|
Muhasebe Standartları Ders Notu
TMS12-Gelir Vergileri Standartı
MADDE 1-
(1) Bu Tebliğin amacı; gelir vergilerine ilişkin 12 nolu
Türkiye Muhasebe Standardının yürürlüğe konulmasıdır.
(2) Adı geçen
Türkiye Muhasebe Standardı bu Tebliğ ekinde yer almıştır.
Kapsam
MADDE 2-
(1) Gelir vergilerine ilişkin Türkiye Muhasebe Standardının kapsamı
ekli TMS 12 metninde yer almaktadır.
Hukuki dayanak
MADDE 3-
(1) Bu Tebliğ, 28/7/1981 tarih ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası
Kanununun Ek-1 inci maddesi ile 24/2/2004 tarihli ve 2004/6924
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Türkiye Muhasebe
Standartları Kurulunun Çalışmalarına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin (b) bendine dayanılarak
hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 4-
(1) Bu Tebliğde geçen;
(a) TMSK ve Kurul: Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunu,
(b) TMS: Türkiye Muhasebe Standartlarını,
(c) TFRS: Türkiye Finansal Raporlama Standartlarını,
ifade eder.
Yürürlük
MADDE 5-
(1) Bu Tebliğ 31/12/2005 tarihinden sonra başlayan hesap dönemleri
için geçerli olmak üzere, yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 6-
(1) Bu Tebliğ hükümlerini Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu
yürütür.
EK
Türkiye Muhasebe
Standardı
(TMS 12)
Gelir Vergiler
Amaç
Bu Standardın
amacı; gelir vergilerinin (kurum kazancı üzerinden hesaplanan
vergilerin) muhasebeleştirilmesini düzenlemektir. Gelir
vergilerinin muhasebeleştirilmesindeki en önemli konu aşağıdaki
durumlarda cari ve ilerideki dönemlerde vergisel sonuçlarının
belirlenmesidir:
(a) Bir işletmenin bilançosunda yer alan varlıkların ve borçların
defter değerlerinin ileride varlıklar için fayda elde etme, borçlar
için ise ödemenin; ve
(b) Cari dönemde oluşan ve sonuçları işletmenin finansal tablolarına
yansıyan işlemler veya diğer olayların vergisel sonuçları.
Finansal raporlama
yapan kuruluş bir varlığı veya borcu muhasebeleştirdiğinde bunların
defter değerleri kadar bu varlıktan ileride fayda temin edileceğini,
borcun ise ödeneceğini bekler. Eğer defter değerleri tutarında
ileride fayda elde edildiği veya borç ödendiğinde ödenecek vergiler,
bu faydanın elde edilmesi veya borcun ödenmesinin vergisel etkisinin
olmadığı duruma göre fazla veya az olacaksa; bu Standart, bazı
istisnai durumların dışında, işletmenin ertelenmiş vergi borcu veya
ertelenmiş vergi alacağı muhasebeleştirmesini zorunlu kılar.
Bu Standart işletmenin işlemlerin ve diğer olayların vergisel
sonuçlarını işlemleri ve diğer olayları muhasebeleştirdiği şekilde
muhasebeleştirmesini zorunlu kılar. Bu nedenle, işlemler ve diğer
olaylar kâr veya zararda muhasebeleştirilmişse, bunlarla ilgili
vergi etkileri de kâr veya zararda muhasebeleştirilir. İşlemler ve
diğer olaylar doğrudan doğruya özkaynak hesaplarında
muhasebeleştirilmişse, ilgili vergi etkileri de doğrudan özkaynak
hesaplarında muhasebeleştirilir. Benzer şekilde, işletme
birleşmelerinde ertelenmiş vergi alacağının veya vergi borcunun
muhasebeleştirilmesi, işletme birleşmesinde oluşan şerefiye tutarını
veya elde etmenin maliyetinin devralınan şirketin belirlenebilen
varlıklarının net gerçeğe uygun değerlerinin, borçlarının ve koşullu
borçlarının toplamını aşan kısmındaki devralanın hissesine düşen
kısmı etkiler.
Bu Standart, aynı
zamanda, henüz kullanılmamış olan geçmiş yıl zararları nedeniyle
oluşan ertelenmiş vergi varlıklarının veya kullanılmamış vergi
avantajlarının muhasebeleştirilmesi, gelir vergilerinin finansal
tablolarda sunumunu ve gelir vergileri ile ilgili bilgilerin
açıklanması konularını da düzenler.
