|
|
SMMM Kamu Maliyesi Dersi
Bütçenin Özellikleri
Bütçe:
Bütçe, gelecekteki belirli bir dönemde gerçekleşmesi
öngörülen gelir ve giderlerin karşılıklı tahminlerini
içeren cetveldir.Bütçe, devletin gelecek bir dönemdeki
gelirlerini ve harcamalarını tahmin eden ve yürütme
organına harcamaların yapılması, gelirlerin toplanması
konusunda yetki ve izin veren bir kanundur. Devlet
harcamaları ile gelirlerini ayrıntılı biçimde gösteren,
belli bir dönem için harcamaların yapılmasına ve
gelirlerin toplanmasına izin veren hukuksal bir
belgedir.
Kamusal ihtiyaçlar, kişilerin tek başlarına
karşılayamadıkları ancak karşılanması zorunlu olan
ihtiyaçlardır. Kamusal ihtiyaçlar olarak belirlenen
ihtiyaçlar, ancak devlet ve diğer kamu kuruluşlarınca
yerine getirilir. Devletin bu hizmetleri yerine
getirebilmesi için birtakım harcamalar yapması (kamu
giderleri) ve gelir toplaması (kamu gelirleri)
gerekmektedir. Devlet, bu hizmetleri yaparken hangi
ihtiyaçlar için ne kadar harcama yapacağını, harcamanın
hangi gelir kaynaklarıyla sağlanacağını ve bunların
yaratacağı olumlu ve olumsuz sonuçları bilmek
zorundadır. Yapılan giderlerin ve sağlanan gelirlerin
birbirine denk olması gerekir. Bu dengeyi sağlayan araç
bütçedir. Devlet bütçesi mali, sosyal ekonomik ve
politik özellik taşımaktadır ve yürütme organının belli
bir dönemdeki faaliyet programını oluşturur.
Ülkemiz bütçesinde, uluslararası standartlar ve Avrupa
Birliği uygulamalarıyla uyumlu bir kamu mali yönetimi ve
kontrol sistemi kurulması yönünde önemli bir adım teşkil
eden 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu
gereğince, 2006 yılından itibaren ilk defa çok yıllı
bütçeleme anlayışına geçilmiştir.
2. Bütçenin Özellikleri: Bütçe, belli bir döneme
ait yapılacak giderleri ve elde edilecek gelirleri
tahmini olarak gösterir. Bu dönem, mali yıl olarak
adlandırılan dönemdir. Bütçe, henüz gerçekleşmemiş olan,
tahmini rakamları gösteren bir mali plandır. Bütçe
ekonomik, mali, siyasi ve hukuki sonuçlar yaratır.
Bütçenin dikkatli kullanılması ile millî gelir, gelir
dağılımı, ekonomik kalkınma, ekonomik ve sosyal
sorunların giderilmesi vb. üzerinde olumlu etkiler
görülür.
Bütçe, kamusal harcamaları ve kamusal gelirleri
gösterir. Bütçede sadece kamu ekonomisince yerine
getirilecek kamusal gider ve kamusal gelirler yer alır.
Özel ekonomideki işletmelerin gider ve gelirlerini
içermez. Bu anlamda bütçe ile kalkınma planlarını
birbirine karıştırmamak gerekir. Kalkınma planlarında
hem kamu hem de özel ekonomilerin harcama-gelir
ilişkileri bir arada yer alırken bütçe de sadece kamusal
harcama ve kamusal gelirler yer almaktadır.
Bütçede önce giderler tespit edilir. Devlet bütçesinde
önce giderler tespit edilerek zorunlu ihtiyaçların
karşılanması esas alınır. Giderler tespit edildikten
sonra bunlara uygun gelir sağlanmaya çalışılır. Eğer
giderleri karşılayacak kadar gelir sağlanamazsa bütçe
açığı oluşur. Bu durumda ise devlet, bütçe açığını
kapatabilmek için farklı yöntemlere başvurur. Örneğin,
mevcut olan vergi oranlarını artırır ya da yeni vergiler
koyarak bütçe açığını kapatmaya çalışır. Bütçe sadece
devlet bütçesini ifade eder. Herhangi bir kamu
kuruluşuna ait bütçeden bahsedilecek olunursa o
kuruluşun ismi verilir.Bütçe denilince akla sadece
devlet bütçesi gelir. Yerel yönetim kuruluşlarının ve
kamu iktisadi teşebbüslerinin bütçeleri, devlet
bütçelerinin dışında tutulmuştur.
