|
|
Borçlar Hukuku Konu Özeti
Borcu Sona Erdiren Nedenler
VERGİ BORCUNU SONA
ERDİREN NEDENLER
ÖDEME
Ödeme, vergi borcunun yükümlü tarafından yasalara uygun biçimde
yerine getirilmesidir (VUK. m.23). İşlemin vergi idaresi yönünden
ifadesine tahsil denilir. Tahsil vergilendirme aşamalarının
sonuncusudur.Tarh,tebliğ ve tahakkuktan sonra gelir.Genel olarak
tahakkuk eden bir vergi borcu ödenmek suretiyle sona erer. Tahakkuk
etmemiş vergiler kural olarak ödenmeyecegi gibi alacaklı vergi
idaresi tarafından da istenemez .Bir verginin tahsil edilebilmesi
için tahakkuk etmiş olması gerekmekle birlikte bazı vergilerde bu
iki aşama çakışmakta, vergi, tahsil edildiği anda tahakkuk etmiş
olmaktadır. Örneğin pul yapıştırmak suretiyle alınan damga
vergisinde tahakkuk ve tahsil pulun kullanıldığı anda gerçekleşir.
Tahakkuku tahsile bağlı vergiler denilen bu gibi vergilerde,
verginin tahsili tahakkuku da içine alır (VUK. m.24).
Ödeme Zamanı : Vergi borçları kendi kanunlarında gösterilen
süreler içinde ödenir. Ödeme süresinin son günü verginin vade
tarihidir. Örneğin gelir vergisi mart ve temmuz olmak üzere iki eşit
taksitte ödenir.
Özel ödeme zamanları:Ödeme zamanları yasalarla belirtilmekle
birlikte, bazen yasalar koydukları genel kuralın dışında özel ödeme
zamanları öngörürler; bazen da yasalarda yazılı ödeme zamanları
uzatılır.
Özel ödeme zamanlarına ilişkin hükümler hem Vergi Usul Kanununda,
hem de tek tek vergi yasalarında yer almaktadır. Vergi Usul Kanununa
göre (m.112):
— Resen veya ikmalen tarh edilen vergiler taksit zamanlarından önce
tahakkuk etmişse taksit süresi içinde, taksit süreleri kısmen veya
tamamen geçtikten sonra tahakkuk etmişse, geçmiş taksitler tahakkuk
tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir. (m.112/1). Resen veya
ikmalen tarh edilen vergilere karşı yükümlü vergi mahkemesine
başvurabileceğinden bu vergiler ancak 30 günlük dava açma süresinin
geçirilmesinden sonra tahakkuk ederler. Tahakkuk tarihinden itibaren
de bir aylık ödeme süresi tanındığına göre, taksit süreleri
geçtikten sonra tahakkuk eden resen veya ikmalen tarh edilen
vergiler tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde ödenmiş olurlar.
— Ülkeyi terk ve ölüm gibi yükümlülüğü kaldıran durumlarda beyan
üzerine tarh edilen vergiler beyanname verme süreleri içinde ödenir.
Yükümlünün, vadesi bu süreden sonra gelen vergileri de bu sürede
alınır (VUK.m.112/2).
— Vergi mahkemesinde dava açıldığı için tahsili durdurulan
vergilerden taksit süresi geçmiş olanlar mahkemenin kararına göre
hesaplanan vergi ihbarnamesinin tebliği tarihinden itibaren bir ay
içinde ödenir. (m.112/3); taksit süreleri henüz geçmemiş olanlar ise
taksit zamanlarında ödenir.
