Ana Sayfa

Meslek Hukuku

Vergi Hukuku

Ticaret Hukuku

İktisat Teorisi

Maliyet Muhasebesi

Mali Analiz

Muhasebe Denetimi

SMMM Görüntülü DVD

SMMM Dersleri

Evrak Listesi

Sınav Tarihleri

Sınav Soru ve Cevapları

SMMM Soru Dağılımı

SMMM Staja Başlama Kitapları

SMMM Yeterlilik Kitapları

 

SMMM Borçlar Hukuku Konu Özeti   SMMM Borcun İfası

BORCUN İFASI

İfa:
Borçlunun,borç ilişkisi gereğince yüklendiği edimi yerine getirmesidir. İfa borç ilişkisinin doğmasını doğal amacıdır.

İfanın konusu:
Bir borcun ifa edilmiş sayılabilmesi için,ifa teşkil eden fiil veya davranışın,borçlanılan edime uygun olması gerekir. Alacaklı razı olursa,borçlanılandan başka bir edimin de ifa sayılmasına engel yoktur. Bu hale ifa yerine edim denir. İfa edeceği edimden başka bir şey vermek suretiyle borçtan kurtulmak istemektedir. Fakat,bu şeyin verilmesiyle borç ortandan kalkmamakta alacaklının asıl edim üzerindeki hakkı devam etmektedir. Alacaklı ifa uğruna kendisine verilen şeyi asıl edim konusunu teşkil eden şeye çevirecek,ancak bu gerçekleştikten sonradır ki,borç ifa edilmiş olacaktır. Buna ifa uğruna edim denir(BK.170). ifa yerine edimde kar ve riziko alacaklının,ifa uğruna edimde ise kar ve riziko borçlunundur.
Bir edimin ifa sayılabilmesi için,bunun içerikçe borçlanılana uygun bulunması ve tam olması lazımdır.BK.68’ de bunun üzerinde durmuş ve kısmı tediye(para borçlarının ifası yerine kullanılır.) nin reddedebileceği belirtilmiştir.
Seçim hakkının kimin olduğu sorunu,her şeyden,önce,taraflar arasındaki özel anlaşmalara göre halledilir. Bir hüküm yoksa BK.71’ e göre seçim hakkı borçluya aittir.
Seçimlik hak ise bundan farklıdır. Bunda borçlunun sözleşmenin asıl konusunu teşkil eden şeyden başka belli bir şeyi de verebileceği ve bunu vermekle de borcundan kurutulacağı kararlaştırılır(BK.83/II). Seçim hakkı ile seçimlik yetki arasındaki fark,edimin imkansızlaşması nedeniyle,borcun düşmesinde kendini gösterir.

İfanın özellikleri:
Para borçları kural olarak,memleket parasıyla ödenir
Altın sikke para değil,mal olarak kabul edilir

Para borçlarının bir diğer sorunu da faizdir. Alacaklı bir müddet ana paradan mahrum kalmaktadır. Bunun için faiz alınmaktadır. Faiz bir bakıma da medeni semere olarak kabul edilmelidir. Özellikleri faiz bir para borcuna dayanır,faizin mevcut olması için bir asli borç gerekir,faiz zamanla birlikte yürür. Faizin doğması için;tarafların bu konuda bir sözleşme yapmış olmaları gerekir,sözleşme olmasa da bu kanunla doğabilir. Ticari işlemlerde kanuni faiz %50 dır. Temerrüt faizi ise merkez bankasının kısa vadeli krediler için uyguladığı reeskont faizi oranına göre belli olur. Adi işlemlerde taraflar faizi serbestçe belirleyebilir.

Bileşik faiz yasağı:
Faizin ana parayla eklenerek,meydana gelen yeni bütününe faiz yürütülmesine konulan yasaktır(BK.308/III). Ticari işlemlerin bazılarında en aşağı 3 aylık dönemler için müsaade edilmiştir(TK.8/II).

İfa edecek kişi:
Borcu,kural olarak borçlu öder. Borcun bizzat borçlu tarafından ifasında alacaklının bir çıkarı yoksa,borç,borçludan başka bir kimse tarafından da ifa edilebilir(BK.67). Alacaklı,böyle bir ifayı kabul etmek zorundadır. Kabul etmezse alacaklı temerrüde düşer.
Borçlu birden çoksa ifa nasıl olur?
Borcun konusu olan şey bölünebilir ise,genel kural,her birinin kendisine düşen kısmı ifa etmesidir. Eğer borç bölünebilir değilse,alacaklı,borçluların her birinden borcun tamamını isteme hakkına sahiptir. İfa eden borçlunun da diğerlerine rücu hakkı vardır(BK.69).
Alacaklı birden fazla ise

Borç bölünebilirse,borçlu her birine payına düşen kadar ödeme yapacaktır.
Borç bölünemiyorsa,alacaklılardan her biri borcun tamamını talep edebilir(BK.69).
Borcun ifa yeri:
İfa yeri,borçlanılan edimin yerine getirileceği yerdir. Yer taraflarca bir anlaşma yapılarak ta kararlaştırılabilir. Tarafların bir anlaşması mevcut değilse;yer işin niteliğine ve özelliğine bakılarak belirlenir.

