|
|
Vergi Hukuku Konu Özeti
Kurumlar Vergisi Kanunu
KURUMLAR VERGİSİ
KANUNU 5520 SAYILI KANUN
1- KVK göre kurumlar vergisine tabi kurumları sayınız?
Verginin konusu
MADDE 1- (1) Aşağıda sayılan kurumların kazançları, kurumlar
vergisine tâbidir:
a) Sermaye şirketleri.
b) Kooperatifler.
c) İktisadî kamu kuruluşları.
ç) Dernek veya vakıflara ait iktisadî işletmeler.
d) İş ortaklıkları.
(2) Kurum kazancı, gelir vergisinin konusuna giren gelir
unsurlarından oluşur.
Mükellefler
MADDE 2- (1) Sermaye şirketleri: 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı
Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş olan anonim, limited
ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ile benzer
nitelikteki yabancı kurumlar sermaye şirketidir. Bu Kanunun
uygulanmasında, Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimine
tâbi fonlar ile bu fonlara benzer yabancı fonlar sermaye şirketi
sayılır.
(2) Kooperatifler: 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler
Kanununa veya özel kanunlarına göre kurulan kooperatifler ile benzer
nitelikteki yabancı kooperatifleri ifade eder.
(3) İktisadî kamu kuruluşları: Devlete, il özel idarelerine,
belediyelere, diğer kamu idarelerine ve kuruluşlarına ait veya bağlı
olup, faaliyetleri devamlı bulunan ve birinci ve ikinci fıkralar
dışında kalan ticarî, sınaî ve ziraî işletmeler iktisadî kamu
kuruluşudur.
(4) Yabancı devletlere, yabancı kamu idare ve kuruluşlarına ait veya
bağlı olup, bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları dışında kalan
ticarî, sınaî ve ziraî işletmeler, iktisadî kamu kuruluşu gibi
değerlendirilir.
(5) Dernek veya vakıflara ait iktisadî işletmeler: Dernek veya
vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve bu
maddenin birinci ve ikinci fıkraları dışında kalan ticarî, sınaî ve
ziraî işletmeler ile benzer nitelikteki yabancı işletmeler, dernek
veya vakıfların iktisadî işletmeleridir. Bu Kanunun uygulanmasında
sendikalar dernek; cemaatler ise vakıf sayılır.
(6) İktisadî kamu kuruluşları ile dernek veya vakıflara ait iktisadî
işletmelerin kazanç amacı gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla
verilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması,
bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya
iş yerlerinin bulunmaması mükellefiyetlerini etkilemez. Mal veya
hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması, kâr
edilmemesi veya kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesi bunların
iktisadî niteliğini değiştirmez.
(7) İş ortaklıkları: Yukarıdaki fıkralarda yazılı kurumların kendi
aralarında veya şahıs ortaklıkları ya da gerçek kişilerle, belli bir
işin birlikte yapılmasını ortaklaşa yüklenmek ve kazancını paylaşmak
amacıyla kurdukları ortaklıklardan bu şekilde mükellefiyet tesis
edilmesini talep edenler iş ortaklıklarıdır. Bunların tüzel
kişiliklerinin olmaması mükellefiyetlerini etkilemez.
2- KVK göre tam ve dar mükellefin tanımın yaparak dar
mükellefiyette tabi olan mükellefin kazançları nelerden oluşur
sıralayınız?
Tam ve dar mükellefiyet
MADDE 3-
(1) Tam mükellefiyet: Kanunun 1 inci maddesinde sayılı kurumlardan
kanunî veya iş merkezi Türkiye'de bulunanlar, gerek Türkiye içinde
gerekse Türkiye dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden
vergilendirilirler.
(2) Dar mükellefiyet: Kanunun 1 inci maddesinde sayılı kurumlardan
kanunî ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmayanlar,
sadece Türkiye'de elde ettikleri kazançları üzerinden
vergilendirilirler.
(3) Dar mükellefiyette kurum kazancı, aşağıdaki kazanç ve iratlardan
oluşur:
a) 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine
uygun Türkiye'de iş yeri olan veya daimî temsilci bulunduran yabancı
kurumlar tarafından bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla
yapılan işlerden elde edilen ticarî kazançlar (Bu şartları taşısalar
bile kurumların ihraç edilmek üzere Türkiye'de satın aldıkları
malları Türkiye'de satmaksızın yabancı ülkelere göndermelerinden
doğan kazançlar, Türkiye'de elde edilmiş sayılmaz. Türkiye'de
satmaktan maksat, alıcı veya satıcının ya da her ikisinin Türkiye'de
olması veya satış sözleşmesinin Türkiye'de yapılmasıdır.).
b) Türkiye'de bulunan ziraî işletmeden elde edilen kazançlar.
c) Türkiye'de elde edilen serbest meslek kazançları.
ç) Taşınır ve taşınmazlar ile hakların Türkiye'de kiralanmasından
elde edilen iratlar.
d) Türkiye'de elde edilen menkul sermaye iratları.
e) Türkiye'de elde edilen diğer kazanç ve iratlar.
(4) Bu maddede belirtilen kazanç veya iratlar ile gelir unsurlarının
Türkiye'de elde edilmesi ve Türkiye'de daimî temsilci bulundurulması
konularında, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi
Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.
3- KVK gör iş merkezi ve kanuni merkez kavramlarını tanımlayınız?
MADDE 3-
(5) Kanunî merkez: Vergiye tâbi kurumların kuruluş kanunlarında,
tüzüklerinde, ana statülerinde veya sözleşmelerinde gösterilen
merkezdir.
(6) İş merkezi: İş bakımından işlemlerin fiilen toplandığı ve
yönetildiği merkezdir
4- KVK göre Safi Kurum kazancını anlatınız?
Safî kurum kazancı
MADDE 6- (1) Kurumlar vergisi, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde
elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanır.
(2) Safî kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî
kazanç hakkındaki hükümleri uygulanır. Ziraî faaliyetle uğraşan
kurumların bu faaliyetinden doğan kazançlarının tespitinde, Gelir
Vergisi Kanununun 59 uncu maddesinin son fıkra hükmü de dikkate
alınır.
5- KVK göre Kontrol edilen yabancı kurum kazancını anlatınız?
Kontrol edilen yabancı kurum kazancı
MADDE 7- (1) Tam mükellef gerçek kişi ve kurumların doğrudan veya
dolaylı olarak ayrı ayrı ya da birlikte sermayesinin, kâr payının
veya oy kullanma hakkının en az % 50'sine sahip olmak suretiyle
kontrol ettikleri yurt dışı iştiraklerinin kurum kazançları,
dağıtılsın veya dağıtılmasın aşağıdaki şartların birlikte
gerçekleşmesi halinde, Türkiye'de kurumlar vergisine tâbidir:
a) İştirakin toplam gayrisafî hasılatının % 25 veya fazlasının
faaliyet ile orantılı sermaye, organizasyon ve eleman istihdamı
suretiyle yürütülen ticarî, ziraî veya serbest meslek faaliyeti
dışındaki faiz, kâr payı, kira, lisans ücreti, menkul kıymet satış
geliri gibi pasif nitelikli gelirlerden oluşması.
b) Yurt dışındaki iştirakin ticarî bilânço kârı üzerinden % 10'dan
az oranda gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü
taşıması.
c) Yurt dışında kurulu iştirakin ilgili yıldaki toplam gayrisafî
hasılatının 100.000 YTL karşılığı yabancı parayı geçmesi.
