraf etti.
*Havada beyaz kar taneleri uçuşuyor.
*Bu iş yerinde aşağı yukarı üç dört yıldan beri
çalışıyorum.
*Sınav yaklaştıkça öğrencilerin heyecanı gittikçe
artıyor.
*Galiba başka çaresi de yok gibi görünüyor.
*Sınıfın boyu en kısa öğrencisini arkaya oturtmuşsun.
*Yaşlı adam söz almak için oturduğu yerden ayağa kalktı.
*Dosyadaki mevcut belgelerden anlaşılıyor ki bu iş uzun
sürecek.
*Artık bundan sonra oraya gitmene gerek kalmadı.
*İki kardeşten en küçüğü okula gitmiyordu.
*Bu saatte oraya yalnız gidemem;seninle birlikte gitmek
istiyorum.
*İşte seninle bu yüzden dolayı konuşmak istemiyorum.
*Niçin böyle yüksek sesle bağırıyorsun ki?
*Biz onlara iki günde bir, gün aşırı giderdik.
*Yorulmamıza rağmen basamaklardan yukarı hızlı hızlı
çıkıyorduk.
*Türkçede Arapça ve Farsça dillerinden gelmiş sözcükler
vardır.
*Böyle havalarda eve bir tane bile ekmek götürmeyi
unutur.
*Kadın küçük çocuğa yaklaşarak senden büyük ağabeyin var
mı diye sordu.
*Yarınki toplantıda ülkenin ekonomik ve iktisadi
problemleri tartışılacak.
2)Sözcükleri birbiriyle karıştırma:
Anlamları veya yazılışları çok benzer olan sözcüklerin
karıştırılması cümlenin anlam bütünlüğünü bozar.
*Geri kalmışlık Türkiye’ye özel bir durum değil.
*Bu binalar gerçekten çok yaklaşık yapılmış.
*Size birazdan düğün resimlerini göstereceğim.
*Bir öğrenci sınıfta kalmışsa onun sınıfı geçmesini
güçlendiren nedenleri araştırmak gerekir.
*Bizden son öğretim durumunu gösteren bir belge istedi.
*Vatandaşlarımız arasında din ,dil,ırk ayrıntısı
yapılamaz.
*Bazı öğrenciler derste çok çekimserdir.
*Uzun saçlı bir genç geldi,kendini bize tanıştırdı.
*Vezüv etken bir yanardağdır.
*Deterjandan elleri tahrip oldu.
*Bu bölgenin kendine özgün gelenekleri vardır.
*Camdan yankılanan ışık gözlerimi kamaştırdı.
*Yazarın on dördüncü kitabı da yayınlandı.
*Belediyeler sık sık güz etkenlikleri yapıyor.
*Çocukların birbirleriyle uygunluk içinde olmaları çok
güzel.
*Bu iki olay arasında hiçbir ayrıcalık yok.
*Fiyatlar çok pahalı olduğu için satışlar çok durgun.
*Kar yolu kapadığı için geçit servis yolundan
sağlanıyordu.
3)Sözcükleri Yanlış Anlamda Kullanma:
Sözcük, anlamına uygun yerde kullanılmadığı zaman ya da
yanlış anlama gelecek şekilde kullanıldığında anlatım
bozukluğu doğar.
*Bu onların bolluğa düştükleri zaman bile savurganlık
etmelerine yol açar.
*Şimdi size yarın yayınlanacak programlardan bazılarını
hatırlatıyoruz.
*Bence sizin bu sınavı kaybetme şansınız hiç yok.
*Alınan bunca borç Türkiye’nin Avrupa’ya bağımlı
olmasını sağladı.
*Bugün dünyanın yüz kırk ülkesinde cüzamlılar günü
kutlanıyor.
*Bu yıl babamın yüzünden sınıfı geçtim.
*Annesi iyi çorap dokurdu.
*Ektiğin fidanlar meyveye döndü.
*Her türlü girişimden çekinmeyen biriydi.
*Aldıkları para mutluluklarına yol açtı.
