|
|
Ticaret
Hukuku Konu Özeti
Kıymetli Evraka İlişkin Genel Hükümler
KIYMETLİ EVRAKA
İLİŞKİN GENEL HÜKÜMLER
l. Tanım ve Unsurları
a) Tanımı
Kıymetli evrak, belirli bir hakkın senedi bağlı olduğu ve senede
bağlı bu hakkın senetsiz devir veya ileri sürülmesinin mümkün
olmadığı senetlerdir.
b) Unsurları
Bu tanımdan harekette kıymetli evrakın unsurları,
a) Senet (maddi unsur)
b) Bir alacağa veya ortaklığa ilişkin veya aynı mahiyette, fakat her
halde iktisadi değer taşıyan hak (gayrı maddi unsur) ve,
c) Hakkın senede yerleşmesi maddi ve gayrı maddi unsurların
birleşmesi olarak sayılabilir.
2. Kıymetli Evrakın Özellikleri
a) Kıymetli evrakta hak ile senet arasında kuvvetli bir bağ vardır.
Bunun anlamı, kıymetli evrakın maddi ve gayrı maddi unsurları
arasındaki sıkı bağdır. Bir hak kıymetli evraka bağlanınca, söz
konusu hak ancak senet ile birlikte devredilir, ya da borçluya karşı
ileri sürülebilir. Hakkı senetten ayırarak ileri süren, örneğin, bir
borcu senetten ayrı olarak ödeyen ve senedi teslim almayan borçlu
senet bedelini iki defa ödemek zorunda kalabilir. Senet ile hak
arasındaki sıkı bağ iki taraflıdır. Buna göre, senet alacaklısı
senedi ibraz etmeksizin ödeme isteyemez, aynı şekilde senet borçlusu
da senet olmadan ödeme yapmamalıdır.
b) Kıymetli evrak parasal bir değeri olan hakkı muhtevi olup, borç
senedi olarak düzenlenir.
Kıymetli evrakı imzalayan borçlu nitelikli bir borç üstlenir. Borçlu
tarafından üstlenilen ve senede bağlanan hak, nesnel olarak parasal
bir değere sahiptir.
c) Kıymetli evrakın içerdiği hak dolaşım kabiliyeti olan bir haktır.
Kıymetli evraka bağlanan hakkın devir kabiliyeti vardır. Başkasına
devredilemeyen, kişi ile sıkı sıkıya bağlı haklar kıymetli evraka
konu olamaz. Örneğin, kişilik hakları, sükna hakkı, velayet hakkı
gibi haklar kişiye bağlı olup başkalarına devir edilemeyeceği için
kıymetli evraka da konu olmaz.
d) Kıymetli evrakta mücerretlik (soyutluk) ilkesi geçerlidir.
Kıymetli evrak ilişkisi kural olarak bir temel ilişkiye dayanır. Biz
bu temel ilişkiyi kıymetli evrakın doğumuna neden olan ilişki diye
adlandırabiliriz.
x ........ Kıymetli evrak ilişkisi ........ x
x .......... Alt (Temel ilişki ).......... x
Mücerretlik ilkesinden kasıt, kıymetli evrakın doğumuna esas teşkil
eden temel ilişki ile kıymetli evrak ilişkisi arasında bir bağlantı
olmaması, kıymetli evrak ilişkisinin temel ilişkiden soyut
olmasıdır. Buna göre, kıymetli evraka temel teşkil eden bir satım
sözleşmesi, eser sözleşmesi gibi ilişkilerdeki aksaklık,
geçersizlik, noksanlık kıymetli evrakın geçerliliğini
etkilemeyecektir.
Kıymetli evrak temel ilişkinin tarafları arasında kaldığı sürece
mücerretlik ilkesinin geçerliliği sınırlıdır. Zira böyle bir halde
senet bedelinin talep edilmesi durumunda temel ilişkinin tarafları,
eğer temel ilişkide bir noksanlık ya da sakatlık varsa, bunları
talep sahibine karşı ileri sürebilecektir. Ancak kıymetli evrak ne
zamanki iyi niyetli üçüncü kişiye devredilirse mücerretlik ilkesi
tüm unsurları ile devreye girer.
Kıymetli evrak sayılan bütün senetler mücerretlik niteliğine sahip
değildir. Öte yandan senedin devir şekli bakımından bulunduğu grup
da mücerretlik açısından rol oynar. Örneğin, nama yazılı senetlerin
mücerretlik niteliği yok denecek ölçüdedir.
e) Kıymetli evrak özel şekil şartlarına tabidir.