(2) Birinci fıkrada yer alan toplam vergi yükü, Kanunun 5 inci
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki tanıma göre tespit
edilir.
(3) Kontrol oranı olarak, ilgili hesap dönemi içinde herhangi bir
tarihte sahip olunan en yüksek oran dikkate alınır.
(4) Birinci fıkradaki şartların gerçekleşmesi durumunda yurt dışında
kurulu iştirakin elde etmiş olduğu kâr, yurt dışı iştirakin hesap
döneminin kapandığı ayı içeren hesap dönemi itibarıyla tam mükellef
kurumların, kurumlar vergisi matrahına hisseleri oranında dahil
edilir.
(5) Bu maddeye göre Türkiye'de vergilenmiş kazancın yurt dışındaki
kurum tarafından sonradan dağıtılması durumunda, elde edilen kâr
paylarının vergilenmemiş kısmı kurumlar vergisine tâbi tutulur.
6- KVK göre kurumlar vergisinden indirilecek giderleri sayınız?
İndirilecek giderler
MADDE 8- (1) Ticarî kazanç gibi hesaplanan kurum kazancının
tespitinde, mükellefler aşağıdaki giderleri de ayrıca hasılattan
indirebilirler:
a) Menkul kıymet ihraç giderleri.
b) Kuruluş ve örgütlenme giderleri.
c) Genel kurul toplantıları için yapılan giderler ile birleşme,
devir, bölünme, fesih ve tasfiye giderleri.
ç) Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde komandite ortağın
kâr payı.
d) Katılım bankalarınca katılma hesabı karşılığında ödenen kâr
payları.
e) Sigorta ve reasürans şirketlerinde bilânço gününde hükmü devam
eden sigorta sözleşmelerine ait olup, aşağıda belirtilen teknik
karşılıklar;
1) Muallak hasar ve tazminat karşılıkları; tahakkuk etmiş ve hesaben
tespit edilmiş hasar ve tazminat bedelleri veya bu hesap
yapılmamışsa hasar ve tazminatın ve bunlarla ilgili tüm masrafların
tahmini değerleri ile gerçekleşmiş, ancak rapor edilmemiş hasar ve
tazminat bedelleri ve bunlara ilişkin masraflardan, reasürör payı
düşüldükten sonra kalan tutar ile saklama payına isabet eden muallak
hasar karşılığı yeterlilik farklarından oluşur.
2) Kazanılmamış prim karşılıkları; yürürlükte bulunan sigorta
sözleşmeleri için tahakkuk etmiş primlerden, komisyonlar düşüldükten
sonra kalan tutarın gün esasına göre bilânço gününden sonraya sarkan
kısmından, aynı esasa göre hesaplanan reasürör payının düşülmesinden
sonra kalan tutardır. Ancak bu tutar, nakliyat emtia sigortalarında,
yıllık primin komisyon düşüldükten sonraki tutarından şirketlerin
kendi saklama paylarında kalanının % 25'ini geçemez. Kazanılmamış
prim karşılığının gün esasına göre hesaplanması mümkün olmayan
reasürans ve retrosesyon işlemlerinde 1/8 yöntemi uygulanabilir.
3) Hayat sigortalarında matematik karşılıklar, her sözleşme
üzerinden ayrı ayrı hesaplanır. Karşılıkların, gelirleri vergiden
istisna edilmiş olan menkul kıymetlere yatırılan kısmına ait faiz ve
kâr payları, giderler arasında gösterilemez.
4) Deprem hasar karşılıkları; yangın ve mühendislik sigorta
branşlarında verilen deprem teminatı karşılığında alınan ve
şirketlerin kendi saklama paylarında kalan primlerin 21/12/1959
tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanununun 25 inci maddesi
uyarınca hesaplanan kısmı ile önceki hesap dönemlerinde ayrılan
karşılıkların yatırıldığı fonların gelirleri toplamından oluşur.
Deprem hasar karşılığı hesabına intikal ettirilen primler, bu
Kanunun uygulamasında kazanılmamış prim karşılığı hesaplamasına konu
edilmez.
5) Bir bilânço döneminde ayrılan sigorta teknik karşılıkları, ertesi
bilânço döneminde aynen kâra eklenir.
7- KVK göre Zarar Mahsubunu anlatınız? Gereken şartları yazınız?
Zarar mahsubu
MADDE 9- (1) Kurumlar vergisi matrahının tespitinde, kurumlar
vergisi beyannamesinde her yıla ilişkin tutarlar ayrı ayrı
gösterilmek şartıyla aşağıda belirtilen zararlar indirim konusu
yapılır:
a) Beş yıldan fazla nakledilmemek şartıyla geçmiş yılların
beyannamelerinde yer alan zararlar.
Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde devralınan
kurumların devir tarihi itibarıyla öz sermaye tutarını geçmeyen
zararları ile 20 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında
gerçekleştirilen tam bölünme işlemi sonucu bölünen kurumdaki öz
sermayesinin devralınan tutarını geçmeyen ve devralınan kıymetle
orantılı zararların indirilmesinde aşağıdaki şartlar ayrıca aranır:
1) Son beş yıla ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinin kanunî
süresinde verilmiş olması.
2) Devralınan kurumun faaliyetine devir veya bölünmenin meydana
geldiği hesap döneminden itibaren en az beş yıl süreyle devam
edilmesi.
Bu şartların ihlâli halinde, zarar mahsupları nedeniyle zamanında
tahakkuk ettirilmeyen vergiler için vergi ziyaı doğmuş sayılır.
b) Türkiye'de kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarla ilgili
olanlar hariç olmak üzere, beş yıldan fazla nakledilmemek şartıyla
yurt dışı faaliyetlerden doğan zararlar;
1) Faaliyette bulunulan ülkenin vergi kanunlarına göre beyan edilen
vergi matrahlarının zarar dahil, her yıl o ülke mevzuatına göre
denetim yetkisi verilen kuruluşlarca rapora bağlanması,
2) Bu raporun aslı ile tercüme edilmiş bir örneğinin Türkiye'deki
ilgili vergi dairesine ibrazı,
halinde indirim konusu yapılır.
Denetim kuruluşlarınca hazırlanacak raporun ekinde yer alan vergi
beyanlarının, bilânço ve gelir tablosunun, o ülkedeki yetkili malî
makamlarca onaylanması zorunludur. Faaliyette bulunulan ülkede
denetim kuruluşu olmaması halinde, her yıla ait vergi
beyannamesinin, o ülke yetkili makamlarından alınan birer örneğinin
mahallindeki Türk elçilik ve konsoloslukları, yoksa orada Türk
menfaatlerini koruyan ülkenin aynı mahiyetteki temsilcilerine
onaylatılarak, aslının ve tercüme edilmiş bir örneğinin ilgili vergi
dairesine ibrazı yeterlidir.