Vergi Usul Kanununun 112 nci maddesinin öngördüğü yukarıdaki
hükümler dışında vergi yasalarında da özel ödeme zamanları da
mevcuttur.Vergi yasalarında belirlenen ödeme süreleri bazı
durumlarda Vergi Usul Kanununun veya diğer yasaların emredici hükmü
gereğince uzamakta, bazı durumlarda ise yasanın verdiği yetkiye
dayanarak Maliye Bakanlığınca uzatılmaktadır. Vergi Usul Kanununda
(m.13) sayılan mücbir sebeplerden birinin bulunması halinde bu sebep
ortadan kalkıncaya kadar süreler işlemez (VUK. m.15). Bu durumda
ödeme süreleri uzar; vade uzayan sürenin bittiği gündür (VUK.
m.111/3). Yine veraset intikal vergisinde, emlak vergisinde ve zor
durumda bulunmaları nedeniyle vergiye ilişkin ödevleri süresi içinde
yerine getiremeyecek olanlar bakımından belirli koşullara uyulması
kaydıyla süreler uzayabilir.
Vergi Borcunun Ödenmemesinin Hukukî Sonuçları :Yasaların
belirlediği süreler içinde borcunu ödemeyen vergi yükümlüsü,
idarenin herhangi bir işlemine gerek olmadan mütemerrit duruma
düşer. Vergilendirmeden doğan alacak ve borç ilişkisi kamusal
nitelikte olduğundan ödeme süresinin son bulması ile birlikte, vergi
yasalarının öngördüğü yaptırımlar yükümlü hakkında kendiliğinden
işlerlik kazanır. Vergi sistemimizde yükümlünün temerrüdü başlıca şu
sonuçlar doğar.
Vadesinde Ödenmeyen Alacağa Gecikme Zammı Uygulanması .Vergi
borcunun zamanında ödenmemesinin doğurduğu hukukî sonuçlardan biri
ödenmesi geciken alacağa gecikme zammı uygulanmasıdır. . Alacağın
süresi içinde ödenmeyen kısmına vade gününü izleyen günden itibaren
her aylık süre için ayrı ayrı olarak % 3 (2005/8551Sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulu Hakkında Kanunun 51 inci Maddesine
İlişkin B.K.K). gereğince 02/03/2005 Tarihinden İtibaren Her Ay
İçin%3gecikme zammı uygulanır; ay kesirleri tam ay olarak alınır.
Vergi ziyaı cezası hariç olmak üzere ceza niteliğindeki kamu
alacaklarına ayrıca gecikme zammı uygulanmaz.
Gecikme zammının ceza niteliğinde olup olmadığı tartışmalıdır.
Devlete, il özel idarelerine, belediyelere ait vergi, resim, harç...
gibi aslî ve gecikme zammı, faiz gibi fer’i kamu alacaklarından söz
eden yasa maddesinden (AATUHK.m.1), zammın ceza niteliği taşımadığı,
yasa koyucunun gecikme zammına asıl borca bağlı bir fer’i borç
niteliği tanıdığı sonucu çıkarılabilir. Gecikme zammının cezai
nitelik taşımaması ölüm halinde cezalarla birlikte gecikme zammının
da düşmesine engel olur.
Gecikme Zammı- Gecikme Faizi: Vergi Usul Kanununun 112 nci
maddesi, re’sen ikmalen veya idarece yapılan tarhiyatlarda dava
konusu yapılmadan kesinleşen vergilere, kendi vergi kanunlarında
belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade
tarihinden itibaren son yapılan tarhiyatın tahakkuk tarihine kadar,
dava konusu yapılan vergilerde ise yargı organı kararının tebliğ
tarihine kadar geçen süreler için, 6183 sayılı yasada belirtilen
gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanacağını belirtmektedir.
Bu ifadelerle 1986 yılından itibaren vergi uygulamamıza gecikme
zammının yanında bir de gecikme faizi girmiştir. Bu iki kavramı
karıştırmamak gerekir. Gecikme zammı muaccel hale gelmiş her çeşit
kamu alacağına vade tarihini izleyen günden itibaren uygulandığı
halde, gecikme faizi sadece re’sen, ikmalen ve idarece tarh edilen
vergilerde uygulama alanı bulmaktadır; yani tarh edilmiş ve tahakkuk
etmiş, ancak vadesinde ödenmemiş vergilere değil, hiç tarh edilmemiş
veya eksik tarh edilmiş vergilere uygulanır.
