|
|
SMMM Kamu Maliyesi Dersi
Bütçenin İlkeleri
Bütçenin
İlkeleri:
- Genellik ilkesi: Bütün gelir ve harcamaların
bütçede ayrı ayrı gösterilmesini ifade eder. Hiçbir gelir ve harcama
birbirinin arkasında gizlenemez. Bu ilke, bütçe uygulaması
bakımından eskiden kullanılan safi metodun yerine gayrisafi metodun
kullanılmasını gerektirmiştir. Safi metot usulünde kuruluşlar
harcama yaparken bir taraftan da elde ettikleri gelirlerin tümünü
göstermeden yaptıkları harcamaları elde ettikleri gelirlerden
düşürdükten sonra harcamalardan arta kalan kısmını
göstermekteydiler. Oysa gayrisafi bütçe usulünde gelir ve giderler
eksiksiz olarak, yani birbiriyle mahsup edilmeden bütçede yer alır.
Bu usule göre herhangi bir gelirin herhangi bir harcamaya doğrudan
tahsis edilmemesi gerekir. Buna “ademi tahsis yöntemi” de denir.
Böylece tüm gelirler hazinede toplanır ve bütün giderler buradan
yapılır.
- Birlik ilkesi: Kamu sektörünün bütün gelir ve
harcamalarını içeren tek bir bütçe hazırlanması anlamına gelir.
Gider ve gelirlerin tek bütçede gösterilmesi hâlinde kuruluşlar
karşılaştırılabilir. Ayrı ayrı bütçe hâlinde karşılaştırma imkânı
azalır ve bu israfa da yol açar. Ülkede bütün harcama ve gelirlerin
ekonomideki etkisini topluca görebilmek bakımından birlik ilkesi
uygulanmaktadır. Bazı şartlarda olağanüstü harcamalar yapılması
gerekebilmektedir. Olağanüstü harcamaların mevcut bütçede yer alması
doğru olmayabilir. Bu nedenle olağanüstü bütçe ayrıca hazırlanır.
- Doğruluk
ilkesi: Bütçenin gelir ve harcama tahminleri, mümkün olduğu
kadar gerçeklere uygun sonuçlar verebilmelidir. Yıl içerisindeki
iktisadi değişmelerin doğru tahmin edilmesi gerekir. Bütçe
hazırlanırken gerçeğe yakın tahminler yapılmalıdır. Aksi durumda
bütçenin uygulaması güçleşir ve bütçe açığı meydana gelir.
Tahminlerin, önceki yıllarla ilgili istatistiki bilgilerden
faydalanılarak, ülkenin içinde bulunduğu şartların ve dünyadaki
gelişmelerin göz önünde bulundurularak yapılması gerekmektedir.
- Açıklık ilkesi:
Bütçede gelir ve harcamalarla ilgili yer alan bilgilerin
mümkün olduğu kadar açık olması, sadece uzmanların değil ilgi duyan
vatandaşların da anlayabileceği şekilde hazırlanması gerekir Ayrıca
herkesin incelemesine açık olmalıdır. Bütçeler basılarak
yayımlanmalıdır. İsteyen herkesin alıp inceleyebilme imkânı
sağlanmalıdır. Bütçe ile ilgili bilgi ve belgelerde herhangi bir
gizlilik olmamalıdır.
- Giderlerin gelirlerden önceliği ilkesi: Bütçede önce
giderler tahmin edilir. Gider rakamları belirlendikten sonra
gelirler tahmin edilir. Gelirlerin önce belirlenmesi durumunda
sınırlı gelir kaynaklarıyla yatırımlar artırılamayacağı için
ekonomik gelişmenin sağlanması mümkün olamaz. Ancak az gelişmiş
ülkelerde yapılması gereken harcamalar, elde edilecek gelirlerden
daha fazla olsa bile gelir olanakları yapılacak harcamaları
sınırlar. Bu ilke az gelişmiş ülkelerde uygulanmamaktadır. Gelişmiş
ülkelerde geçerli olan bir ilkedir.