*Cumhuriyet 1923 tarihinde ilan edildi.
*Ben 21 Mart 1978 yılında doğmuşum.
*Uzun bir ders yılı daha tamamlanmak üzere tatil iyice
yanaştı.
*Tırnakların bir hayli büyümüş.
*Dünden itibaren yağmur yağıyor
*Adamın başına silahı dayayarak cebindeki parayı
çalmışlar.
*Bize yapılacak her türlü baskı bizi yolumuzdan
alıkoyamayacaktır.
*Bu gençleri azımsamak ,onların başarılı olacaklarına
inanmamak doğru değil.
4)Sözcüğün Yapısındaki Yanlışlık:
Bir sözcük dilbilgisi kurallarına aykırı türetilirse
anlatım bozukluğu doğar.
*Mehmet Efendi on beş yıldır bakkalcılık yapıyor.
*Yiyecekleri kokturmuşsun.
*Bölgevi sorunlar artıyor.
*Her şeyi pahalılandırmışsınız.
*Bilinçleşmenin gerçekleşmesini eğitim sağlayacaktır.
*Dilimizi çirkinletmeyelim.
*Sizce bu kişi kaçtı mı kaçtırıldı mı?
5)Yerinde Kullanılmayan Sözcük veya Öğeler:
Bir sözcüğün cümlenin akışına veya anlamına uygun yerde
kullanılmaması anlatım bozukluğuna yol açar.
*Hakan çok iyi futbolcu ama fazla topla oynuyor.
*Bu çocuk seneye yüksek inşaat mühendisi olacak.
*Eski Adana millet vekillerinden biri daha ölmüş.
*Günde kırk kere limonlu salatalık turşusu satan dükkana
uğrardı.
*Cesetler çok denizde kaldığından çürümüş.
*Burada her Allah’ın günü kaza oluyor.
*Başbakan Çin’e bu yılın sekizinci büyük gezisini
yapıyor.
*Değil bir lokma ekmek bir tabak yemek yine bulamaz.
*Bakanımız bir hafta içinde petrol üreten ülkeleri
gezecek.
*Ağrısız kulak delinir.
*Atatürk’ün 119.doğum yılı törenle kutlanmıştı.
*Bu yemek fazla dışarıda kaldığı için bozulmuş.
*THY’ye ait 158 yolcunun bulunduğu uçak denize düşmüş.
6)Anlamca Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması:
Bir cümlede anlamca birbirine ters olan sözlerin
birlikte kullanılması cümlenin anlam bütünlüğünü
bozar.Genellikle kesinlik ihtimal çelişkisi görülür.
*Hiç şüphesiz bu olaya en çok üzülen başkan olsa gerek.
*Şüphesiz sanatçı bu alanda çok başarılı eserler vermiş
olmalı.
*Kesinlikle söyleyebilirim ki tedavi hastayı ayağa
kaldırabilir.
*Gönderdiğim paketi eminim bugüne kadar almış
olmalısınız.
*Müdür Bey bu adam için:”Çok mütevazı , burnundan kıl
aldırmayan biridir.”diyor.
*Artık kesinlikle böyle bir hataya düşmeyebilir.
*Okulu bitireli hemen hemen tam on yıl oldu.
*Elbette onunla birlikte gitmiş olabilirler.
7)Deyim ve Atasözü Yanlışları:
Deyimler ve atasözleri kalıplaşmış ve halk
diline,kültürüne yerleşmiş kelime gruplarıdır.Bu yüzden
deyimlerdeki kelimeler kesinlikle
değiştirilemez.Kullanılan deyim, cümleye de uygun
olmalıdır.
*Babasını görünce paçaları tutuştu.
*Çok acıktım midem zil çalıyor.
*O kadar kalabalık ki çuvaldız atsan yere düşmez.
*Ona ayak bağı oluyor , işini çabuk bitirmesini
sağlıyordu.
*Ona yardım et elinden geleni ardına koyma.
*Alma garibin ahını çıkar aheste aheste.
*Ev sahibi ,Ayşe Hanıma bu ne şıklık böyle deyince Ayşe
Hanım üzerine alındı.