Cebri İcra Yoluyla Tahsil :Vergi borcunun vadesinde
ödenmemesinden doğan bir diğer hukukî sonuç ta bu alacağı cebrî icra
yoluyla tahsil edebilme olanağının doğmasıdır. Kamu alacağını
vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal
bildiriminde bulunmaları gereği “ödeme emri” ile tebliğ olunur.
Ödeme emrine borcun asıl ve ferilerinin mahiyet ve miktarı, nereye
ödeneceği, süresinde ödenmediği veya mal bildiriminde bulunulmadığı
takdirde borcun cebren tahsil edileceği ve borçlunun mal
bildiriminde bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere hapis ile
tazyik olunacağı yazılır (AATUHK.m.55). Cebren tahsil şu yollardan
birinin uygulanması suretiyle yapılır: Vergi borçlusu teminat
göstermiş ise teminat paraya çevrilir veya kefile başvurulur;
borçlunun borcuna yetecek miktardaki malları haczedilerek paraya
çevrilir.
Ödeme Yeri :Vergi borcu, yükümlünün bağlı olduğu vergi
dairesine ödenir. (VUK.m.110/1). Vergi dairesi yükümlüyü tespit
eden, vergi tarh eden, tahakkuk ettiren ve tahsil eden kamu
idaresidir. (VUK.m.4/1).Yükümlülerin vergi uygulaması bakımından
hangi vergi dairesine bağlı oldukları vergi yasalarıyla, bu
yasalarda açıkça yazılı olmayan hallerde Maliye Bakanlığınca
belirlenir (VUK.m.4/2).
Verginin Tahsil Şekilleri :Vergilerin toplanmasında
başvurulan usuller çeşitli evrelerden geçmiştir. Bir zamanlar halkın
temsilcileri eliyle veya iltizam usulü ile toplanan vergiler
günümüzde devlet tarafından alınmaktadır. Günümüzde yükümlüler
vergilerini doğrudan doğruya vergi dairelerine yatırmakta ,
dairelerin yetkili ve sorumlu memurları tarafından verilecek makbuz
karşılığı yapılmaktadır. Vergiler doğrudan doğruya tahsil
dairelerine yatırılabileceği gibi Maliye Bakanlığının belirleyeceği
bankalar aracılığı ile de ödenebilir. Başka bir tahsil şekli de
verginin kaynakta kesilmesidir. En geniş biçimde gelir vergisinde
uygulanan bu tahsil şeklinde, ödeme konusu para hak sahiplerine
verilmeden önce vergi ödemeyi yapanlarca kesilerek yatırılır. Bu
usulün hem vergi kaçırılmasını önlemek, hem de yükümlü sayısını en
aza indirmek gibi yararları vardır.
ZAMANAŞIMI
Ödeme dışında vergi borcunu sona erdiren en önemli nedenlerden biri
zamanaşımıdır. Bu nedenle alacaklı kamu idaresi yasaların
belirlediği süreler içinde vergiyi tahakkuk ettirmediği ya da tahsil
etmediği takdirde artık bu işlemleri yapma olanağını kaybeder.
Devletin vergi alma yetkisinin zamanaşımı süreleri ile
sınırlandırılması vergiden doğan hukukî ilişkinin uzun zaman askıda
kalmasını önler;
Vergi Usul Kanunu zamanaşımının yükümlünün bu hususta bir müracaatı
olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceğini öngörmektedir
(m.113/2). Belirtilen yararlarına karşılık zamanaşımı, borcunu
düzenli biçimde ödeyen yükümlüler aleyhine adalet ve eşitlik
ilkelerini zedeler.