Türkiye'de indirim konusu yapılan yurt dışı zararın, ilgili ülkede
de mahsup edilmesi veya gider yazılması halinde, Türkiye'deki
beyannameye dahil edilecek yurt dışı kazanç, mahsup veya gider
yazılmadan önceki tutardır.
(2) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûlleri belirlemeye Maliye
Bakanlığı yetkilidir.
8- KVK göre safi kumlar vergisi matrahının tespitinde kurum
kazancından hangi indirimler yapılır?
Diğer indirimler
MADDE 10- (1) Kurumlar vergisi matrahının tespitinde; kurumlar
vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum
kazancından sırasıyla aşağıdaki indirimler yapılır:
a) Mükelleflerin, işletmeleri bünyesinde gerçekleştirdikleri
münhasıran yeni teknoloji ve bilgi arayışına yönelik araştırma ve
geliştirme harcamaları tutarının % 40'ı oranında hesaplanacak "Ar-Ge
indirimi".
Araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile doğrudan ilişkili olmayan
giderlerden ve tamamen araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde
kullanılmayan amortismana tâbi iktisadî kıymetler için hesaplanan
amortisman tutarlarından verilen paylar üzerinden Ar-Ge indirimi
hesaplanmaz. Matrahın yetersiz olması nedeniyle ilgili dönemde
indirim konusu yapılamayan tutar, sonraki hesap dönemlerine
devreder. Ar-Ge indiriminden yararlanılacak harcamaların kapsamını
ve uygulamadan yararlanılabilmesi için gerekli belgeler ile usûlleri
belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
b) 21/5/1986 tarihli ve 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel
Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 17/6/1992
tarihli ve 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve
Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk
harcamalarının sözü edilen kanunlar uyarınca tespit edilen amatör
spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için % 50'si.
c) Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine,
belediyelere ve köylere, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan
vakıflara ve kamu yararına çalışan dernekler ile bilimsel araştırma
ve geliştirme faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlara makbuz
karşılığında yapılan bağış ve yardımların toplamının o yıla ait
kurum kazancının % 5'ine kadar olan kısmı.
ç) (c) bendinde sayılan kamu kurum ve kuruluşlarına bağışlanan okul,
sağlık tesisi, 100 yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde 50 yatak)
kapasitesinden az olmamak kaydıyla öğrenci yurdu ile çocuk yuvası,
yetiştirme yurdu, huzurevi ve bakım ve rehabilitasyon merkezi inşası
dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin inşası için bu
kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut
tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her
türlü nakdî ve aynî bağış ve yardımların tamamı.
d) Genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri,
belediyeler ve köyler, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan
vakıflar ve kamu yararına çalışan dernekler ile bilimsel araştırma
ve geliştirme faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlar tarafından
yapılan veya Kültür ve Turizm Bakanlığınca desteklenen ya da
desteklenmesi uygun görülen;
1) Kültür ve sanat faaliyetlerine ilişkin ticarî olmayan ulusal veya
uluslararası organizasyonların gerçekleştirilmesine,
2) Ülkemizin uygarlık birikiminin kültürü, sanatı, tarihi,
edebiyatı, mimarîsi ve somut olmayan kültürel mirası ile ilgili veya
ülke tanıtımına yönelik kitap, katalog, broşür, film, kaset, CD ve
DVD gibi manyetik, elektronik ve bilişim teknolojisi yoluyla
üretilenler de dahil olmak üzere görsel, işitsel veya basılı
materyallerin hazırlanması, bunlarla ilgili derleme ve
araştırmaların yayınlanması, yurt içinde ve yurt dışında dağıtımı ve
tanıtımının sağlanmasına,
3) Yazma ve nadir eserlerin korunması ve elektronik ortama
aktarılması ile bu eserlerin Kültür ve Turizm Bakanlığı
koleksiyonuna kazandırılmasına,
4) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını
Koruma Kanunu kapsamındaki taşınmaz kültür varlıklarının bakımı,
onarımı, yaşatılması, rölöve, restorasyon, restitüsyon projeleri
yapılması ve nakil işlerine,
5) Kurtarma kazıları, bilimsel kazı çalışmaları ve yüzey
araştırmalarına,
6) Yurt dışındaki taşınmaz Türk kültür varlıklarının yerinde
korunması veya ülkemize ait kültür varlıklarının Türkiye'ye
getirilmesi çalışmalarına,
7) Kültür envanterinin oluşturulması çalışmalarına,
8) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki taşınır
kültür varlıkları ile güzel sanatlar, çağdaş ve geleneksel el
sanatları alanlarındaki ürün ve eserlerin Kültür ve Turizm Bakanlığı
koleksiyonuna kazandırılması ve güvenliklerinin sağlanmasına,
9) Somut olmayan kültürel miras, güzel sanatlar, sinema, çağdaş ve
geleneksel el sanatları alanlarındaki üretim ve faaliyetler ile bu
alanlarda araştırma, eğitim veya uygulama merkezleri, atölye, stüdyo
ve film platosu kurulması, bakım ve onarımı, her türlü araç ve
teçhizatının tedariki ile film yapımına,
10) Kütüphane, müze, sanat galerisi ve kültür merkezi ile sinema,
tiyatro, opera, bale ve konser gibi kültür ve sanat faaliyetlerinin
sergilendiği tesislerin yapımı, onarımı veya modernizasyon
çalışmalarına,
ilişkin harcamalar ile makbuz karşılığı yapılan bağış ve yardımların
% 100'ü. Bakanlar Kurulu, bölgeler ve faaliyet türleri itibarıyla bu
oranı, yarısına kadar indirmeye veya kanunî seviyesine kadar
getirmeye yetkilidir.
e) Bakanlar Kurulunca yardım kararı alınan doğal afetler dolayısıyla
Başbakanlık aracılığı ile makbuz karşılığı yapılan aynî ve nakdî
bağışların tamamı.
(2) Bağış ve yardımların nakden yapılmaması halinde, bağışlanan veya
yardımın konusunu oluşturan mal veya hakkın maliyet bedeli veya
kayıtlı değeri, bu değer mevcut değilse Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre takdir komisyonlarınca tespit edilecek değeri esas
alınır.
(3) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûlleri belirlemeye Maliye
Bakanlığı yetkilidir.
9- KVK göre kurum kazancının tespitinde gider olarak kabul
edilmeyen indirimleri sayınız?
Kabul edilmeyen indirimler
MADDE 11- (1) Kurum kazancının tespitinde aşağıdaki indirimlerin
yapılması kabul edilmez:
a) Öz sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faizler.
b) Örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur
farkları ve benzeri giderler.
c) Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan
kazançlar.