Kapsam
1. Bu Standart gelir vergilerinin muhasebeleştirilmesinde uygulanır.
2. Bu Standardın
uygulanmasında, gelir vergileri vergiye tabi gelir üzerinden
hesaplanan bütün yurt içi ve yurt dışı vergileri içerir. Gelir
vergileri aynı zamanda bağlı ortaklık, iştirak ve iş ortaklıklarının
raporlayan işletmeye kâr dağıtımlarında kaynakta kesinti suretiyle
ödenen vergileri de kapsar.
3. “-”
4. Bu Standart,
devlet teşviklerinin (bakınız: TMS 20 Devlet Teşviklerinin
Muhasebeleştirilmesi ve Devlet Yardımlarının Açıklanması) veya
yatırımlara ilişkin vergi avantajlarının muhasebeleştirilmesi
yöntemleri ile ilgili herhangi bir husus içermez. Ancak, bu Standart
devlet teşviklerinden veya yatırımlara ilişkin vergi avantajlarından
kaynaklanan zamanlama farklarının muhasebeleştirilmesi ile ilgili
düzenlemeler içerir.
Tanımlar
5. Bu Standartta geçen terimlerin anlamları aşağıdaki gibidir:
Muhasebe kârı
(muhasebe zararı):
Vergi gideri öncesi dönem kârını (zararını) ifade eder.
Vergiye tabi kâr
(mali zarar):
Vergi otoriteleri tarafından konulan kurallara göre bir hesap dönemi
için tespit edilen ve üzerinden vergi ödenen (vergi geri kazanımı
sağlayan) kârı (zararı) ifade eder.
Vergi gideri (vergi geliri):
Dönem kârının veya zararının belirlenmesinde dönem vergisi ve
ertelenmiş vergi açısından dikkate alınan toplam tutarı ifade eder.
Dönem vergisi:
Vergiye tabi kâr (mali zarar) açısından o döneme ait ödenecek gelir
vergisini (geri kazanılacak gelir vergisini) ifade eder.
Ertelenmiş vergi
borçları:
Vergiye tabi geçici farklar üzerinden gelecek dönemlerde ödenecek
gelir vergilerini ifade eder.
Ertelenmiş vergi
varlıkları:
Aşağıdaki durumlarda gelecek dönemlerde geri kazanılacak olan gelir
vergisi tutarlarını ifade eder:
(a) İndirilebilir geçici farklar;
(b) Gelecek dönemlere devreden kullanılmamış mali zararlar; ve
(c) Gelecek dönemlere devreden kullanılmamış vergi avantajları.
Geçici farklar:
Bir varlığın veya borcun bilançodaki defter değeri ile bunların
vergi açısından taşıdıkları değerler arasındaki farkları ifade eder.
Geçici farklar aşağıdakilerden biri şeklinde olabilir:
(a) Vergiye
tabi geçici farklar;
bunlar gelecek dönemlerde faydalanma veya ödeme yapıldığında o
dönemlerin vergiye tabi kârını veya zararını belirlerken vergiye
tabi tutarlar oluştururlar; ya da
(b)
İndirilebilir geçici farklar;
bunlar gelecek dönemlerde faydalanma veya ödeme yapıldığında o
dönemlerin vergiye tabi kârını veya zararını belirlerken vergi
matrahından indirilebilir tutarlardır.
Vergiye esas
değer:
Bir varlık veya borcun vergisel açıdan taşıdığı tutarı/değeri ifade
eder.
6.
Vergi gideri (vergi geliri), dönem vergi gideri (dönem vergi geliri)
ile ertelenmiş vergi gideri (ertelenmiş vergi geliri) toplamından
oluşur.
Vergiye esas değer
7. Bir varlığın vergiye esas değeri, işletmenin gelecekte söz konusu
varlığın defter değeri tutarında sağlayacağı vergiye tabi ekonomik
yarardan vergisel açıdan gider olarak indirilebilecek olan tutarı
ifade eder. Eğer ilerideki ekonomik faydalar vergiye tabi
olmayacaksa, anılan varlığın vergiye esas değeri defter değerine
eşittir.
|
Örnekler |
|
|
1. |
Bir
makinenin maliyeti 100 YTL’dir. Vergi açısından içinde
bulunulan dönemde ve önceki dönemlerde ayrılan
amortisman tutarı 30 YTL’dir. Makinenin kalan maliyeti
gelecek dönemlerde ya amortisman ayırmak suretiyle ya da
satış sırasında kalan maliyet olarak düşülebilecektir.