Vergi hukukunda vergi idaresinin vergiyi isteme yetkisini
sınırlandıran iki tür zamanaşımı vardır: Bunlar tahakkuk ve tahsil
zamanaşımıdır.
Tahakkuk Zamanaşımı :Tahakkuk zamanaşımına ilişkin hükümler
Vergi Usul Kanununda düzenlenmiştir. Vergi Usul Kanunu, vergi
alacağının doğduğu takvim yılını izleyen yılın başından başlayarak
beş yıl içinde tarh ve yükümlüye tebliğ edilmeyen vergilerin
zamanaşımına uğrayacağını öngörmektedir (m.114/2). Beş yıllık süre,
aksine hüküm bulunmadıkça, Vergi Usul Kanununa giren bütün vergiler
için geçerlidir. Bununla birlikte Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu
ile Emlâk Vergisi Kanunu koydukları istisnai hükümlerle (
zamanaşımının başlangıcını idarenin öğrendiği tarihe bağlamak
suretiyle) bu süreyi uzatmışlardır.
Vergi cezalarında ise vergi ziyaı suçu için 5 yıl olan zamanaşımı
süresi usulsüzlük suçları için iki yıl olarak saptanmıştır. (VUK.m.374).
Vergi ziyaı suçu ile usulsüzlük suçunun birleşmesi halinde ceza,
vergi ziyaı cezası için belli edilen zamanaşımı süresi içinde
kesilir. Tahakkuk zamanaşımı süresinin dolmasıyla alacaklı vergi
dairesinin vergiyi tarh ve tebliğ etme yetkisi sona erer.
Zamanaşımı kurumu alacak-borç ilişkisinde yükümlünün çıkarlarına
hizmet ettiği için, alacaklının da çıkarını korumak üzere zamanaşımı
süresinin işlemesini durduran ve kesen nedenler kabul edilmiştir.
Alacaklının alacağını izleme olanağının kalmaması veya bunun çok zor
olması halinde zamanaşımı süresi durur; zamanaşımı, sürenin
işlemesine engel durumun kalkmasıyla kaldığı yerden işlemeğe başlar.
Zamanaşımının durması fiilî veya hukukî zorunluluklar gereği kabul
edilmiştir. Ancak zamanaşımının durması alacaklı lehine tanınmış bir
olanaktır. Buna rağmen alacaklı yükümlüyü izleyebilir. Yükümlü
zamanaşımının durduğunu öne sürerek bu takibi geciktiremez. Vergi
Usul Kanununa göre (m.114/2) matrah takdiri için vergi dairesince
takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran
zamanaşımı, takdir komisyonu kararının vergi idaresine gelmesini
izleyen günden itibaren yeniden işlemeğe başlar. Takdir komisyonu
kararının zamanaşımı süresinin dolmasından önce veya bu süre
dolduktan sonra vergi dairesine gelmesi arasında fark yoktur; iki
durumda da zamanaşımı takdir komisyonunda geçen süre kadar durur.
Tahakkuk zamanaşımını durduran başka bir neden de mücbir sebeplerdir
(VUK. m.15/1). Vergi Usul Kanunu mücbir sebeplerin meydana gelmesi
halinde sürelerin, bu sebeplerin kalkmasına kadar işlemeyeceğini,
tahakkuk zamanaşımının da işlemeyen süreler kadar uzayacağını
öngörmektedir.
Tahsil Zamanaşımı :Tahsil zamanaşımı vergiler ve diğer bütün
kamu alacakları için geçerli olarak Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanunda düzenlenmiştir. Bu kanuna göre kamu alacağı,
vadesinin rastladığı yılı izleyen takvim yılı başından itibaren beş
yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar (m.102/1). Aynı
maddede para cezalarına ait özel kanunlardaki zamanaşımı
hükümlerinin saklı olduğu belirtildiğinden, Türk Ceza Kanununda ve
diğer para cezası hükmü taşıyan kanunlarda yer alan para cezalarına
zamanaşımı bakımından bu hükmün uygulanmayacağı açıktır.