*Konferansta konuşmacının anlattıkları herkesin
dikkatini çekmişti.Tüm dinleyiciler kulak kabartmış
,konuşmacıyı dinliyordu.
*Bu görüntüler karşısında saçlarım diken diken oldu.
*Bu konuyu onunla bir görüş o yol yolak bilen biridir.
8)Gereksiz Yardımcı Eylemler Kullanma:
Türkçede doğrudan fiil olarak çekimlenebilecek bir
kelimenin yardımcı eylem alarak çekimlenmesi yanlıştır.
*Boşuna umut etme oraya gelmeyeceğim.
*Benden kuşku etmemelisin.
*Senin düşüncelerin hiçbir zaman bana etki etmez.
*Bu işi onun yapabileceğinden şüphe etmiyorum.
Not:Bu konuyu bazı kaynaklar anlatım bozukluğu olarak
kabul etmez.ÖSS’de de şimdiye kadar böyle bir soru
çıkmamıştır.
9)Mantık Hataları:
İyi ve sağlam bir cümlenin temel mantık ilkelerine uygun
olması gerekir aksi taktirde anlatım bozukluğu yapılmış
olur.
*Seninle değil şehir içinde gezmek, dünya turuna bile
çıkılmaz.
*Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını
sizlere hatırlatmaya çalıştık.
*Beyin zarı iltihapları iyi tedavi edilmezse ölüme;hatta
sara nöbetlerine dahi yol açabilir.
*Tezgahtar müşterinin aldığı oyuncağı kağıda sardı ve
müşteriye verdi.
*Karar TBMM’nin 230′a karşı 190 oyla aldığı bir kararla
kabul edildi.
10)Zamir Eksikliğinden Kaynaklanan Anlatım
Bozuklukları:
Bazı cümlelerde iyelik zamiri kullanılmadığı taktirde
bir anlam belirsizliği ortaya çıkar.Cümlenin başına hem
senin hem de onun zamirini getirebiliyorsak orada bir
anlam belirsizliği vardır.Bu tip cümlelerdeki anlam
belirsizliğini gidermek için cümlenin uygun bir yerine
iyelik zamirinin getirilmesi gerekir.Aksi taktirde anlam
belirsizliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu
doğar.
*Ehliyetini polis almış öyle mi?
*Bana ne söyleyeceğini biliyorum.
*Geleceğini ben biliyordum.
*Yarışmada birinci olduğuna sevindim.
Not:Bazen de bu belirsizlik noktalama işaretleriyle
giderilir.
*Hırsız, çocuğu kovaladı.
*Genç, adama seslendi.
*O, soruları yapamadı.
11)Karşılaştırma Hataları:
Bazı cümlelerden iki farklı anlam çıkabilmektedir.Bu tip
karşılaştırma bildiren cümlelerdeki anlatım bulanıklığı
giderilmediği taktirde anlatım bozukluğu ortaya çıkar.
*Adam,politikayla karısından çok ilgileniyor.
*Bu kötü insanlara sizden çok kızıyorum.
*Sen onu benden çok aradın.
DİLBİLGİSİ BAKIMINDAN ANLATIM BOZUKLUKLARI
1)Yüklem Yanlışlığından Doğan Anlatım Bozuklukları:
Yüklemle ilgili yanlışlıklar, yüklemin
çatı,kişi,zaman,yardımcı eylemler,ek eylemler gibi
noktalarda cümleye uygunluk göstermemesi durumudur.
*Kahvaltıda peynir,ekmek ve çay içtik.
*İçkiyi az sigarayı hiç içmem.
*Kimin dürüst,kimin dürüst olmadığını biliyor.
*Suçlamaların yersiz ve doğru olmadığını söyle.
*Baloya güzel bir elbise ve pahalı mücevherler takarak
gelmişti.
*Çocuklarıyla bazen çok bazen de hiç ilgilenmezdi.
*Sabahları erken kalkar ve sakin havada koşuyordu.