Kıymetli evrakın oluşturulması, devri, kaybolması halinde iptali
gibi hususlar belirli şekil şartlarına tabidir. Söz konusu işlemler,
kanunda öngörüldüğü şekilde yapılmadığı takdirde kıymetli evrak ya
hüküm ifade etmeyecek yahut istenen sonuç sağlanamayacaktır. Senedin
oluşturulmasında aranan şekil kuralları bir sıhhat şartıdır.
3.Kıymetli Evrakın Sınıflandırılması
a) Temsil ettikleri hakkın türü bakımından
Temsil ettikleri hakkın türü bakımından kıymetli evrak; aa)Para/Alacak
senetleri bb) Pay senetleri ve ilmühaberler, cc) Emtia senetleri
olmak üzere üç gruba ayrılırlar.
b) Devir Şekilleri Bakımından
Devir şekilleri bakımından kıymetli evrak nama, emre ve hamiline
olmak üzere 3 gruba ayrılmaktadır.
aa) Nama yazılı senetler
Belli bir şahıs namına yazılı olup da, onun emrine kaydını ihtiva
etmeyen ve kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmayan kıymetli
evrak nama yazılı senet sayılır. Buna göre nama yazılı bir senet
düzenleyebilmek için, a) bir kişinin namına yazılı olup, emrine
kaydını içermemesi b) fakat, kanunen emre yazılı olarak kabul edilen
senetlerden ise, sadece emre kaydını içermemesi yeterli olmayıp,
emre olmadığının ya da nama düzenlendiğinin belirtilmiş olması
gerekir.
Yatırım fonu katılma belgesi, banka bonosu, banka garantili bono,
finansman bonosu dışındaki hemen tüm kıymetli evrak nama
düzenlenebilir.
Nama yazılı kıymetli evrak devir kabiliyeti en az olan senetlerdir.
Bu senetlerin devri alacağın temliki ve senedin teslimi ile
olmaktadır. Alacağın temliki yazılı devir beyanı olup, senedin
arkasına veya ayrı bir kağıt üzerine yazılabilir. Devir şekli
dolayısıyla senet borçlusu, temel ilişkideki eksiklik yada
noksanlıkları yani def’ileri senedi devralan üçüncü kişiye karşı da
ileri sürebilir. Bu sebeple bu grup senetlerin mücerretlik niteliği
sınırlıdır.
bb) Emre yazılı kıymetli evrak
Emre yazılı olan ve kanunen böyle sayılan kıymetli evrak emre yazılı
senetlerdendir. Buna göre bir kıymetli evrakın emre kıymetli evrak
sayılabilmesi için; ya lehine düzenlenen kişinin isminden sonra
emrine kaydı bulunmalı, ya da böyle hiç bir kayıt bulunmamakla
beraber, kanunen emre sayılan bir senedin bulunması gerekir. Kambiyo
senedi olarak adlandırılan bono, poliçe çek ile makbuz senedi ve
varant kanunen emre yazılı senetlerdir.
İpotekli borç senedi ve irat senedi, hisse senetleri, intifa
senetleri, tahviller, varlığa dayalı menkul kıymetler, katılma
intifa senetleri, kar ve zarar ortaklığı belgesi, kara iştirakli
tahvil ve hisse senedi ile değiştirilebilir tahviller emre
düzenlenemez. Bunun dışında yasalarda öngörülen tüm kıymetli evrak
emre düzenlenebilir.
Emre yazılı kıymetli evrak, kıymetli evrakın ciro ve teslimi ile
olur.Ciro, senedin arka yüzüne veya allonj denilen kağıt üzerine
yazılacaktır.Cironun senedin devrini temin edebilmesi için, senedin
senet arkasındaki ciro silsilesine göre, meşru hamil tarafından
devredilmiş olması zorunludur. Kopuk bir ciro silsilesi ile senedi
elinde bulunduran kişi, ciro ve teslim etmiş de olsa, kendisi
senedin maliki sayılmayacağı için, devir gerçekleşmiş olmaz.
cc) Hamile Yazılı Kıymetli Evrak
Senedin metninden veya şeklinden, hamili kim ise o kimsenin hak
sahibi sayılacağı anlaşılan her kıymetli evrak hamiline yazılı senet
sayılır. Bu tür kıymetli evrakta, senedi elinde tutan kişi, senedin
zilyedi ve onun maliki sayılır.