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun tahsil zamanaşımının
başlangıcını, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen
takvim yılı olarak belirlemiştir. Verginin vadesi, o verginin ödeme
süresinin son gününü ifade eder (AATUHK.m.37/3, VUK.m.111/2).
Vergilerin ödeme süreleri tek tek vergi yasalarında belirlenmiş ve
özel durumlar için de ayrı süreler saptanmıştır. Tahsil
zamanaşımının işlemeğe başlaması bakımından vade tarihinin değil de
vadeyi izleyen takvim yılının esas alınmasının nedeni, bütün
yükümlülerin tabi oldukları zamanaşımını ayrı ayrı incelemekten
idareyi kurtararak daha kolay çalışmasını sağlayabilmek
düşüncesidir.
Tahsil zamanaşımı süresi dolduktan sonra alacaklı kamu idaresinin
vergiyi tahsil edebilme yetkisi kalkar; ancak zamanaşımı süresinin
dolmasından sonra yükümlünün rızası ile yapacağı ödemeler kabul
edilir (m. 102/2).
Tahsil zamanaşımı süresinin işlemesine engel olan nedenler :
Tahsil zamanaşımı süresini durduran ve kesen nedenler Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 103 ve 104 üncü
maddelerinde gösterilmiştir. 104 üncü maddede tahsil zamanaşımı
süresini durduran nedenler üç grupta toplanmıştır. Bunlar:
- Vergi yükümlüsünün yabancı ülkede bulunması,
- Hileli iflas etmesi,
- Terekesinin tasfiyesi dolayısıyla hakkında takibat yapılmasına
olanak bulunmamasıdır.
Tahsil zamanaşımını kesen nedenler ise yasanın 103 üncü maddesinde
on bent halinde gösterilmiştir.
- Ödeme, Haciz uygulaması, Cebren tahsil ve takip işlemleri sonunda
yapılan her çeşit tahsilat, Ödeme emri tebliği, Mal bildirimi, mal
edinme ve artmalarının bildirilmesi, ödeme, haciz vb işlemlerden
herhangi birinin kefile veya yabancı kişi ve kurumlar mümessillerine
uygulanması veya bunlar tarafından yapılması, Uyuşmazlık konusu kamu
alacaklarında yargı organlarınca bozma kararı verilmesi, Kamu
alacağının teminata bağlanması, Yargı organlarında yürütmenin
durdurulmasına karar verilmesi, İki kamu idaresi arasında mevcut bir
borç için alacaklı kamu idaresi tarafından borçlu kamu idaresine
borcun ödenmesi için yazı ile başvurulması.
Zamanaşımı süresi kesilmenin rastladığı takvim yılını izleyen takvim
yılı başından itibaren yeniden işlemeğe başlar. Ancak zamanaşımının
bir bozma kararı ile kesilmesi halinde, sürenin başlangıcı yeni vade
gününün rastladığı yılı izleyen takvim yılının ilk günü olmaktadır.
Kamu alacağının teminata bağlanması veya yürütmenin yargı
organlarınca durdurulması hallerinde zamanaşımı süresi teminatın
kalktığı, yürütmenin durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı
takvim yılını izleyen takvim yılının ilk günü işlemeğe başlar.
TAKAS
Takas (ödeşme) vergi borcunu sona erdiren bir neden olup, ayni
cinsten olan karşılıklı ve muaccel iki borcu, daha küçük olanı
oranında sona erdiren bir hukukî işlemdir. Borçlar Kanununa göre
takas beyan edebilmek için “ayni cinsten” ve “muaccel”karşılıklı iki
alacağın varlığı gereklidir (BK: m. 118). Bu durumda bulunan
karşılıklı iki alacağın sahibi, birbirlerine olan borçlarını ayrı
ayrı ifa etmek yerine, bir beyanla alacaklarını hesaben tahsil eder
ve borç ilişkilerini sona erdirirler.