*Annem yemek pişiriyor biz de ona yardım ediyorduk.
*Boyu kısa , bedeni de pek biçimli değildi.
*Aldığı şeyler hem pahalı hem de kaliteli değilmiş.
*Bu geziye okulumuz öğrencilerinden ve disiplin cezası
almayanlar katılabilecek.
2)Özne Yanlışlığından Doğan Anlatım Bozuklukları:
Cümlede öznenin bulunmamasından,öznenin gereksiz ekler
almasından, ya da özne olmayacak bir sözün özne gibi
kullanılmasından kaynaklanır.
*Dernek müdürünün yetkileri alındı ve kovuldu.
*O insanların sayısı azalıyor bulunmaz oluyor.
*Belediye tarafından yaptırılan dört katlı binanın
inşaatı bitirildi ve hizmete girdi.
*Yaşlı adamın parası alınarak evine gönderildi.
*Viraja hızlı giren aracın lastiği patladı ve kaza
yaptı.
*Herkes kazayı seyrediyor, yardım etmeyi düşünmüyordu.
*Hastanın durumu gittikçe kötüleşiyor,yerinden
kalkamıyordu.
*Filmin güzelliği herkesi etkiledi;çünkü güzel
çekilmişti.
3)Özne Yüklem Uyuşmazlığından Kaynaklanan Anlatım
Bozukluğu:
Öznenin tekillik çoğulluk ve şahıs bakımından uyuşması
gerekir;aksi taktirde anlatım bozukluğu ortaya çıkar.
a)Topluluk isimleri özne ise yüklem tekil olur;ancak
topluluk isimleri çoğul eki alıyorsa yüklem de alabilir.
*Bizim takım sahaya çıktılar.
*Takımlar nihayet sahaya çıktılar.
*Ordular uzun süredir savaşıyor.
b)Bitki,hayvan,cansız varlık ve organ isimleri çoğul
durumda özne ise yüklem tekil olur.
*Nedense köpekler sabaha kadar havladılar.
*Çiçekler sıcaktan kurumuşlar.
*Bu sıralar çok sağlam yapılmışlar.
*Seni görünce gözlerim dolar.
Not:İnsan dışı varlıklar kişileştirme yolu ile çoğul
özne ise yüklem de çoğul olabilir.
*Martılar denize dalıp dalıp çıkıyorlar.
*Martılar bize selam getirdiler.
*Dağlar beyaz şallarını omuzlarına attılar.
c)Eylem isimleri ,çoğul özne ise yüklem tekil olur.
*Gülüşmeler çok uzun sürdüler.
*Tartışmalar sabaha kadar devam ettiler.
d)Çoğul sayılar özne ise yüklem tekil olur.
*İki kişi bankayı soymuşlar.
*Derse on öğrenci girmediler.
*Bana beş soru bıraktılar.
e)Saygı,sitem,küçümseme gibi durumlar için özne tekil
de olsa yüklem çoğul yapılabilir.
*Ahmet Bey bizi hatırlamadılar.
*Ayşe Hanım odasında yoklar.
f)Öznede belgisiz zamir ya da belgisiz sıfat varsa
yüklem tekil olur.
*Hiçbiri sizi görmüyorlar.
*Herkes bu konuda aynı fikirdeydiler.
*Birçok kişi aynı sorunu tartışıyorlar.
g)Bir cümlede birden fazla özne varsa ve bu öznelerin
biri 1. kişi ise yüklem 1. çoğul olur.
*Ali, Ahmet ve ben dün size uğramıştık.
*Ben ve kardeşim size inanmıyoruz.
h)Birden fazla özneden biri 2.kişi ise yüklem
2.çoğul;öznelerin biri 3.kişi ise yüklem 3. çoğul olur.
*Sen ve kardeşin derse girmemişsiniz.
*Ahmetle o bu akşam gelecekler.
*Ben,sen,o burada nöbet tutacağız.
