|
|
Borçlar Hukuku Konu Özeti
Temerrüt
BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ
Borçlu,borçlandığı edimi zamanında yerine getirmediği takdirde
temerrüde düşer. Bu haldeki borçluya mütemerrit borçlu denir. Edim
mümkün iken borçlu bunun ifası gereken zamanda yerine
getirmemektedir. İfası mümkün edimini zamanında yapması dolayısıyla
ortaya çıkan adem-i ifanın ne gibi hükümler doğuracağı BK.101-108 de
düzenlenmiştir.
Temerrüdün şartları(BK.101):
Borç muaccel olmalıdır.
Alacaklı,borcu muaccel olan borçlusuna,borcunu ödemesi için ihtarda
bulunmalıdır. Bu ihtar borçlunun temerrüde düşmesi ve alacaklının bu
temerrüt halinden yararlanarak borçluya karşı bazı haklar ileri
sürebilmesi için şarttır. Ticari hayatta buna protesto denir. Kanun
iki durumda ihtara gerek olmayacağını belirlemiş;1)kesin bir vade
varsa2)iki taraftan biri vadeyi belirlemede yetkili kıllınmışsa
ihtar gerekli değildir. Bazı hallerde iyiniyet gereğince ihtara
gerek kalmaz,mesela borçlu borcunu ifa etmeyeceğini açıkça beyan
etmişse.
Borçlu zamanında ifa etmemekle kusurlu olmasa bile temerrüde düşer.
Temerrüdün borçlu bakımından ana hükümleri:
İfada gecikmiş olması sebebiyle alacaklının maruz kalacağı bütün
zararları ödemekle yükümlüdür(BK.102/I). Edimin bir kaza sonucunda
imkansızlaşması halinden de sorumludur.
Borçlu bir miktar paranın tediyesinde temerrüde düşmüşse,alacaklının
zarara uğrayıp uğramadığına bakılmaksızın temerrüt faizi
uygulanır(BK.103). temerrüt faizi fazlası
kararlaştırılmamışsa,yıllık %64 üzerinden hesaplanır. Ticari
işlemlerde ise temerrüt faizi merkez bankasınca uygulanan reeskont
faizine bağlıdır. Temerrüt faizi temerrüt gününden işlemeye başlar.
Faiz ve irat gibi bir borçta yahut bağışlanan bir miktar paranın
ifasında temerrüde düşülmüşse,faizin başlangıcı,mahkeme veya icraya
başvurma günüdür(BK.104/I). Bunun aksine sözleşmeler hakim
tarafından değiştirilebilir(BK.104/II).temerrüt faizine faiz
yürütülmez(BK.104/III).
Alacaklı,para borcundan borçlunun temerrüde düşmesi dolayısıyla
temerrüt faizinden çok zarara uğradığını ispatlayabilirse(buna
munzam zarar denir),bu fazla zararın ödenmesini isteyebilir(BK.105).
Borçlunun gecikmesinde kusuru olmamışsa ve bunu
ispatlayabilirse,gecikme sebebiyle doğan zararlar ödenmez(BK102/II).
Para borçlarında,temerrüt faizini aşan zarar bakımından kusursuzluğu
ispatlamak borçluya düşer(BK.105).
Borçlu gecikmede kusursuz olduğumu ispatlayabilirse,kaza halinden
sorumlu tutulmaz. Borcu vakti zamanında ifa etmiş olsa di
dahi,kazanın vuku bulacağını ispatlarsa,sorumluluktan
kurtulabilir(BK.102/II).
Borçlunun temerrüt faizi ile yükümlü olması kusura bağlı değildir.
Borçlunun temerrüdü sebebiyle alacaklının halkları:
Kanun,temerrüdün iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmeden
meydana gelmesi hali ile diğer halleri birbirinden ayırıyor. Eğer
temerrüt iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmede,taraflardan birinin
borcu vaktinde ifa etmemesinden ileri gelmişse,bu halde
kanun(BK.106,108) borçlunun vaziyetini daha da ağırlaştırıyor ve
alacaklıya bir takım özel haklar sağlıyor.
İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun temerrüdü
halinde alacaklının hakları:
Alacaklı,BK. 106,108 deki hükümlerden yararlanarak,bazı özel
haklar ve yetkilere sahip olacak ve bunları kullanabilecektir.
Bu hükümler için ilk şart,borç,ilişiğinin,karşılıklı edimler
yükleyen bir sözleşmeden doğmasıdır. Alım satım,kira,istisna
sözleşmeleri böyledir.
2. şart,borçlunun temerrüde düşmesidir.
Borçluya,borcunu ifa için son bir fırsatın verilmesi gerekir. Buna
mehil tayini denir. Kanuna göre alacaklı,mütemerrit
borçlusuna,borcunu ifa etmesi için uygun bir mehil(süre) verecek
veya böyle bir mehlin tayinini hakimden isteyecek(BK.106/I).
Kanun(BK.107) bazı hallerde böyle bir mehil tayinine lüzum
kalmaksızın,alacaklının, temerrütle birlikte,derhal bu yetkilere
sahip olacağını kabul etmiştir. Bunun için tayinin faydasız
olması,alacaklı için ifanın artık anlamını ve faydasını kaybettiği
veya bir borcun muhakkak belli bir zamanda ifa edilmesinin
kesinlikle kararlaştırıldığı hallerdir.
Alacaklı her şeyden önce,ifayı ve gecikme sebebiyle uğradığı ek
zararların ödenmesini isteyebilir.
Alacaklı ifa yerine sözleşmenin ifa edilmesinden vazgeçtiğini derhal
bildirerek,borcunu yerine getirilmemesi sebebiyle uğradığı zararın
ödenmesini talep edebilir. Alacaklı bu hakkı kullanmak
istiyorsa,borçluya mehlin sonunda derhal bir bildirimde bulunmak
zorundadır.
Alacaklı mehlin sonunda ifa veya ifa yerine tazminat isteyeceğine
sözleşmeyi feshedebilir. Fesihle birlikte borçlunun sorumluluğu
tamamen ortandan kalkmaz;kusursuzluğunu ispatlamadıkça,alacaklının
uğradığı zararları ödemekle sorumludur(BK.108/II).
Alacaklı kendi edimini ifa etmişse,fesih halinde,bunu haksız
iktisaba dayanarak geri isteyebilir(BK.108/I).
BK.211/III’ de satılan malı teslim etmiş olan satıcının,satış
parasını ödemekte temerrüde düşen alıcıya karşı,bu hakkını ayrıca
saklı tutmamışsa,akdi feshedemeyeceği öngörülmüştür.
Bu hükmün,satım sözleşmesinde,BK.106’ daki genel kuralın uygulama
gücünü sınırladığı anlaşılmaktadır.
Borçlunun ifada kısmen gecikmiş olması da temerrüt bakımından özel
bir hal sayılır. BK.106 daki kurallar,edimin sadece ifada geciken
bölümü bakımından uygulamak gerekir. |
|