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (m. 23), kamu
idarelerince yükümlüden tahsil edilmiş olup, yasal nedenlerle iadesi
gereken kamu alacaklarının, yükümlünün reddiyatı yapacak kamu
idaresine olan muaccel borçlarına mahsup edilmek suretiyle
reddolunacağını öngörmektedir. Bu hükümde mahsup deyimi ile ifade
edilmek istenilen şey aslında takas işlemidir. İki farklı deyimin
birbirinin yerine kullanılması doğru değildir; çünkü takas ve mahsup
hukukî nitelikleri itibariyle birbirlerinden farklıdırlar. Örneğin
yurt dışında edinilen kazançlar üzerinden mahallinde ödenmiş bulunan
gelir vergisi yıllık beyannamede gösterilen toplam vergiden
indirilir; bu, takas değil mahsup işlemidir.
Vergi hukukunda tarafların takas isteminde bulunabilmesi için
yükümlünün alacağının kesinlik kazanmış bulunması ve borcunun da
muaccel olması gerekir. Bu nedenle örneğin idare, yükümlünün
kendisinden olan muaccel alacağını onun halen vergi mahkemesinde
bakılmakta olan ve dolayısıyla henüz tahakkuk etmemiş bulunan borcu
ile takas edemez. Ayni nedenle yükümlü de hataen fazla ödeyip
düzeltme dilekçesiyle idareden iadesini istemiş bulunduğu, fakat
iadesine henüz karar verilmemiş bir alacağının muaccel bulunan bir
vergi borcuna takas edilmesini isteyemez. Fakat yükümlünün idareden
olan alacağı kesinlik kazanmış, başka deyimle kamu alacağı tahsil
edilipte yasal nedenlerle iadesine karar verilip kendisine tebliğ
edilmiş ve borcu da muaccel ise, verginin vadesi gelmeden önce
yaptığı takas isteminin kabulü gerekir. Hatta yükümlü böyle bir
istemde bulunmasa bile idarenin, muaccel olan vergi taksidini
ödemediği için yükümlüye ödeme emri düzenlemeden önce, onun iadesine
karar verilmiş olan muaccel alacağını vergi taksidine mahsup etmesi
gerektiği içtihatlarca kabul edilmektedir.
Takası istenebilen borçlar, tahsil edilip de yasal nedenlerle
yükümlüye iadesi gereken kamu alacakları ile, yükümlünün reddiyatı
yapacak idareye olan muaccel borcudur; bunlar iki taraf için de kamu
hukuku ilişkisinden doğar.
Kamu alacağı, devlet, il özel idareleri ve belediyelere ait vergi,
resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait yargılama masrafı, vergi
cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i
alacaklar ile bu idarelerin sözleşme, haksız fiil ve haksız
iktisaptan doğanlar dışında kalan ve kamu hizmetleri uygulamasından
doğan diğer alacakları ile bunların takip masraflarıdır (AATUHK. m.
1), Alacaklılık-borçluluk sıfatlarının birleşmesi sonucu yükümlünün
takas isteminde bulunması ödemenin hukukî sonuçlarını doğurur; borç
ortadan kalkar.
TERKİN
Terkin, bazı koşulların varlığı halinde vergi alacağını bütün hukukî
sonuçları ile birlikte ortadan kaldıran bir idari işlemdir.
Hernekadar bir verginin terkin edilebilmesi için şeklî olarak
yükümlünün başvurusu gerekirse de bu, terkinin tek taraflı bir işlem
olma niteliğini etkilemez. Terkin özel hukuktaki ibra, alacaktan
feragat, alacaklının borçlusuna karşı alacak hakkını
kullanmayacağını taahhüt etmesi, borcun bulunmadığının kabulü, hatta
konkordato müesseselerine benzetilebilir. Ancak, terkin tek taraflı
bir işlem olması bakımından özel hukuktaki alacaklının alacağından
feragatına benzemektedir.