Bu makineyi kullanarak elde edilen gelir vergiye
tabidir, satış sonucu oluşan kâr da vergiye tabidir.
Satışın zararla sonuçlanmasında da zarar vergi açısından
indirilebilir durumdadır. Halihazırda makinenin vergiye
esas değeri 70 YTL’dir. |
|
|
2. |
Tahakkuk ettirilmiş olan faiz alacaklarının defter
değeri 100 YTL’dir. Bununla ilgili faiz gelirleri nakit
esasına göre vergiye tabi olacaktır. Bu durumda faiz
alacaklarının vergiye esas değeri sıfırdır. |
|
|
3. |
Satışlardan alacakların defter değeri 100 YTL’dir.
İlgili satış geliri vergiye tabi kârın (mali zararın)
tespitinde dikkate alınmıştır. Alacakların vergiye esas
değeri 100 YTL’dir. |
|
|
4. |
Bir
bağlı ortaklıktan tahsil edilecek temettünün defter
değeri 100 YTL’dir. Temettü geliri işletmede vergiye
tabi değildir. Esas olarak bu varlığın değerinin tamamı
gelir olarak muhasebeleştirilmiş olan ekonomik yarardan
indirilebilir durumdadır. Sonuç olarak temettü
alacaklarının vergiye esas olan değeri 100 YTL’dir. |
|
|
5. |
Finansal alacak olarak muhasebeleştirilmiş olan verilmiş
bir borcun defter değeri 100 YTL’dir. Verilen borç geri
alındığında bunun herhangi bir vergisel sonucu
olmayacaktır. Bu alacağın vergiye esas değeri 100
YTL’dir. |
|
8. Bir borcun
vergiye esas değeri, onun defter değerinden bu borçla ilgili olarak
gelecek dönemlerde vergi açısından indirilebilir tutarlar
düşüldükten sonra kalan tutardır. Avans olarak alınmış olan hasılat
örneğinde, ilgili borcun vergiye esas değeri alınan avansın
tutarından gelecek dönemlerde vergiye tabi olmayacak olan gelir
tutarları düşüldükten sonra kalan değerdir.
|
Örnekler |
|
|
1. |
Kısa
vadeli borçlar; defter değeri 100 YTL olan, tahakkuk
ettirilmiş giderleri içermektedir. İlgili gider, vergi
açısından nakit olarak ödendiğinde gider
yazılabilecektir. Gider tahakkukunun vergiye esas değeri
sıfırdır. |
|
|
2. |
Kısa
vadeli borçlar; peşin olarak tahsil edilen ve defter
değeri 100 YTL olan faiz gelirini içermektedir. İlgili
faiz geliri nakit olarak tahsil edildiğinde vergi
matrahına dahil edilmiştir. Peşin olarak tahsil edilen
faiz gelirinin vergiye esas değeri sıfırdır.
|
|
|
3. |
Kısa
vadeli borçlar; defter değeri 100 YTL olan tahakkuk
ettirilmiş giderleri içermektedir. İlgili gider vergi
açısından halihazırda gider yazılmıştır. Tahakkuk
ettirilmiş giderin vergiye esas değeri 100 YTL’dir.
|
|
|
4. |
Kısa
vadeli borçlar defter değeri 100 YTL olan tahakkuk
ettirilmiş ceza ve tazminat içermektedir. Ceza ve
tazminatlar vergi açısından gider kabul edilmemektedir.
Tahakkuk ettirilen ceza ve tazminatların vergiye esas
değeri 100 YTL’dir. |
|
|
5. |
Bir
kredi borcunun defter değeri 100 YTL’dir. Kredinin geri
ödemesi yapıldığında herhangi bir vergisel sonuç
doğmamaktadır. Kredinin vergiye esas değeri 100 YTL’dir.
|
|
9. Bazı kalemlerin
vergiye esas değeri olmakla birlikte bunlar bilançoya varlık ve borç
olarak yansıtılmazlar. Örneğin, araştırma giderleri oluştukları
dönemin muhasebe kârının hesabında gider olarak dikkate alınırlar,
ancak daha sonraki bir döneme kadar vergiye tabi kârın (mali
zararın) belirlenmesinde gider olarak kabul edilmeyebilirler.
Araştırma giderlerinin gelecek dönemlerde vergi otoritelerinin vergi
hesabında gider olarak indirimine izin verdiği tutardan oluşan
vergiye esas değeri ile sıfır olan defter değeri arasındaki fark,
ertelenmiş vergi varlığı doğuran indirilebilir bir geçici farktır.