ç) Her ne şekilde ve ne isimle olursa olsun ayrılan yedek akçeler
(Türk Ticaret Kanununa, kurumların kuruluş kanunlarına, tüzüklerine,
ana statülerine veya sözleşmelerine göre safî kazançlardan
ayırdıkları tüm yedek akçeler ile Bankacılık Kanununa göre
bankaların ayırdıkları genel karşılıklar dahil).
d) Bu Kanuna göre hesaplanan kurumlar vergisi ile her türlü para
cezaları, vergi cezaları, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ödenen
cezalar, gecikme zamları ve faizler ile Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre ödenen gecikme faizleri.
e) Menkul kıymetlerin satışından doğan zararlar ile bu menkul
kıymetlere ilişkin olarak ödenen komisyonlar ve benzeri her türlü
giderler.
f) Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan; yat,
kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz taşıtları ile uçak,
helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu
ile ilgili olmayanların giderleri ve amortismanları.
g) Sözleşmelerde ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak
üzere kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve
çalışanlarının suçlarından doğan maddî ve manevî zarar tazminat
giderleri.
h) Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon
yayınlarından doğacak maddî ve manevî zararlardan dolayı ödenen
tazminat giderleri.
ı) Her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine
ait ilan ve reklam giderlerinin % 50'si. Bakanlar Kurulu bu oranı %
100'e kadar artırmaya veya sıfıra kadar indirmeye yetkilidir.
10- KVK göre Örtülü Sermayeyi anlatınız?
Örtülü sermaye
MADDE 12- (1) Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili
olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede
kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte
kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi
için örtülü sermaye sayılır.
(2) Yukarıda belirtilen karşılaştırma sırasında, sadece ilişkili
şirketlere finansman temin eden kredi şirketlerinden yapılan
borçlanmalar hariç olmak üzere, ana faaliyet konusuna uygun olarak
faaliyette bulunan ve ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan banka
veya benzeri kredi kurumlarından yapılan borçlanmalar % 50 oranında
dikkate alınır.
(3) Bu maddenin uygulanmasında;
a) Ortakla ilişkili kişi, ortağın doğrudan veya dolaylı olarak en az
% 10 oranında ortağı olduğu veya en az bu oranda oy veya kâr payı
hakkına sahip olduğu bir kurumu ya da doğrudan veya dolaylı olarak,
ortağın veya ortakla ilişkili bu kurumun sermayesinin, oy veya kâr
payı hakkına sahip hisselerinin en az % 10'unu elinde bulunduran bir
gerçek kişi veya kurumu,
b) Öz sermaye, kurumun Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit edilmiş
hesap dönemi başındaki öz sermayesini,
ifade eder.
(4) Kurumların İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören
hisselerinin edinilmesi durumunda, söz konusu hisse nedeniyle ortak
veya ortakla ilişkili kişi sayılanlardan temin edilen borçlanmalarda
en az % 10 ortaklık payı aranır.
(5) Yukarıda belirtilen oranlar, borç veren ortaklar ve ortakların
ilişkide bulunduğu kişiler için topluca dikkate alınır.
(6) Aşağıda sayılan borçlanmalar örtülü sermaye sayılmaz:
a) Kurumların ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin
sağladığı gayrinakdî teminatlar karşılığında üçüncü kişilerden
yapılan borçlanmalar.
b) Kurumların iştiraklerinin, ortaklarının veya ortaklarla ilişkili
kişilerin, banka ve finans kurumlarından ya da sermaye
piyasalarından temin ederek aynı şartlarla kısmen veya tamamen
kullandırdığı borçlanmalar.
c) 5411 sayılı Bankacılık Kanununa göre faaliyette bulunan bankalar
tarafından yapılan borçlanmalar.
ç) 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu kapsamında faaliyet gösteren
finansal kiralama şirketleri, 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında faaliyet gösteren
finansman ve faktoring şirketleri ile ipotek finansman
kuruluşlarının bu faaliyetleriyle ilgili olarak ortak veya ortakla
ilişkili kişi sayılan bankalardan yaptıkları borçlanmalar.
(7) Örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri
ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi
kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren
nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin
son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için
ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme
işlemleri, tam mükellef kurumlar nezdinde yapılacak düzeltmede
örtülü sermayeye ilişkin kur farklarını da kapsayacak şekilde, taraf
olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir. Şu kadar ki, bu
düzeltmenin yapılması için örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh
edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır.
11- KVK göre Transfer fiyatlandırması yoluyla Örtülü kazanç
dağıtımını anlatınız?
Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı
MADDE 13- (1) Kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk
ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden
mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazanç tamamen veya
kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış
sayılır. Alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya
verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret
ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya
hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir.
(2) İlişkili kişi; kurumların kendi ortakları, kurumların veya
ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi,
denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak
bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya
kurumları ifade eder. Ortakların eşleri, ortakların veya eşlerinin
üstsoy ve altsoyu ile üçüncü derece dahil yansoy hısımları ve kayın
hısımları da ilişkili kişi sayılır. Kazancın elde edildiği ülke
vergi sisteminin, Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme
kapasitesi ile aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp
sağlamadığı ve bilgi değişimi hususunun göz önünde bulundurulması
suretiyle Bakanlar Kurulunca ilan edilen ülkelerde veya bölgelerde
bulunan kişilerle yapılmış tüm işlemler, ilişkili kişilerle yapılmış
sayılır.
(3) Emsallere uygunluk ilkesi, ilişkili kişilerle yapılan mal veya
hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında
böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele
uygun olmasını ifade eder. Emsallere uygunluk ilkesi doğrultusunda
tespit edilen fiyat veya bedellere ilişkin hesaplamalara ait kayıt,
cetvel ve belgelerin ispat edici kâğıtlar olarak saklanması
zorunludur.
(4) Kurumlar, ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı
fiyat veya bedelleri, aşağıdaki yöntemlerden işlemin mahiyetine en
uygun olanını kullanarak tespit eder:
a) Karşılaştırılabilir fiyat yöntemi: Bir mükellefin uygulayacağı
emsallere uygun satış fiyatının, karşılaştırılabilir mal veya hizmet
alım ya da satımında bulunan ve aralarında herhangi bir şekilde
ilişki bulunmayan gerçek veya tüzel kişilerin birbirleriyle
yaptıkları işlemlerde uygulayacağı piyasa fiyatı ile
karşılaştırılarak tespit edilmesini ifade eder.
b) Maliyet artı yöntemi: Emsallere uygun fiyatın, ilgili mal veya
hizmet maliyetlerinin makul bir brüt kâr oranı kadar artırılması
suretiyle hesaplanmasını ifade eder.
c) Yeniden satış fiyatı yöntemi: Emsallere uygun fiyatın, işlem
konusu mal veya hizmetlerin aralarında herhangi bir şekilde ilişki
bulunmayan gerçek veya tüzel kişilere yeniden satılması halinde
uygulanacak fiyattan, makul bir brüt satış kârı düşülerek
hesaplanmasını ifade eder.
ç) Emsallere uygun fiyata yukarıdaki yöntemlerden herhangi birisi
ile ulaşma olanağı yoksa mükellef, işlemlerin mahiyetine uygun
olarak kendi belirleyeceği diğer yöntemleri kullanabilir.
(5) İlişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında
uygulanacak fiyat veya bedelin tespitine ilişkin yöntemler,
mükellefin talebi üzerine Maliye Bakanlığı ile anlaşılarak
belirlenebilir. Bu şekilde belirlenen yöntem, üç yılı aşmamak üzere
anlaşmada tespit edilen süre ve şartlar dahilinde kesinlik taşır.