Terkin Nedenleri
Vergi hataları dolayısıyla yapılan terkinler, Yükümlü aleyhine
doğmuş olan vergi hatalarının düzeltilmesi halinde vergi henüz
tahakkuk etmemişse hatalı işlem düzeltilir; tahakkuk etmiş vergiler
ise terkin edilir. Vergi ayni zamanda tahsil edilmiş ise terkin
edilen vergi, yükümlüye iade edilir.
Yargı organlarının kararına dayanan terkinlerVergi yargı
organlarının kararları uyarınca da tarh olunmuş veya tahakkuk etmiş
vergiler terkin olunur. Bu yolla verginin terkin edilebilmesi için
yargı organının verdiği kararın kesin nitelikte olması yahut süresi
içinde üst mercie başvurulmadığı için kararın kesinleşmiş bulunması
veya süresi içinde üst yargı organına başvurulmuş ise vergi
mahkemesi kararının onaylanmış bulunması gerekir.
Vergi Usul Kanununun öngördüğü terkin nedenleri Yangın, yer
sarsıntısı, su basması, don, kuraklık... ve benzeri doğal afetler
sonucu malvarlıklarının en az üçte birini kaybeden yükümlülerin bu
afetlerin zarar verdiği gelir kaynaklarıyla ilgili bulunan vergi
borçları ve vergi cezaları zararla orantılı olmak üzere Maliye
Bakanlığınca kısmen veya tamamen terkin olunur (VUK.m.115). Terkin
edilecek vergiler, doğal afetlerin vuku bulduğu tarihten önce
kapanmış olan vergi dönemine ait ve henüz ödenmemiş bulunan
vergilerdir; çünkü afetin doğduğu dönem içinde zaten zarar nedeniyle
vergi matrahı ve vergi borcu doğmaz. Kapanmış döneme ait olsa bile
doğal afetin vukuundan önce ödenmek suretiyle ortadan kalkmış olan
vergi de terkin edilemez. Ancak yükümlü kapanmış döneme ait vergiyi
afetin vukuundan sonra ödemiş ise bunun terkinini isteyebilmelidir.
Doğal afetler sonucu mahsullerinin en az üçte birini kaybetmiş
yükümlüler için de, zararın doğduğu hasat ve devşirme zamanına
rastlayan yıla ait olmak üzere afete uğrayan arazi için tahakkuk
ettirilen arazi vergisi borçları ve vergi cezaları zararla orantılı
olarak terkin olunur (VUK. m.115).
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun öngördüğü terkin
nedenleri
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda da (m.105) doğal
afetler nedeniyle yapılacak terkine ilişkin bir hüküm bulunmaktadır.
Bu maddenin son fıkrasında Vergi Usul Kanunu kapsamına giren kamu
alacakları hakkında anılan yasa hükümlerinin uygulanacağı
belirtilmektedir. Bu nedenle Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanunun hükmü Vergi Usul Kanununun kapsamına girmeyen kamu
alacakları için düzenlenmiştir; terkin yetkisi Maliye Bakanlığına
değil, Bakanlar Kuruluna verilmiştir. Yine Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanuna göre, yapılan takip sonunda tahsili imkânsız
veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu
anlaşılan 5 Ytl.(dahil) (5035 Sayılı Kanunun 48/2 maddesiyle değişen
ibare. Geçerlilik:01.01.2004; Yürürlük:02.01.2004)kadar kamu
alacakları kamu idarelerinde terkin yetkisini haiz olanlar
tarafından terkin edilir (m.106) Ayni düzenleme Vergi Usul Kanununda
(354 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2006’dan itibaren 14, -
YTL)14 ytl. lira sınırı ile “tahakkuktan vazgeçme” adı altında yer
almaktadır (VUK. mük. m. 115).