Bir kıymetli evrakın hamiline düzenlenebilmesi için yasada açıkça bu
yönde hüküm olması gerekir. Buna göre, hukukumuzda poliçe ve bono
hamiline düzenlenemez, çek hamiline düzenlenebilir. Buna karşın,
banka bonosu, banka garantili bono, finansman banosu, varlığa dayalı
menkul kıymet, kar-zarar ortaklığı belgesi, katılma intifa senedi,
kara iştiraklı tahvil hamiline düzenlenebilir. İpotekli borç senedi
ve irad senedi, rehinli tahvilat hamiline yazılabilir. Yine aynı
şekilde yatırım fonu katılma belgesi ve hamiline yazılı mevduat
sertifikası hamiline düzenlenebilir. Buna karşın makbuz senedi,
varant, nakliye senedi, konşimento hamile yazılı olamaz.
Hamiline yazılı senetler devri en kolay olan senetlerdir. Hamiline
yazılı bir senedin devri için, taraflar arasında bir anlaşmaya
dayanılarak zilyedliğin karşı tarafa geçirilmesi yeterlidir. Bir
diğer ifade ile hamiline yazılı senetler, kıymetli evrakın teslimi
ile devredilir.
4 . Kıymetli Evrakta Def ‘iler
Hukukta def'i; bir talep karşısında kalan borçlunun, bu talebin
varlığını kabul, ancak, haklı bir nedene dayanarak, bunu yerine
getirmekten kaçınma hakkının bulunduğu yolundaki savunmasıdır.
Örneğin, kıymetli evraka dayanarak bir talepte bulunulması halinde,
borçlunun senedin henüz vadesinin gelmediği yahut kıymetli evraka
bağlı alacağın zamanaşımına uğradığı yönündeki savunmaları birer
def'i oluşturur.
Hukukta benzer bir kavram da itiraz kavramıdır. İtirazda def’iden
farklı olarak talep edilen hakkın varlığı/ geçerliliği reddedilir.
İtiraz halinde, bu savunmayı yapan, talep edilen hakkın hiç
doğmadığı yahut doğmuş olmakla birlikte sona erdiğini ifade
etmektedir. Örneğin, talep karşısında senette zorunlu şekli
unsurlardan birinin olmadığını dolayısıyla senedin doğmadığını
söylemek bu tür bir savunmadır.
Kıymetli evrakta def’i denildiği zaman bu her ikisini de kapsar.
Defi ve itiraz arasında önemli bir fark, res'en nazara alınma
noktasındadır. İtiraz teşkil eden bir savunmayı hakim re'sen
(kendiliğinden) nazara almakla mükellef olmakla birlikte, defi
teşkil eden bir husus ancak taraflardan birince ileri sürülmesi
halinde hakim tarafından dikkate alınabilir.
Kıymetli evrakta def’i ve itiraz 3 gruba ayrılarak incelenebilir.
a) Senedin Metninden Anlaşılan Defiler
Senet nedeni ile kendisine başvurulan herkes tarafından, senetle
başvuran herkese karşı ileri sürülebilen, senedin metninden,
şeklinden, ciro zincirinden kısaca şekil şartlarındaki eksiklikten
doğan def'i ve itirazlardır. Örneğin, senedin şekil şartlarına uygun
olmaması, yani şekli bakımdan zorunlu unsurlardan birinin eksik
olması, ciro zincirindeki kopukluk nedeni ile senet hamilinin meşru
hamil olmaması, senette yer alan bir kayda ilişkin def'i ve
itirazlar bu türdendir.
b) Senedin Hükümsüzlüğüne İlişkin Defiler
Ortada şeklen geçerli bir senet bulunmakla birlikte, muayyen bazı
sebeplerle senedin hüküm ifade etmediği durumlarda söz konusudur.
Örneğin, senetteki iradenin sahibini bağlamadığı, ehliyetsizlik ve
imza taklidi, yetkisiz temsilcinin imza atması, senet metninde
değişiklik yapılması ve böylece senedi düzenleyenin iradesinin
değiştirilmesi hallerinde, hükümsüzlük nedeni kişiliğinde doğan
kimse, talep eden şahsa karşı hükümsüzlük def'i ileri
sürebilecektir. Aynı şekilde senedi düzenlemekle birlikte bunu karşı
tarafa geçirme iradesinin olmaması, örneğin senedin çalınması veya
tehditle alınması, senedin düzenleyene yüklenememesi hallerinde bir
hükümsüzlük defi söz konusudur.