Kanunda belli olan ifa yeri:
Para borcu;BK.73/I göre,tediye alacaklının ikametgahında yapılmaktadır. Buna götürülecek borçlar denir.
Parça borcu ise;o şeyin sözleşmesi yapılırken nerede ise orda yapılır.
Bunlar dışında kalan borçlar;doğum zamanlarında borçlunun ikametgahı olan yerde ifa edilir(BK.73/III). Bunlara aranılacak borçlar denir.

İFA ZAMANI

BK.74’e göre ifa zamanı anlaşılamıyorsa,ifanın derhal yapılması gerekir denilmektedir. Bir ecel varsa,bunun dolmasına kadar geçecek süre içinde borca,müeccel borç denir. Ecel yoksa,yahut dolmuşsa,borcun hemen ifası istenebilir ki,bu takdirde borç muaccel borçtur.

Muacceliyet:
Ecel taraflarca tayin edilmişse,bunu dolması ile borç muaccel olmuştur. Buna vade de denir. Vade dolunca borç muaccel olur. Bazen ifa zamanını kanun tayin eder. Taraflar vadeyi kararlaştırmamışlardır;fakat kanun tamamlayıcı bir kural koyarak,borcun ne zaman ifa edileceğini belirlemiştir. Borcun ifası ne kanundan ne anlaşmadan nede işin niteliğinden çıkartılamıyorsa ifa derhal istenir.

Ecel(vade) nasıl hesaplanır?
Borcun ifası için ayın başı veya sonu denilmişse;ayın 1. ve sonuncu günü vade dolar. Ayın ortası denilmişse ayın 15’ i anlaşılır(BK.75).
Müddet gün olarak tayin edilmişse,sözleşmenin kurulduğu gün sayılmayarak,kararlaştırılan günün sonunda vade tamamlanır(BK.76/III).
Müddet hafta olarak belirlenmişse muaccel olma zamanı,son haftanın kararlaştırılan güne ismen uyan gündür(BK.76/III).
Müddet ay olarak hesaplanmışsa,borç akdin kurulduğu güne tekabül eden tarihte son bulur. Akdin yapıldığı tarihe tekabül eden gün yoksa,ayın son günü vade biter(BK.76/III).
Vade Pazar veya kanunen tatil olan günlerde doluyorsa,tatili izleyen ilk güne geçer(BK.77).

Borçlu borcunu vadeden önce ödemesi(BK.80):
Kural olarak engel yoktur. Ama iki istisnası vardır;
Sözleşmede tersi bir hüküm varsa
Bazen vadeden önce ifa yasağı işin niteliğinden çıkar,örneğin vedia
Bu istisnalar dışında borçlu erken ifa yapabilir;fakat bunun için bir ıskonto talep etme hakkı yoktur. Bu kurallar yedek hukuk kurallarıdır,taraflar bunlara aykırı anlaşma yapabilirler.

İki tarafa borç yükleye sözleşmelerin ifası:
Burada sorun ilk önce kimin ifa edeceğidir?
Sözleşmede bununla ilgili bir hüküm konmuş olabilir.
Bu konuda örften yada işin niteliğinden bir sonuç çıkarılabilir.
Bazen de sırayı kanun belirler.
Eğer yukarıdakiler ilk kimin ödeyeceğini aydınlatmıyorsa derhal ifa kuralıdır. Kendi borcunu ifa etmemiş yada ifasını teklif etmemiş olan taraf;diğerinden borcunun ifasını talep edemez. Bu kaçınma hakkına borcun ifa edilmediği defi denir.

İFANIN İSPATI VE MAHSUP

Kısmen ifa halinde mahsup(BK.84):
Borçlu borcunu kısmen yerine getiriyorsa,bunu borcun aslından indirebilir. Fakat bu durum ancak faiz,masraf gibi yan edimler daha önce ifa edilmişse kabul edilir.

Birden fazla borçta ödemenin mahsubu(BK.85-86):
Borçlu aynı alacaklıya karşı birden çok borç ile sorumlu ise ve yaptığı ödeme bunlardan birine tahsis edilecekse;
Borçlu ödemenin hangi borç için yapıldığını belirleme özgürlüğüne sahiptir. Alacaklı itiraz edemez. Borçlu bir bildirimde bulunmamışsa,ödeme,borçlardan muaccel olana kabul olunur. Muaccel borç birden çoksa,önce takip edilene;takip edilen yoksa,vadesi önce dolana mahsup yapılır. Vadeler aynı ise,ödeme mahsubu orantılı olarak yapılır. Hiçbir borcun vadesi gelmemişse,ödeme bunların içinde teminatı en düşük olana yapılır.

Makbuz ve senetlerin geri verilmesi(BK.87-89):
Borçlu borcunu tamamen ödemişse,borç senedinin kendisine geri verilmesini isteyebilir. Kısmi ödeme halinde ise buna hakkı yoktur;sadece tediyesini ispata yarayacak bir makbuz isteyebilir. Bununla beraber borçlunun kısmı ödemenin yapıldığı asıl senet üzerinde gösterilmesini isteme hakkı vardır.
Senet alacaklı tarafından kaybedilmişse,ödeyen borçlu,kendisine senedin iptali edildiğini ve borcun ödendiğini gösteren düzenlenmiş bir belgenin verilmesini isteyebilir.
Kira,bedeli,faiz gibi belirli dönemlerde ödenen borçlarda da,borcunu ödeyen borçlu makbuz isteyebilir.

Mustafa Kemal Paşa Mah. İstiklal Cad. No:48/1 İstanbul/AVCILAR
0 212 428 23 21 - 0212 428 23 39