Vergi Borcunu Sona Erdiren Diğer Nedenler
Hata Düzeltme, Vergi hatası, vergiye ilişkin hesaplarda veya
vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya
eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır (VUK. m. 116) Yükümlü
aleyhine yapılmış olan hesap ve vergilendirme hatalarının
düzeltilmesi halinde düzeltilen miktar kadar vergi borcu sona erer.
Mahsup , Herhangi bir nedenden dolayı iadesi gereken verginin idare
tarafından alacaklının tahakkuk etmiş diğer borçlarına mahsup
edilmesi vergi borcunu ortadan kaldırır.
Uzlaşma, Resen, ikmalen ve idarece tarh edilen vergilerde idare ile
yükümlüler karşı karşıya gelerek anlaşabilirler (VUK.3 üncü Bölüm,
Ek. m.1). Uzlaşma gerçekleştiği takdirde idarenin vazgeçtiği
miktardaki vergi borcu ve vergi borcu aslına bağlı olarak vergi
cezası belli miktar itibariyle sona ermiş olur. Uzlaşma talebinin
vergi mahkemesinde dava açma süresi içinde yapılması gerektiğinden
(Ek m.1), uzlaşma sonucunda , henüz tahakkuk etmemiş, yani tarh
edilmekle birlikte ödenmesi gerekli duruma gelmemiş borç son bulur.
Yargı Kararları, Yükümlüler tarh edilen vergi ve cezalara karşı
süresi içinde vergi yargısı organlarına başvurabilirler. Yargı
organlarının kararı vergi borcunun ve cezasının kısmen ya da tamamen
kaldırılması yönünde olduğu takdirde yapılan idari işlem geri
alınacağından vergi veya ceza o oranda sona erer.
Vergi Cezasını Sona Erdiren Nedenler
Ölüm, vergi cezalarının sona erme nedenidir (VUK. m.372). Ölümle
vergi cezalarının son bulması cezaların şahsiliği ilkesinin
sonucudur; buna karşılık ölenin vergi borçları devam eder, mirası
reddetmemiş yasal veya mansup mirasçılara geçer. Sermaye
şirketlerinin vergisiz birleşmesinde (KVK.m.37), birleşme nedeniyle
kişiliği son bulan kurumun vergi borçları da, gerçek kişilerin
ölümünde olduğu gibi, külli halefiyet nedeniyle birleşen kuruma
geçer. Burada da vergi borcunun son bulması söz konusu değildir.
Ceza İndirimi, Vergi cezalarına özgü sona erme nedenlerinden biri de
cezalarda indirimdir. Resen, ikmalen veya idarece tarh edilen
vergilerde yükümlü veya sorumlu vergi mahkemesinde dava açma süresi
içinde ilgili vergi dairesine başvurarak tarh edilen vergi veya
vergi farkını ve yasada belirtilen indirimlerden arta kalan vergi
ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarını vadesinde veya
teminat göstererek vadenin bitiminden itibaren üç ay içinde
ödeyeceğini bildirirse vergi ziyaında kesilen cezanın birinci defada
yarısı, daha sonra kesilen cezaların üçte biri, usulsüzlük
cezalarının üçte biri indirilir (VUK. m.376). Yükümlü veya sorumlu
cezada indirimden yararlandığı ölçüde vergi cezası sona erer.
Af, Devletin tek taraflı olarak alacağından vazgeçmesi demek olan af
vergi cezalarının sona erme nedenlerindendir. Tarh edilmiş
vergilerin belli süreler içinde ödenmesi kaydıyla bunlara ilişkin
cezaların veya gecikme zamlarının affedileceği öngörülür. Af esas
itibariyle vergi cezalarını sona erdiren bir neden olmakla birlikte
bazen cezanın yanında vergi aslının bir kısmı da affedilmektedir. |
|