*O ve Murat bunu hemen yapacaklar
4)Tümleç Yanlışları:
Özellikle sıralı cümlelerde tümleç (dolaylı tümleç,
nesne, zarf tümleci) kullanılması gereken yerde
kullanılmamışsa anlatım bozulur.Bir tümlecin birden çok
yüklem için ortak kullanımı mümkündür.Ancak bu ortak
tümleç yüklemlerden birine dahi uymazsa cümlede anlatım
bozukluğu doğar.Tümleç yanlışlarını şu başlıklar altında
inceleyebiliriz:
a)Dolaylı Tümleç Eksikliği:
*Düşman kenti bombaladı ; ama giremedi.
*Çukurova’nın toprağı insanı diriltir, umut verir.
*Sizi önemseyen ve inanan insanlar var.
*Gençlerden çok şey bekliyoruz;fakat değer vermiyoruz.
*Kadının içeri girmesiyle çıkması bir oldu.
*Bu evden nefret ediyordu ;ancak darda kalınca
geliyordu.
b)Zarf Tümleci Eksikliği:
*Yeni yetişen sanatçılara yardım eder,ilgilenirdi.
*Bir daha seni görmek ve karşılaşmak istemiyor.
*Arkadaşlarını aradı,sonra buluştu.
*Kötü bir beste yaptığımda beni eleştirir ve tartışırdı.
*Senin sorunlarını çözmeye çalışıyor; başa çıkmak için
uğraşıyoruz.
c)Nesne Eksikliği:
*Size teşekkür etmek ve kutlamak istiyor.
*Yazıya özendiği,dikkatle yazdığı belliydi.
*Sana telefon açmış,merak ediyormuş.
*Evin onarımını haftaya bitirecek , sonra da satacak.
*Bu kuralların gerekli olduğunu biliyorum;ama
uygulayamıyorum.
*Yardıma muhtaç olanlara yardım eder , doyururdu.
*Onun sıcacık sesi bize ulaşır,mutlu ederdi.
*Yazılarında, halkı soyanlara çatar,yerin dibine
batırırdı.
*Suçlunun evini bastılar,yakalayıp polise teslim
ettiler.
5)Tamlama Yanlışları:
a)Bir sıfatla bir adın ortak tamlanana bağlanması
anlatımı bozar:
*Doğa ve toplumsal olayları inceledik.
*Dün epik ve aşk şiirleri okuduk.
*Askeri ve devlet okullarına giriş sınavı yapılacak.
*Gençlik, duygusal ve kişilik sorunları yaşıyor.
*Politik ve ahlak yozlaşması önemli bir sorundur.
b)Çoğul anlamı taşıyan bir sıfattan sonra gelen ad
tekil olmalıdır:
*Birçok seneler geçti.
*Bizde iki türlü düşünürler vardır.
*Her türlü tedbirler alındı.
*Birçok festivaller düzenlendi bu yaz.
*Bin türlü çiçekleri derledim sana.
c)Tamlayan Eki Eksikliği:
*Her önüne gelen aklına esen sözcüğü dilimize mal etmesi
yanlıştır.
*Bu duygular geçici ve insanı yanıltıcı olduğu
bilinmelidir.
*Büyük emek harcanarak yazılan eserler bilimsel bir
yaklaşımla değerlendirilmesi gerekir.
d)Tamlayan Eksikliği:
*Öğrenciye bir şey vermeden gelişmesini umma.
*Arkadaşına yardım ederek mutlu olmasını sağladı.
*Tanıdıklarından alışveriş yaparak para kazanmalarına
katkıda bulunurdu.
*Çocuklarıyla her konuyu konuşur , yanlışa düşmemelerine
çalışırdı.
6)Eylem - Eylemsi Arasındaki Çatı Uyuşmazlığı:
Birleşik veya sıralı cümlelerde aynı özneyi alan
yüklemlerin her ikisi de etken veya her ikisi de edilgen
olmalıdır.
*Bütün sorunlar halledilip öyle gidecekti.
*Bütün sahipsiz hayvanlar toplanıp şehir dışına
götürecek.
*Sorular çok dikkatli okuyarak çözülsün.
*Çok emek harcanıp az para kazanabilmiş. |
|