(6) Tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü
olarak dağıtılan kazanç, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının
uygulamasında, bu maddedeki şartların gerçekleştiği hesap döneminin
son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için
ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme
işlemleri, taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir. Şu
kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü kazanç dağıtan kurum
adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır.
(7) Transfer fiyatlandırması ile ilgili usûller Bakanlar Kurulunca
belirlenir.
12- KVK göre Şirketlerde tasfiye dönemini anlatınız?
Tasfiye
MADDE 17- (1) Tasfiye dönemi: Her ne sebeple olursa olsun, tasfiye
haline giren kurumların vergilendirilmesinde hesap dönemi yerine
tasfiye dönemi geçerli olur.
a) Tasfiye, kurumun tasfiyeye girmesine ilişkin genel kurul
kararının tescil edildiği tarihte başlar ve tasfiye kararının tescil
edildiği tarihte sona erer. Başlangıç tarihinden aynı takvim yılı
sonuna kadar olan dönem ile bu dönemden sonraki her takvim yılı ve
tasfiyenin sona erdiği dönem için ilgili takvim yılı başından
tasfiyenin bitiş tarihine kadar olan dönem bağımsız bir tasfiye
dönemi sayılır.
b) Tasfiyenin başladığı takvim yılı içinde sona ermesi halinde
tasfiye dönemi, kurumun tasfiyeye girdiği tarihten başlar ve
tasfiyenin bittiği tarihe kadar devam eder.
c) Tasfiyenin zararla kapanması halinde tasfiye sonucu, önceki
tasfiye dönemlerine doğru düzeltilir ve anılan dönemlerde fazla
ödenen vergi mükellefe iade edilir.
ç) Bir yıldan fazla süren tasfiyelerde tarh zamanaşımı, tasfiyenin
sona erdiği dönemi izleyen yıldan itibaren başlar.
d) Tasfiyeden vazgeçilmesi halinde, kurum hakkında tasfiye hükümleri
uygulanmaz. Böyle bir durumda, tasfiyeden vazgeçme kararı, bu
kararın alındığı dönemin başından itibaren geçerli olur. Tasfiyeden
vazgeçme kararının alındığı tarihe kadar verilen tasfiye dönemi
beyannameleri, normal faaliyet beyannamelerinin yerine geçer.
Tasfiyesinden vazgeçilen kurumun geçici vergiyle ilgili
yükümlülükleri, tasfiyeden vazgeçilmesine ilişkin kararın alındığı
tarihi kapsayan geçici vergilendirme dönemi başından itibaren
başlar.
13- KVK göre tasfiye beyanını anlatınız?
MADDE 17-
(2) Tasfiye beyannameleri: Tasfiye beyannameleri, tasfiye memurları
tarafından tasfiye dönemlerinin sonundan itibaren Kanunun 14 üncü
maddesinde yazılı sürelerde; tasfiyenin sona erdiği döneme ilişkin
tasfiye beyannamesi ise tasfiyenin sonuçlandığı tarihten itibaren
otuz gün içinde kurumun bağlı olduğu vergi dairesine verilir.
(2) Tasfiye beyannameleri: Tasfiye beyannameleri, tasfiye memurları
tarafından tasfiye dönemlerinin sonundan itibaren Kanunun 14 üncü
maddesinde yazılı sürelerde; tasfiyenin sona erdiği döneme ilişkin
tasfiye beyannamesi ise tasfiyenin sonuçlandığı tarihten itibaren
otuz gün içinde kurumun bağlı olduğu vergi dairesine verilir.
(3) Bu madde gereğince verilecek olan beyannamelere, bilânço ve
gelir tablosu ile tasfiye bilânçosuna göre ortaklara dağıtılan
paralar ve diğer değerlerin ayrıntılı bir listesi eklenir.
14- KVK göre Tasfiye karının hesaplanmasını anlatınız?
MADDE 17-
(4) Tasfiye kârı: Tasfiye halindeki kurumların vergi matrahı tasfiye
kârıdır. Tasfiye kârı, tasfiye döneminin sonundaki servet değeri ile
tasfiye döneminin başındaki servet değeri arasındaki olumlu farktır.
a) Tasfiye kârı hesaplanırken;
1) Ortaklara veya kurum sahiplerine tasfiye esnasında avans olarak
veya diğer şekillerde yapılan her türlü ödemeler tasfiyenin
sonundaki servet değerine,
2) Mevcut sermayeye ilave olarak ortaklar veya sahipleri tarafından
yapılan ödemeler ile tasfiye esnasında elde edilen ve vergiden
istisna edilmiş olan kazanç ve iratlar tasfiye döneminin başındaki
servet değerine,
eklenir.
15- KVK göre Tasfiye memurunun sorumluluklarını kısaca anlatınız?
MADDE 17-
7) Tasfiye memurlarının sorumluluğu: Tasfiye memurları, kurumun
tahakkuk etmiş vergileri ile tasfiye beyannamelerine göre hesaplanan
vergiler ve diğer itirazlı tarhiyatlar için 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 207 nci maddesine uygun bir karşılık ayırmadan aynı
Kanunun 206 ncı maddesinin dördüncü sırasında yazılı alacaklılara
ödeme ve ortaklara paylaştırma yapamazlar. Aksi takdirde bu
vergilerin asıl ve zamları ile vergi cezalarından şahsen ve
müteselsilen sorumlu olurlar.
a) Yukarıda belirtilen vergiler ile sekizinci fıkra uyarınca tasfiye
işlemlerinin incelenmesi sonucu tarh edilecek vergilerin asılları ve
zamları, tasfiye sırasında dağıtım, devir, iade veya satış gibi
yollarla kendisine bir iktisadî kıymet aktarılan ya da tasfiye
kalanı üzerinden kendisine paylaştırma yapılan ortaklardan da
aranabilir. Ortaklardan tahsil edilmiş olan vergi asılları için
ayrıca tasfiye memurlarına başvurulmaz.
b) Tasfiye memurları, bu madde gereğince ödedikleri vergilerin
asıllarından dolayı, yukarıda belirtilen yollarla kendisine bir
iktisadî kıymet aktarılan veya tasfiye kalanından pay alan ortaklara
ya da ortakların aldıkları bu değerler vergileri karşılamaya
yetmezse İcra ve İflas Kanununun 207 nci maddesine uygun oranlar
dahilinde aynı Kanunun 206 ncı maddesinin dördüncü sırasında yazılı
alacaklarını tamamen veya kısmen tahsil eden alacaklılara rücu
edebilirler.
(8) Tasfiye işlemlerinin incelenmesi: Tasfiye beyannamesinin
verilmesiyle birlikte tasfiye memurları, işlemlerinin vergi
kanunları yönünden incelenmesini bir dilekçe ile isterler.