10. Bir varlığın veya borcun vergiye esas değerinin olup olmadığının
açık olmadığı durumlarda bu Standardın dayandığı temel ilkenin
dikkate alınması yardımcı olacaktır; bu ilke şudur: Bazı belirli
sınırlamaların dışında, bir varlığın defter değeri geri kazanıldığı
veya bir borcun defter değeri ödendiğinde, bu varlığın defter
değerinin kazanılması veya borcun defter değerinin ödenmesinin hiç
bir vergi etkisi doğurmayacağı duruma nazaran, işletmenin gelecekte
ödeyeceği vergiler daha fazla olacaksa ertelenmiş vergi borcu, daha
az olacaksa ertelenmiş vergi varlığı muhasebeleştirilir. Aşağıdaki
52 nci Paragrafı izleyen Örnek C bu temel ilkenin kullanımının
dikkate alınabileceği durumları açıklamaktadır, örneğin, bir
varlığın veya borcun vergiye esas değerinin geri kazanımın veya borç
ödemenin şekline bağlı olduğu durumlarda olduğu gibi.
11. Konsolide finansal tablolarda geçici farklar, varlık ve
borçların konsolide finansal tablolardaki defter değerlerinin
bunların uygun vergiye esas değerleri ile karşılaştırılması
suretiyle belirlenir. Konsolide vergi beyannamelerinin verilmesinin
yasal olarak mümkün olduğu durumda vergiye esas değer, konsolide
vergi beyannamesi esas alınarak belirlenir. Konsolide vergi
beyannamelerinin söz konusu olmadığı durumlarda vergiye esas değer,
gruba ait işletmelerin her birinin vergi beyannamesi dikkate
alınarak tespit edilir.
Dönem vergi borcu ve dönem vergi varlıklarının
muhasebeleştirilmesi
12. Cari dönemin ve önceki dönemlerin vergileri, henüz ödenmemiş
kısımla sınırlı olmak üzere, borç olarak muhasebeleştirilir. Eğer
cari dönem ve önceki dönemler için ödenen vergiler bu dönemlere ait
vergiden fazla ise aşan kısım varlık (vergi varlığı) olarak
muhasebeleştirilir.
13. Bir mali zararın önceki dönemin dönem vergisine mahsup
edilebilir bir şekilde geriye taşınabildiği hallerde
faydalanılabilecek tutar bir varlık olarak muhasebeleştirilir.
14. Bir mali zararın önceki dönemin ödenecek vergisine mahsup
edilebildiği ve bu mahsubun yapıldığı durumda mali zararın ortaya
çıktığı dönemde, işletmenin bu faydadan yararlanacağının olası
olması ve faydanın da güvenilir bir şekilde ölçülebilmesi
nedenleriyle, işletme, bu faydayı bir varlık olarak
muhasebeleştirir.
Ertelenmiş vergi borçlarının ve ertelenmiş vergi varlıklarının
muhasebeleştirilmesi
Vergiye tabi geçici farklar
15. Bütün vergiye tabi geçici farklar için ertelenmiş vergi borcu
muhasebeleştirilir. Ancak aşağıdaki durumlarda meydana gelen geçici
farklar için ertelenmiş vergi borcu muhasebeleştirilmez:
(a) Şerefiyenin ilk muhasebeleştirilmesi sırasında; veya
(b) Aşağıdaki işlemler sonucunda oluşan bir varlık veya borcun ilk
muhasebeleştirilmesi sırasında:
(i) İşletme birleşmesi niteliğinde olmayan işlemler; ve
(ii) Oluşmasının ne muhasebe kârını ne de vergiye tabi kârı (mali
zararı) etkilemediği işlemler.
Ancak, bağlı ortaklıklar, şubeler, iştirakler ve iş
ortaklıklarındaki yatırımlar ile ilgili olarak ortaya çıkan vergiye
tabi geçici farklar için, 39 uncu Paragraf uyarınca, ertelenmiş
vergi borcu muhasebeleştirilir.
16. Bir varlığın
muhasebeleştirilmesi işlemi, ilgili varlığın defter değerinin bir
ekonomik yarar olarak işletmeye gelecek dönemlerde geri
kazanılacağını gösterir. Eğer varlığın defter değeri onun vergiye
esas değerini aşarsa, bu varlık nedeniyle ileride muhasebe kârının
tespitinde gider yazılabilecek tutar vergi mevzuatına göre gider
yazılabilecek tutarı aşıyor demektir. Bu fark, vergiye tabi bir
geçici farktır ve sonuçta oluşan gelir vergilerini gelecek
dönemlerde ödeme yükümlülüğü ise bir ertelenmiş vergi borcudur.