- Önceden izin ilkesi: Bütçe, hükümet tarafından
hazırlanır. Halkın temsilcilerinden oluşan parlamento tarafından
onaylanır. Parlamentonun (yasama organının) izni olmadan hükümet,
bütçeyi uygulayamaz. Yani ne gelir toplayabilir ne de harcama
yapabilir. Bu ilke yasama organının kamu gelir ve giderleri üzerinde
söz sahibi olduğunu ifade eder.
- Tahsis ilkesi:
Bütçede her yıl yapılacak harcamalar için ödenek ayrılması
ilkesidir. Nitelik itibariyle tahsiste alanlar açısından ödenekler
saptanır. Miktar itibariyle tahsiste her alana yapılacak ödenek
ayrımı hizmet alanı itibarı ile miktar olarak belirlenir. Zaman
itibariyle tahsiste ise ödenek ayrımı çok mali yıl için yapılır.
-
Anlaşılabilirlik ilkesi: Bütçede yer alan gelir ve
giderlerin herkesin kolayca anlayabileceği şekilde açık ve sade
olarak düzenlenmesini ifade eder. Bu ilkeye uyulması, aynı zamanda
bütçenin uygulanmasını da kolaylaştırır. Bütçe gelir ve giderleriyle
ilgili rakamların kolayca anlaşılmasını sağlar.
- Tasarruf ilkesi: En az harcama ile en fazla hizmetin
sağlanmasını savunur. Gereksiz harcamaların önlenerek, verimliliğin
sağlanmaya çalışılarak, kamu gelirlerinin zorunluluk dereceleri
dikkate alınarak kamu giderlerinde kullanılmasını açıklar.
- Denklik ilkesi: Klasik maliyecilerin ve ona uygun klasik
maliye görüşünün savunduğu bir ilkedir. Bütçede gelir ve giderlerin
birbirine denk olması gerektiği savunulur. Kamu giderleri, normal
gelirlerle finansa edilmelidir. Bu nedenle harcamalar gelirlere eşit
olmalıdır. Eğer bütçe hazırlanırken giderlerin toplamı, gelirlerin
toplamından fazla çıkarsa aradaki fark iç borçlanmalarla kapatılır
ve gelir gider toplamları eşitlenir. Bu eşitliğe görünüşte denklik
denir. Bütçe uygulandıktan sonra kesin hesap kanununda gelir ve
giderler gerçekten birbirine denk çıkarsa buna gerçek denklik denir.
Bu ise bütçe hazırlanırken gelir ve giderlerle ilgili tahminlerin
gerçeğe yakın olması durumunda mümkündür. Artık klasik
iktisatçıların görüşünün dışında bütçe denkliğinin yıllık olarak
sağlanması zorunlu görülmemektedir. Çünkü ülkenin içinde bulunduğu
ekonomik duruma göre bütçe açık verebilir. Önemli olan, ekonomik
duruma uygun olan ekonomik ve mali politikaların doğru bir şekilde
uygulanmasıdır.
- Yıllık olma (zaman) ilkesi: Söz konusu ilke, bütçenin
uygulanması için verilen iznin bir süre ile sınırlandırılmasını
ifade eder. Bu süre bir yıl olarak kabul edilir. Ancak bazı istisnai
durumlarda geçici bütçe uygulanabilir. Geçici bütçeler, bir yıldan
daha az dönemi kapsayabilir. Ekonomik dalgalanmalar, ekonomik
planlar nedeniyle daha uzun süreli bütçeler yapılabilir. Genellikle
her ülkede kabul edilen ve uygulanan mali yıl, bir yıllık bir
süreden oluşur. Bu dönem bütçe uygulaması itibariyle uygun bir zaman
dilimidir ve ülkemizde de anayasanın 161. maddesinde “yıllık”
ifadesi kullanılmaktadır. Mali bakımdan daha isabetli tahminlerde
bulunmak, muhasebe uygulamalarını kolaylaştırmak, bütçenin
incelenmesi, onaylanması ve meclis denetimine uygun zaman tanıması
açısından bir yıllık süre
uygun görülmektedir. Bir yıllık süre meclis araştırmaları,
kamuoyundaki eğilim ve değişmelerin izlenmesi, toplumsal karar alma
süreci açısından doğru bir süredir. |
|