Dilekçenin verilmesinden itibaren en geç üç ay içinde vergi
incelemelerine başlanarak aralıksız devam edilir. Vergi
incelemesinin bitmesini izleyen otuz gün içinde vergi dairesi sonucu
tasfiye memurlarına yazı ile bildirir. Buna göre kurumdan aranan
vergilerin sonucu alınıncaya kadar tasfiye memurlarının, yedinci
fıkrada yazılı sorumluluğu devam eder.
(9) Maliye Bakanlığı, mükelleflerin hukukî statülerini, faaliyet
gösterdikleri alanları ve tasfiyeye giriş tarihindeki aktif
büyüklüklerini dikkate almak suretiyle tasfiye işlemlerine yönelik
inceleme yaptırmamaya yetkilidir.
16- KVK göre Şirketlerde birleşmeyi kısaca anlatınız?
Birleşme
MADDE 18- (1) Bir veya birkaç kurumun diğer bir kurumla birleşmesi,
birleşme nedeniyle infisah eden kurumlar bakımından tasfiye
hükmündedir. Ancak, birleşmede tasfiye kârı yerine birleşme kârı
vergiye matrah olur.
(2) Tasfiye kârının tespiti hakkındaki hükümler, birleşme kârının
tespitinde de geçerlidir. Şu kadar ki, münfesih kurumun veya
kurumların ortaklarına ya da sahiplerine birleşilen kurum tarafından
doğrudan doğruya veya dolaylı olarak verilen değerler, kurumun
tasfiyesi halinde ortaklara dağıtılan değerler yerine geçer.
Birleşilen kurumdan alınan değerler Vergi Usul Kanununda yazılı
esaslara göre değerlenir.
(3) Kanunun 17 nci maddesine göre tasfiye memurlarına düşen
sorumluluk ve ödevler, birleşme halinde birleşilen kuruma ait olur.
17- KVK göre Şirketlerde devir bölünme ve hisse değişimini kısaca
anlatınız?
Devir, bölünme ve hisse değişimi
MADDE 19- (1) Bu Kanunun uygulanmasında aşağıdaki şartlar dahilinde
gerçekleşen birleşmeler devir hükmündedir:
a) Birleşme sonucunda infisah eden kurum ile birleşilen kurumun
kanunî veya iş merkezlerinin Türkiye'de bulunması.
b) Münfesih kurumun devir tarihindeki bilânço değerlerinin,
birleşilen kurum tarafından bir bütün halinde devralınması ve aynen
bilânçosuna geçirilmesi.
(2) Kurumların yukarıdaki şartlar dahilinde tür değiştirmeleri de
devir hükmündedir.
(3) Aşağıdaki işlemler bölünme veya hisse değişimi hükmündedir:
a) Tam bölünme: Tam mükellef bir sermaye şirketinin tasfiyesiz
olarak infisah etmek suretiyle bütün mal varlığını, alacaklarını ve
borçlarını kayıtlı değerleri üzerinden mevcut veya yeni kurulacak
iki veya daha fazla tam mükellef sermaye şirketine devretmesi ve
karşılığında devredilen sermaye şirketinin ortaklarına devralan
sermaye şirketinin sermayesini temsil eden iştirak hisseleri
verilmesi, bu Kanunun uygulanmasında tam bölünme hükmündedir.
Devredilen şirketin ortaklarına verilecek iştirak hisselerinin
itibarî değerinin % 10'una kadarlık kısmının nakit olarak ödenmesi,
işlemin bölünme sayılmasına engel değildir.
b) Kısmî bölünme: Tam mükellef bir sermaye şirketinin veya sermaye
şirketi niteliğindeki bir yabancı kurumun Türkiye'deki iş yeri veya
daimî temsilcisinin bilânçosunda yer alan taşınmazlar ile en az iki
tam yıl süreyle elde tutulan iştirak hisseleri ya da sahip oldukları
üretim veya hizmet işletmelerinin bir veya birkaçını kayıtlı
değerleri üzerinden aynî sermaye olarak mevcut veya yeni kurulacak
tam mükellef bir sermaye şirketine devretmesi, bu Kanunun
uygulanmasında kısmî bölünme hükmündedir. Ancak, üretim veya hizmet
işletmelerinin devrinde, işletme bütünlüğü korunacak şekilde
faaliyetin devamı için gerekli aktif ve pasif kalemlerin tümünün
devredilmesi zorunludur. Kısmî bölünmede devredilen varlıklara
karşılık edinilen devralan şirket hisseleri, devreden şirkette
kalabileceği gibi doğrudan bu şirketin ortaklarına da verilebilir.
Taşınmaz ve iştirak hisselerinin bu bent kapsamında devrinde,
devralan şirketin hisselerinin devreden şirketin ortaklarına
verilmesi halinde, devredilen taşınmaz ve iştirak hisselerine
ilişkin borçların da devri zorunludur.
c) Hisse değişimi: Tam mükellef bir sermaye şirketinin, diğer bir
sermaye şirketinin hisselerini, bu şirketin yönetimini ve hisse
çoğunluğunu elde edecek şekilde devralması ve karşılığında bu
şirketin hisselerini devreden ortaklarına kendi şirketinin
sermayesini temsil eden iştirak hisselerini vermesi, bu Kanunun
uygulanmasında hisse değişimi hükmündedir. Hisseleri devralınan
şirketin ortaklarına verilecek iştirak hisselerinin itibari
değerinin %10'una kadarlık kısmının nakit olarak ödenmesi, işlemin
hisse değişimi sayılmasına engel değildir.
(4) Bu maddeye göre yapılacak bölünmelerde aktifi ve pasifi
düzenleyici hesaplar, ilgili olduğu aktif veya pasif hesapla
birlikte devrolunur.
(5) Maliye Bakanlığı devir, bölünme ve hisse değişimi işlemleri ile
ilgili usûlleri belirlemeye yetkilidir.
18- KVK göre Tasfiye,birleşme devir bölünme ve hisse değişimi
hallerinde beyanname ve ödeme sürelerini kısaca açıklayınız?
1. Tasfiye ve birleşme işlemlerinde verginin beyan ve ödenmesi
Tasfiye ve birleşme hallerinde, tasfiye edilen veya birleşen
kurumlara ait beyannameler tasfiyenin sona erdiği tarihi takip eden
otuz gün içinde kurumun bağlı olduğu vergi dairesine verileceğinden,
bu beyannamelere göre tahakkuk eden vergilerin beyanname verme
süresi içinde ödenmesi gerekmektedir.
Tasfiye edilen veya birleşen kurumların bu Kanuna göre tahakkuk
etmiş olup henüz vadeleri gelmemiş bulunan vergileri de aynı süre
içinde ödenecektir.
Öte yandan, tasfiyesi devam eden kurumlarda, müstakil tasfiye
dönemlerine ait beyannamelerin hesap dönemini takip eden dördüncü
ayın birinci gününden yirmibeşinci günü akşamına kadar verileceği ve
tahakkuk eden vergilerin de bu ayın sonuna kadar ödeneceği tabiidir.