İşletme bu varlığın defter değerini geri kazandıkça
vergilendirilebilir geçici fark tersine dönecek ve vergiye tabi kâr
ortaya çıkacaktır. Bu durumda, işletmeden vergi ödemeleri şeklinde
ekonomik fayda çıkışı olacaktır. Bu nedenle, bu Standart, 15 ve 39
uncu Paragraflarda tanımlananların dışındaki bütün durumlarda
ertelenmiş vergi borcu muhasebeleştirilmesini zorunlu kılar.
|
Örnek |
|
|
Bir
varlığın maliyeti 150 YTL, defter değeri 100 YTL, vergi
mevzuatına göre ayrılmış olan birikmiş amortismanı 90
YTL ve vergi oranı da % 25’tir.
Varlığın vergiye esas değeri 60 YTL (maliyet 150 YTL –
birikmiş amortisman 90 YTL)’dir.
Defter değeri 100 YTL’nin geri kazanılabilmesi için,
işletme 100 YTL vergiye tabi gelir elde etmelidir. Ancak
vergi mevzuatına göre indirebileceği amortisman tutarı
60 YTL’dir. Sonuç olarak, işletmenin bu varlığın defter
değerini geri kazandığında ödeyeceği vergi 10 YTL’dir
(40 YTL’nin % 25’i). Defter değeri 100 YTL ve vergiye
esas değeri 60 YTL arasındaki fark, 40 YTL vergiye tabi
bir geçici farktır. İşletme, varlığın defter değerini
geri kazandığında geliri üzerinden ödeyeceği vergi 10
YTL’yi (40 YTL’nin % 25’i) ertelenmiş vergi borcu olarak
muhasebeleştirir. |
|
17. Bazı geçici
farklar gelir veya giderin bir dönemin muhasebe kârına dahil edilmiş
olmasına rağmen vergiye tabi kârın hesabında farklı bir dönemde
dikkate alınmış olmasından kaynaklanabilir. Bu tür farklar,
zamanlama farkı olarak adlandırılır. Aşağıdaki örneklerde yer
verilen farklar ertelenmiş vergi borcu doğuran bu tür vergiye tabi
zamanlama farklarıdır:
(a) Faiz gelirleri
muhasebe kârının tespitinde faiz işleyen zaman esasına göre
belirlenebilirken, vergi mevzuatına göre nakit tahsil edilen faiz
tutarları gelir yazılabilir. Bilançoya yansıtılmış ancak tahsil
edilmemiş bu tür faiz alacaklarının vergiye esas değeri sıfır
olacaktır; çünkü bu gelirler nakit olarak tahsil edilmedikleri için
vergiye tabi geliri etkilemez.
(b) Muhasebe kârının (zararının) tespitinde dikkate alınan
amortisman, vergiye tabi kârın (mali zararın) tespitinde dikkate
alınan amortismandan farklı olabilir. Bir varlığın defter değeri ile
o varlığın vergiye esas değeri, ki varlığın orijinal maliyetinden o
varlıkla ilgili olarak vergi mevzuatının içinde bulunulan dönemin ve
önceki dönemlerin vergiye tabi kârları tespit edilirken izin verdiği
bütün indirimler düşüldükten sonra kalan tutardır, arasındaki fark
geçici farktır. Vergi açısından hızlandırılmış amortisman
uygulanması halinde ertelenmiş vergi borcu doğuran vergiye tabi bir
geçici fark ortaya çıkar (vergi açısından uygulanan amortismanın
ticari muhasebede uygulanan amortismandan daha yavaş olması halinde
indirilebilir bir geçici fark oluşur ve ertelenmiş vergi varlığı
ortaya çıkar); ve
(c) Geliştirme giderleri ticari muhasebe açısından aktifleştirilip,
muhasebe kârının hesabında gelecek dönemler boyunca amortismana tabi
tutulabilir, vergiye tabi kârın tespitinde ise oluştukları dönemde
gider yazılabilir. Bu tür geliştirme giderlerinin vergiye esas
değeri, bu giderler vergi tabi kârın tespitinde dikkate alınmış
oldukları için sıfırdır. Geliştirme giderlerinin defter değeri ile
sıfır olan vergiye esas değeri arasındaki fark geçici farktır.