Bütçe bir kanundur. Bütçe kanununda yer almayan hiçbir
gider ya da gelir kamu kuruluşlarınca
gerçekleştirilemez. Bütçe, yürütme organı tarafından
hazırlanıp yasama organı tarafından onaylandıktan sonra
yürürlüğe girer. Yürürlüğe giren bütçe kanunu, yeni
bütçe kanunun yürürlüğe girmesiyle geçerliliğini
kaybeder.
3. Bütçenin İlkeleri:
- Genellik ilkesi: Bütün gelir ve harcamaların
bütçede ayrı ayrı gösterilmesini ifade eder. Hiçbir
gelir ve harcama birbirinin arkasında gizlenemez. Bu
ilke, bütçe uygulaması bakımından eskiden kullanılan
safi metodun yerine gayrisafi metodun kullanılmasını
gerektirmiştir. Safi metot usulünde kuruluşlar harcama
yaparken bir taraftan da elde ettikleri gelirlerin
tümünü göstermeden yaptıkları harcamaları elde ettikleri
gelirlerden düşürdükten sonra harcamalardan arta kalan
kısmını göstermekteydiler. Oysa gayrisafi bütçe usulünde
gelir ve giderler eksiksiz olarak, yani birbiriyle
mahsup edilmeden bütçede yer alır. Bu usule göre
herhangi bir gelirin herhangi bir harcamaya doğrudan
tahsis edilmemesi gerekir. Buna “ademi tahsis yöntemi”
de denir. Böylece tüm gelirler hazinede toplanır ve
bütün giderler buradan yapılır.
- Birlik ilkesi: Kamu sektörünün bütün gelir ve
harcamalarını içeren tek bir bütçe hazırlanması anlamına
gelir. Gider ve gelirlerin tek bütçede gösterilmesi
hâlinde kuruluşlar karşılaştırılabilir. Ayrı ayrı bütçe
hâlinde karşılaştırma imkânı azalır ve bu israfa da yol
açar. Ülkede bütün harcama ve gelirlerin ekonomideki
etkisini topluca görebilmek bakımından birlik ilkesi
uygulanmaktadır. Bazı şartlarda olağanüstü harcamalar
yapılması gerekebilmektedir. Olağanüstü harcamaların
mevcut bütçede yer alması doğru olmayabilir. Bu nedenle
olağanüstü bütçe ayrıca hazırlanır.
- Doğruluk ilkesi: Bütçenin gelir ve harcama
tahminleri, mümkün olduğu kadar gerçeklere uygun
sonuçlar verebilmelidir. Yıl içerisindeki iktisadi
değişmelerin doğru tahmin edilmesi gerekir. Bütçe
hazırlanırken gerçeğe yakın tahminler yapılmalıdır. Aksi
durumda bütçenin uygulaması güçleşir ve bütçe açığı
meydana gelir. Tahminlerin, önceki yıllarla ilgili
istatistiki bilgilerden faydalanılarak, ülkenin içinde
bulunduğu şartların ve dünyadaki gelişmelerin göz önünde
bulundurularak yapılması gerekmektedir.
- Açıklık ilkesi: Bütçede gelir ve harcamalarla
ilgili yer alan bilgilerin mümkün olduğu kadar açık
olması, sadece uzmanların değil ilgi duyan vatandaşların
da anlayabileceği şekilde hazırlanması gerekir Ayrıca
herkesin incelemesine açık olmalıdır. Bütçeler basılarak
yayımlanmalıdır. İsteyen herkesin alıp inceleyebilme
imkânı sağlanmalıdır. Bütçe ile ilgili bilgi ve
belgelerde herhangi bir gizlilik olmamalıdır.
- Giderlerin gelirlerden önceliği ilkesi: Bütçede
önce giderler tahmin edilir. Gider rakamları
belirlendikten sonra gelirler tahmin edilir. Gelirlerin
önce belirlenmesi durumunda sınırlı gelir kaynaklarıyla
yatırımlar artırılamayacağı için ekonomik gelişmenin
sağlanması mümkün olamaz. Ancak az gelişmiş ülkelerde
yapılması gereken harcamalar, elde edilecek gelirlerden
daha fazla olsa bile gelir olanakları yapılacak
harcamaları sınırlar. Bu ilke az gelişmiş ülkelerde
uygulanmamaktadır. Gelişmiş ülkelerde geçerli olan bir
ilkedir.
