|
|
Ticaret
Hukuku Konu Özeti
Ticari İşletmenin Rehni
TİCARİ İŞLETMENİN
REHNİ
Rehin için taşınırın rehin alana teslimini arayan Medeni Kanun
hükümleri karşısında, ticari işletmenin bir bütün olarak rehni
mümkün olamamakta idi.
Ticari işletme Rehni Kanunu ve ilgili diğer hükümlerle ticari
işletme rehni düzenlenmiştir. Kanuna göre, ticari işletme rehninde,
rehin veren ticari işletme sahibi gerçek veya tüzel kişi, rehin alan
ise tüzel kişiliği olan ve sermaye şirketi olarak kurulmuş kredi
kurumları, kredili satış yapan gerçek veya tüzel kişi kurumlar ve de
kooperatiflerdir.
Ticari işletme rehni sadece ticaret ünvanı, işletme adı, rehnin
tescili anında mevcut ve işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan
makine, araç,alet ve motorlu taşıt araçları, ihtira beratları,
markalar, modeller, resimler ve lisanslar gibi sınai hakları kapsar.
Ticari işletmede taşınmaz işletme tesisatı ve varsa kiracılık hakkı
rehnin kapsamına girmez.
Rehin sözleşmesi, ticari işletmenin kayıtlı bulunduğu sicil
çevresindeki her noter tarafından düzenlenir. Daha sonra da rehin
alan veya verenin yazılı talebi ile ticari işletmenin, kayıtlı
bulunduğu sicile tescil edilir.
Rehin hakkı bu tescil ile doğar. Tescil ile doğan rehin, üçüncü
kişilerin korunması bakımından duruma göre tapu kütüğüne, sınai
haklar siciline, maden siciline, nakil araçları siciline ve
işletmenin şubesi varsa, şubenin kayıtlı bulunduğu sicile de tescil
edilir.
Rehin tescil edildikten sonra işletme sahibi, işletmenin olağan
faaliyetlerini sürdürebilmesi için her türlü işlemi yapabilir. Ancak
işletmeyi ve rehin kapsamındaki bireysel unsurları devredemez, ayni
hakla yükümlendiremez, yerini değiştiremez ve takas edemez. Tüm bu
işlemler için alacaklının rızasına gerek vardır.
TACİR
Gerçek kişi tacir: Ticaret Kanunu'nun 14. Maddesinin 1. Fıkrasına
göre « Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa, kendi adına işleten
kimseye tacir denir". Ayrıca aynı maddenin 2. Fıkrasına göre '”Bir
ticari işletmeyi kurup açtığı sirküler, gazete, radyo ve başkaca
ilan vasıtalarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline
kaydettirerek keyfiyetli ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye
başlamamış olsa bile tacir sayılır. Halbuki yine aynı maddenin 3.
Fıkrasına göre “Bir ticari işletme açmış gibi ister kendi adına,
ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var
sayılmayan diğer bir şirket adına (ortak sıfatıyla ) muamelelerde
bulunan kimse, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı tacir gibi
sorumlu olur”. Bu kişilerin 1. ve 2. Fıkrada belirtilenlerden farkı
tacir sayılmayıp, tacir gibi sorumlu olmalarıdır. Diğer bir ifadeyle
bu kişiler tacir sıfatının getirdiği nimet ve kolaylıklardan
yararlanamazlar, buna karşılık bu sıfatın sonucu olan külfetlere
katlanırlar.
Tüzel kişi tacir: Türk Ticaret Kanununun 18. maddesine göre bu
kişiler üç gruba ayrılır :
1. Ticaret şirketleri: Ticaret Kanununda kollektif, komandit,
limited ve anonim şirket olarak sayılmış ticaret şirketleri usulüne
uygun olarak tescil edilip, tüzel kişilik kazandıkları anda yasa
gereği tacir sıfatını kazanırlar.
2. Amaçlarına varmak için ticari bir işletme işleten dernekler ve
vakıflar: Üyelerine kazanç paylaştırmaktan başka amaçlarla
kurulan dernekler ve vakıflar, amaçlarına ulaşmak için ticari bir
işletme işletirlerse, o takdirde tacir sayılırlar.
Ancak Kızılay gibi kamu yararına olan dernekler, ticari bir işletme
işletseler dahi tacir sıfatını almazlar; örneğin Kızılay Derneği
Afyon Karahisar Maden Suyu işletmesini işletmesine rağmen tacir
değildir.
3. Kendi kuruluş kanunları uyarınca özel hukuk kuralları
dairesinde yönetilmek veya ticari bir şekilde işletilmek üzere kamu
tüzel kişiler tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler: Burada
kastedilen, kendi kuruluş kanunlarına göre idare edilmek veya ticari
bir şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet ve belediye gibi kamu
tüzel kişilerinin kurdukları tüzel kişilerdir.Bunlar daha ziyade
iktisadi devlet teşekkülleridir. Dikkat edilmesi gereken husus
bunların kuruluş kanunlarında , özel hukuk kurallarına tabi
olduklarının belirtilmesidir. |
|