Hükümsüzlük def'nin senedin metninden anlaşılan ve bazı hallerde
senedi tümüyle geçersiz kılan defilerden ayırd edilmesi gerekir.
Hükümsüzlük def'i esas itibariyle senedi geçersiz kılmaz. Bu
hükümsüzlük esasen hükümsüzlük sebebi kendi kişiliğinde doğan
tarafından, talep eden herkese karşı ileri sürülebilir. Örneğin,
senette keşideci ya da ciranta olarak imzası bulunan şahsın bu
imzası sahte ise, senetle imzası sahte olan şahsa başvurulması
halinde bu şahıs senet dolayısıyla sorumlu olmaz, yani senet imzası
sahte olan kişi veya kişiler bakımından geçersizdir. Aynı şekilde,
bir çek kooperatif adına kooperatifi temsile yetkili olmayan kişiler
tarafından imzalanmış ise, bu çek kooperatifi bağlamayacağından
talebin kooperatife karşı yöneltilmesi durumunda geçersizlik hali
herkese karşı ileri sürülebilecektir. Ancak, senedin bu kişi
bakımından geçersiz olması o senedin tümü ile geçersiz olması
anlamına gelmez. Senetlerde imzaların bağımsızlığı prensibi gereği,
senette diğer imzalar geçerli ise senet bu şahıslar bakımından
geçerli olmaya devam eder.
c) Şahsi Defiler
Taraflar arasındaki ilişkilerden doğan defilerdir. Şahsi defiler
kıymetli evrak ilişkisine esas teşkil eden temel ilişkiden doğar.
Örneğin, geçersizlik irade sakatlığı, zamanaşımı gibi yahut temel
ilişki dışında taraflar arasında mevcut başka bir ilişkiden örneğin,
takas yahut hatır anlaşması gibi, doğabilir. Şahsi defiler sadece bu
ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Bunun istisnası
ilişkiye taraf olmayan kambiyo ilişkisindeki bir diğer şahsın
bilerek borçlunun zararına hareket etmesidir.
K--------------- L
C 1
C 2
C 3
H
Örnekte keşideci K 100 Milyon TL bedeli olan bir bonoyu lehdar L'ye
vermiş olsun. Bu bono L tarafından Cl'e, ondan da C2'ye, C2‘ den de
son olarak hamil H‘ye teslim edilsin. Bu örnekte, K'nin C2'den başka
bir sözleşme ilişkisi dolayısıyla 50 Milyon TL alacağı bulunsun.
Senet C2'nin elinde iken, C2'nin senedin ödenmesi için K'ya
başvurması halinde K kendisine karşı takas definde bulunabilir.
Ancak, aynı senedin iyi niyetli C3‘e ciro edilmesi halinde, senet
bedeli C3 tarafından istenecek olursa K, C'ye karşı sahip olduğu
defini C3'e karşı ileri süremez. Zira bu bir şahsi defi olup sadece
o ilişkinin tarafları arasında geçerlidir. Takas definin ileri
sürülmesi hali, ancak C3'ün bilerek borçlunun zararına hareket
etmesi, yani takas defini bilmesi ve C2'yi bundan kurtarmak amacı
ile devralması halinde mümkün olacaktır.
Şahsi defilerin ileri sürülmesi durumu senedin niteliğine göre
değişir. Örneğin, nama yazılı senetlerde şahsi defiler, taraflar
arasındaki ilişkiye taraf olmayan ve senedi devralana karşı da ileri
sürülebilir. Oysa emre ve hamiline yazılı senetlerde kişisel defiler
sadece taraflar arasında ileri sürülebilir.
5. Kıymetli Evrakta İmzaların İstiklali İlkesi
Bir poliçeye hangi sıfatla olursa olsun (keşideci, ciranta, muhatap,
avalist) imza atmak suretiyle sorumluluk altına giren kimse, diğer
imza sahiplerinin imzasından bağımsız olarak sorumluluk altına
girer. Diğer imzalar herhangi bir sebeple geçersiz olsa dahi, bu
geçersizlikten bağımsız olarak her imza sahibi kendi imzasından
sorumlu olmaya devam eder. Dolayısıyla bir poliçe veya bono
borçlanmaya ehil olmayanların imzasını, aslında mevcut olmayan
şahısların imzalarını yahut imzalayan veya namlarına imzalanmış olan
şahısları herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları taşırsa, diğer
imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmez.
|
|