- Önceden izin ilkesi: Bütçe, hükümet tarafından
hazırlanır. Halkın temsilcilerinden oluşan parlamento
tarafından onaylanır. Parlamentonun (yasama organının)
izni olmadan hükümet, bütçeyi uygulayamaz. Yani ne gelir
toplayabilir ne de harcama yapabilir. Bu ilke yasama
organının kamu gelir ve giderleri üzerinde söz sahibi
olduğunu ifade eder.
- Tahsis ilkesi: Bütçede her yıl yapılacak
harcamalar için ödenek ayrılması ilkesidir. Nitelik
itibariyle tahsiste alanlar açısından ödenekler
saptanır. Miktar itibariyle tahsiste her alana yapılacak
ödenek ayrımı hizmet alanı itibarı ile miktar olarak
belirlenir. Zaman itibariyle tahsiste ise ödenek ayrımı
çok mali yıl için yapılır.
- Anlaşılabilirlik ilkesi: Bütçede yer alan gelir
ve giderlerin herkesin kolayca anlayabileceği şekilde
açık ve sade olarak düzenlenmesini ifade eder. Bu ilkeye
uyulması, aynı zamanda bütçenin uygulanmasını da
kolaylaştırır. Bütçe gelir ve giderleriyle ilgili
rakamların kolayca anlaşılmasını sağlar.
- Tasarruf ilkesi: En az harcama ile en fazla
hizmetin sağlanmasını savunur. Gereksiz harcamaların
önlenerek, verimliliğin sağlanmaya çalışılarak, kamu
gelirlerinin zorunluluk dereceleri dikkate alınarak kamu
giderlerinde kullanılmasını açıklar.
- Denklik ilkesi: Klasik maliyecilerin ve ona
uygun klasik maliye görüşünün savunduğu bir ilkedir.
Bütçede gelir ve giderlerin birbirine denk olması
gerektiği savunulur. Kamu giderleri, normal gelirlerle
finansa edilmelidir. Bu nedenle harcamalar gelirlere
eşit olmalıdır. Eğer bütçe hazırlanırken giderlerin
toplamı, gelirlerin toplamından fazla çıkarsa aradaki
fark iç borçlanmalarla kapatılır ve gelir gider
toplamları eşitlenir. Bu eşitliğe görünüşte denklik
denir. Bütçe uygulandıktan sonra kesin hesap kanununda
gelir ve giderler gerçekten birbirine denk çıkarsa buna
gerçek denklik denir. Bu ise bütçe hazırlanırken gelir
ve giderlerle ilgili tahminlerin gerçeğe yakın olması
durumunda mümkündür. Artık klasik iktisatçıların
görüşünün dışında bütçe denkliğinin yıllık olarak
sağlanması zorunlu görülmemektedir. Çünkü ülkenin içinde
bulunduğu ekonomik duruma göre bütçe açık verebilir.
Önemli olan, ekonomik duruma uygun olan ekonomik ve mali
politikaların doğru bir şekilde uygulanmasıdır.
- Yıllık olma (zaman) ilkesi: Söz konusu ilke,
bütçenin uygulanması için verilen iznin bir süre ile
sınırlandırılmasını ifade eder. Bu süre bir yıl olarak
kabul edilir. Ancak bazı istisnai durumlarda geçici
bütçe uygulanabilir. Geçici bütçeler, bir yıldan daha az
dönemi kapsayabilir. Ekonomik dalgalanmalar, ekonomik
planlar nedeniyle daha uzun süreli bütçeler yapılabilir.
Genellikle her ülkede kabul edilen ve uygulanan mali
yıl, bir yıllık bir süreden oluşur. Bu dönem bütçe
uygulaması itibariyle uygun bir zaman dilimidir ve
ülkemizde de anayasanın 161. maddesinde “yıllık” ifadesi
kullanılmaktadır. Mali bakımdan daha isabetli
tahminlerde bulunmak, muhasebe uygulamalarını
kolaylaştırmak, bütçenin incelenmesi, onaylanması ve
meclis denetimine uygun zaman tanıması açısından bir
yıllık süre
uygun görülmektedir. Bir yıllık süre meclis
araştırmaları, kamuoyundaki eğilim ve değişmelerin
izlenmesi, toplumsal karar alma süreci açısından doğru
bir süredir. |
|