2. Devir ve tam bölünme işlemlerinde verginin beyan ödenmesi
Kurumlar Vergisi Kanununun 19 ve 20 nci maddelerine göre gerçekleşen
devir ve tam bölünmelerde, münfesih kurum adına kıst döneme (hesap
dönemi başından devir veya bölünmenin gerçekleştiği tarihe kadar
geçen süreye) ilişkin tahakkuk eden vergilerin, devralan veya
birleşilen kurumun devir veya bölünmenin gerçekleştiği hesap
dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği ayın
sonuna kadar devralan veya birleşilen kurumlarca ödenmesi
gerekmektedir.
Dolayısıyla bu kurumların, münfesih kurumlara ait vergileri de kendi
vergileri ile birlikte aynı sürede ödemeleri gerekecektir. Özel
hesap dönemi tayin edilen kurumların ise kurumlar vergisi
beyannamelerini verdikleri ayın sonuna kadar münfesih kuruma ait
tahakkuk eden vergileri ödemeleri gerektiği tabiidir.
Örneğin; hesap dönemi takvim yılı olan (A) Ltd. Şti., 20/11/2006
tarihinde nev’i değiştirerek (A) A.Ş.’ye devredilmiştir. (A) Ltd.
Şti.’nin 1/1/2006 – 20/11/2006 tarihleri arası kıst dönemine ilişkin
beyannamenin 30 gün içinde münfesih kurumun bağlı olduğu vergi
dairesine verilmesi gerekmektedir. Bu beyanname üzerinden tahakkuk
eden vergilerin ise (A) A.Ş. tarafından 2006 yılı kazançlarına
ilişkin beyannamenin verileceği 2007 yılı Nisan ayının sonuna kadar
ödenmesi gerekmektedir.
Öte yandan, devir veya bölünme işlemlerinin hesap döneminin
kapandığı aydan kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği ayın
sonuna kadar geçen süre içerisinde yapılması halinde, münfesih
kurumun önceki hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesi
ile devir veya bölünme işlemine ilişkin beyannamesinin, devir veya
bölünmenin gerçekleştiği tarihi takip eden otuz gün içinde verilmesi
ve önceki hesap dönemine ilişkin tahakkuk eden vergilerin de bu süre
içinde ödenmesi, kıst döneme ilişkin tahakkuk eden vergilerin ise
devralan veya birleşilen kurumun devir veya bölünmenin gerçekleştiği
hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği
ayın sonuna kadar ödenmesi gerekmektedir.
Örneğin; bir önceki örnekte bahsi geçen devir işleminde, (A) Ltd.
Şti.’nin 11/1/2007 tarihinde (A) A.Ş.’ye dönüşmesi halinde, münfesih
Limited Şirkete ait 2006 yılı kazançlarına ilişkin beyannamenin
10/2/2007 tarihine kadar verilmesi ve bu süre içinde tahakkuk eden
verginin devralan kurum tarafından ödenmesi gerekmektedir. 1/1/2007
– 11/1/2007 kıst dönemine ilişkin beyannamenin ise 10/2/2007
tarihine kadar verilmesi ve bu beyanname üzerinden tahakkuk eden
vergilerin ise 2008 yılı Nisan ayının sonuna kadar devralan kurum
tarafından ödenmesi gerekmektedir.
19- KVK göre ödeme sürelerini kısaca açıklayınız?
Ödeme süresi
MADDE 19-
(1) Kurumlar vergisi, beyannamenin verildiği ayın sonuna kadar
ödenir.
(2) Tasfiye ve birleşme halinde, tasfiye edilen veya birleşen
kurumlar adına tasfiye veya birleşme kârı üzerinden tarh olunan
vergiler, tasfiye veya birleşme nedeniyle infisah eden kuruma ait
kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresi içinde ödenir.
Tasfiye edilen veya birleşen kurumların bu Kanuna göre tahakkuk
etmiş olup, henüz vadeleri gelmemiş bulunan vergileri de aynı süre
içinde ödenir.
(3) Kanunun 20 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına göre
gerçekleştirilen devir ve bölünmelerde münfesih kurum adına tahakkuk
eden vergilerden;
a) Bu fıkraların (a) bentlerinin (1) numaralı alt bentlerine göre
münfesih veya bölünen kurum adına tahakkuk edenler, devralan veya
birleşilen kurumun devir veya bölünmenin gerçekleştiği hesap
dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği ayın
sonuna kadar,
b) Diğer hallerde ise beyanname verme süresi içerisinde,
devralan veya birleşilen kurumlarca ödenir.
(4) Muhtasar beyanname ile bildirilen vergiler, beyannamenin
verildiği ayın yirmialtıncı günü akşamına kadar ödenir.
20- KVK göre safi kurum kazancının tespitini anlatınız?
Safî kurum kazancı
MADDE 22- (1) Dar mükellef kurumların iş yeri veya daimî temsilci
vasıtasıyla elde edilen kazançlarının tespitinde, aksi
belirtilmediği takdirde tam mükellef kurumlar için geçerli olan
hükümler uygulanır.
(2) Dar mükellefiyete tâbi kurumların ticarî veya ziraî kazançlar
dışında kalan kazanç ve iratları hakkında, Gelir Vergisi Kanununun
bu kazanç ve iratların tespitine ilişkin hükümleri uygulanır. Ancak,
bu kazanç ve iratların Türkiye'de yapılmakta olan ticarî veya ziraî
faaliyet kapsamında elde edilmesi halinde, kurum kazancı bu maddenin
birinci fıkrasına göre tespit edilir.
(3) Dar mükellefiyette kurum kazancının tespitinde, ayrıca aşağıdaki
indirimlerin yapılması kabul edilmez:
a) Bu kurumlar hesabına yaptıkları alım-satımlar için ana merkeze
veya Türkiye dışındaki şubelere verilen faizler, komisyonlar ve
benzerleri.
b) Türkiye'deki kurumun kazancının elde edilmesi ve idamesi ile
ilgili olan ve emsallere uygunluk ilkesi uyarınca belirlenecek
dağıtım anahtarlarına göre ayrılan paylar ile Türkiye'deki kurumun
denetimi için yabancı ülkelerden gönderilen yetkili kişilerin
seyahat giderleri hariç olmak üzere, ana merkezin veya Türkiye
dışındaki şubelerin genel yönetim giderlerine veya zararlarına
katılmak üzere ayrılan paylar.
(4) Dar mükellef kurumların işletmede kullandıkları borçlanmalar
için Kanunun 12 nci maddesinde yer alan hükümlerin uygulanmasında,
ortakla ilişkili kişinin tespiti açısından sermaye veya oy hakkı
şartı aranmaz.
(5) Kanunun tasfiyeye ilişkin hükümleri ile 19 uncu maddesinin
üçüncü fıkrasının (b) bendi aynı şartlarla dar mükellef kurumlar
hakkında da uygulanır. Şu kadar ki, devralan kurum tarafından
devralınan değerlere karşılık olarak verilen iştirak hisseleri,
Türkiye'deki iş yeri veya daimî temsilcinin aktifine kaydedilir.
21- KVK göre Yabancı ulaştırma kurumlarında kurum kazancının
tespitini anlatınız?
Yabancı ulaştırma kurumlarında kurum kazancının tespiti
MADDE 23- (1) Yabancı ulaştırma kurumlarının vergiye matrah olacak
kurum kazancı, hasılata ortalama emsal oranlarının uygulanması
suretiyle hesaplanır.
(2) Ortalama emsal oranları, Türkiye'de daimî veya arızî olarak
çalışan bütün kurumlar için;
a) Kara taşımacılığında % 12,
b) Deniz taşımacılığında % 15,
c) Hava taşımacılığında % 5,
olarak uygulanır.
(3) Ticarî ve arızî ticarî kazançları dar mükellefiyet kapsamında
vergilendirilen yabancı ulaştırma kurumlarının, Türkiye'de elde
edilmiş sayılan hasılatı aşağıdaki unsurlardan oluşur:
a) Türkiye sınırları içinde gerçekleşen kara taşımacılığında, bilet
bedeli ile birlikte alınan gider karşılıkları dahil olmak üzere
yolcu, yük ve bagaj taşıma ücreti olarak her ne adla olursa olsun
aldıkları tutarlar.
b) Türkiye'deki yükleme limanlarından yabancı ülkelerdeki varış
limanlarına veya diğer bir kurumun gemisine aktarma yapılacak
yabancı limana kadar gerçekleşen deniz ve hava taşımacılığında,
bilet bedeli ile birlikte alınan gider karşılıkları dahil olmak
üzere yolcu, yük ve bagaj taşıma ücreti olarak her ne adla olursa
olsun aldıkları tutarlar.
c) Türkiye dışındaki taşımacılık faaliyeti için diğer kurumlar
hesabına Türkiye'de sattıkları yolcu ve bagaj biletleri ile
Türkiye'de yaptıkları navlun sözleşmeleri dolayısıyla kendilerine
verilen komisyonlar ve ücretler.
22- KVK göre Vergilendirme dönemi ve beyanı kısaca açıklayınız?
Vergilendirme dönemi ve beyan
MADDE 25- (1) Yıllık beyan esasında vergilendirilen kurumların
vergilendirme dönemi, hesap dönemidir. Ancak, kendilerine özel hesap
dönemi tayin edilenlerin vergilendirme dönemi, özel hesap
dönemleridir.
(2) Kesinti suretiyle ödenen vergilerde, istihkak sahiplerince
ayrıca yıllık veya özel beyanname verilmeyen hallerde, vergi
kesintisinin ilgili bulunduğu dönemler, vergilendirme dönemi
sayılır.
(3) Kanunun 26 ncı maddesi gereğince verilen beyannameler ile
bildirilen kazançların vergilendirilmesinde, vergilendirme dönemi
yerine kazancın elde edilme tarihi esas alınır.
(4) Yıllık kurumlar vergisi beyannamesi, kurumun Türkiye'deki iş
yerinin veya daimî temsilcisinin bulunduğu yerin; Türkiye'de iş yeri
veya daimî temsilcisi olmadığı takdirde yabancı kuruma kazanç
sağlayanların bağlı olduğu yerin vergi dairesine verilir.
(5) Beyanname, hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın
birinci gününden yirmibeşinci günü akşamına kadar, tarhiyatın
muhatabının Türkiye'yi terk etmesi halinde ise ülkeyi terk
etmesinden önceki onbeş gün içinde verilir.
(6) Beyannamelerin şekil, içerik ve ekleri Maliye Bakanlığınca
belirlenir. Mükellefler beyanlarını bu beyanname ile yapmak veya bu
beyannamelerde yazılı bilgilere uygun olarak bildirmek zorundadır.
23- KVK göre Özel beyan zamanı tayin olunan gelirleri kısaca
açıklayınız?
Özel beyan zamanı tayin olunan gelirler
MADDE 26- (1) Dar mükellefiyete tâbi olan yabancı kurumların vergiye
tâbi kazancının Gelir Vergisi Kanununda yazılı diğer kazanç ve
iratlardan (telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, marka
ve benzeri gayrimaddî hakların satışı, devir ve temliki karşılığında
alınan bedeller hariç) ibaret bulunması halinde, yabancı kurum veya
Türkiye'de adına hareket eden kimse, bu kazançları elde edilme
tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kanunun 27 nci maddesinde
belirtilen vergi dairesine beyanname ile bildirmek zorundadır.
(2) Diğer kazanç ve iratlara ilişkin olarak Türkiye'ye bizzat
getirilen nakdî veya aynî sermaye karşılığında elde edilen menkul
kıymetler ile iştirak hisselerinin elden çıkarılması sırasında
oluşan kur farkı kazancına dair hükümler hariç olmak üzere, Gelir
Vergisi Kanununda yer alan vergilendirmeme hususundaki istisna,
kayıt, şart ve sürelere ait sınırlamalar dikkate alınmaz.
Beyannamenin verilme yeri
MADDE 27- (1) Özel beyan zamanı tayin olunan gelirlerle ilgili
kurumlar vergisi beyannamesi;
a) Taşınmazların elden çıkarılmasından doğan diğer kazanç ve
iratlarda taşınmazın bulunduğu,
b) Taşınırların ve hakların elden çıkarılmasından doğan diğer kazanç
ve iratlarda mal ve hakların Türkiye'de elden çıkarıldığı,
c) Ticarî veya ziraî bir işletmenin faaliyetinin durdurulması veya
terk edilmesi karşılığında elde edilen diğer kazanç ve iratlarda
işletmenin bulunduğu,
ç) Arızî olarak ticarî işlemlerin yapılmasından veya bu nitelikteki
işlemlere aracılıktan elde edilen kazançlar ile arızî olarak yapılan
serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla elde edilen kazançlarda
faaliyetin yapıldığı,
d) Arızî olarak Türkiye ile yabancı ülkeler arasında yapılan
taşımacılık faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda yolcu veya
yükün taşıta alındığı,
e) Zarar yazılan değersiz alacaklarla karşılık ayrılan şüpheli
alacakların tahsili dahil olmak üzere terk edilen işlerle ilgili
olarak sonradan elde edilen diğer kazanç ve iratlar ile ticarî,
ziraî veya meslekî bir faaliyete hiç girişilmemesi veya ihale,
artırma ve eksiltmelere iştirak edilmemesi karşılığında elde edilen
diğer kazanç ve iratlarda ödemenin Türkiye'de yapıldığı,
f) Diğer hallerde Maliye Bakanlığınca belirlenen,
yerin vergi dairesine verilir.
24- KVK göre tarhiyatın muhatabı, tarh zamanı ve tarh yerini
kısaca açıklayınız?
Tarhiyatın muhatabı, tarh zamanı ve tarh yeri
MADDE 28- (1) Dar mükellefiyete tâbi yabancı kurumların vergisi,
bunlar hesabına Türkiye'deki müdür veya temsilcileri; müdür veya
temsilcileri mevcut değil ise kazanç ve iratları yabancı kuruma
sağlayanlar adına tarh olunur.
(2) Kurumlar vergisi, beyannamenin vergi dairesine verildiği günde,
beyanname posta ile gönderilmişse vergiyi tarh edecek daireye
geldiği tarihi izleyen üç gün içinde beyannamenin verildiği veya
gönderildiği vergi dairesince tarh olunur. |
|