18. Geçici farklar aşağıdaki durumlarda da ortaya çıkabilir:
(a) İşletme birleşmelerinde elde etme maliyeti edinilen
belirlenebilir varlıkların ve üstlenilen borçların gerçeğe uygun
değerleri dikkate alınarak dağıtıldığı halde, buna eşit bir
dağıtımın vergisel açıdan yapılmadığı bir durumda (bakınız: Paragraf
19);
(b) Varlıkların yeniden değerlendiği ancak, vergisel açıdan buna
eşit bir değerlemenin yapılmadığı bir durumda (bakınız: Paragraf
20);
(c) İşletme birleşmelerinde şerefiye oluşması durumunda (bakınız:
Paragraf 21 ve 32);
(d) Bir varlık veya borcun ilk muhasebeleştirilmesindeki vergiye
esas değerinin başlangıç defter değerinden farklı olması durumunda,
örneğin işletmenin bu varlıkla ilgili olarak vergiye tabi olmayan
devlet teşviklerinden yararlanması durumunda (bakınız: Paragraf 22
ve 33); veya
(e) Bağlı
ortaklıkların, şubelerin, iştiraklerin ve iş ortaklıklarındaki
yatırımların defter değerlerinin bunların vergiye esas değerlerinden
farklı olması durumlarında (bakınız: Paragraf 38-45).
İşletme birleşmeleri
19. İşletme birleşmelerinde devir işleminin maliyeti, devralınan
belirlenebilir varlıkların ve üstlenilen borçların devir tarihindeki
gerçeğe uygun değerleri dikkate alınarak bunlara dağıtılır. Eğer
devralınan belirlenebilir varlıkların ve üstlenilen borçların
vergiye esas değerleri işletme birleşmesinden etkilenmemişse veya
farklı bir şekilde etkilenmişse, geçici farklar ortaya çıkar.
Örneğin, eğer bir varlığın defter değeri gerçeğe uygun değerine
yükseltilmiş ancak vergiye esas değeri önceki sahiplerine olan
maliyeti ile kalmışsa ertelenmiş vergi borcu doğuran bir geçici fark
ortaya çıkar. Oluşan bu ertelenmiş vergi borcu da şerefiyeyi etkiler
(bakınız: Paragraf 66).
Gerçeğe uygun değerinden izlenen/gösterilen varlıklar
20. TFRS bazı varlıkların gerçeğe uygun değerden gösterilmelerini ya
da bunlar için yeniden değerleme yapılmasını mümkün kılmakta ya da
bu işlemi zorunlu tutmaktadır (örnek için; bakınız: TMS 16 Maddi
Duran Varlıklar, TMS 38 Maddi Olmayan Duran Varlıklar, TMS 39
Finansal Araçlar: Muhasebeleştirme ve Ölçme, TMS 40 Yatırım Amaçlı
Gayrimenkuller). Bazı yasal düzenlemelere göre, bir varlığın yeniden
değerlemeye tabi tutulması veya diğer şekillerde değerinin yeniden
belirlenerek gerçeğe uygun değerine yükseltilmesi cari dönemin
vergiye tabi kârını (mali zararını) etkileyebilir. Sonuç olarak,
varlığın vergiye esas değeri de arttırılır ve herhangi bir geçici
fark doğmaz. Bazı diğer yasal düzenlemelerin olduğu ortamlarda ise,
varlığın yeniden değerlemesi veya değerinin yeniden belirlenmesi, bu
işlemin yapıldığı dönemin vergiye tabi kârını etkilemez ve varlığın
vergiye esas değerinde herhangi bir düzeltme yapılmaz. Buna rağmen,
defter değerinin gelecekte geri kazanılması yoluyla işletmeye
vergiye tabi ekonomik fayda girişi olacaktır, ancak vergi açısından
indirilebilir olan tutar söz konusu olan ekonomik fayda tutarından
farklı olacaktır. Bu durumda, yeniden değerlenen varlığın defter
değeri ile vergiye esas değeri arasındaki fark geçici bir farktır ve
geçici vergi borcu veya geçici vergi alacağı doğurur. Bu durum,
aşağıdaki durumların varlığında da geçerlidir:
(a) İşletme ilgili varlığı elden çıkarmak niyetinde değildir. Bu
nedenle yeniden değerlenmiş defter değeri, varlığın işletmede
kullanılması ile gelecek dönemlerde yaratılacak vergiye tabi gelir
şeklinde geri kazanılacak bu tutar da, vergi mevzuatına göre ileriki
yıllarda gider yazılabilecek olan amortisman tutarından daha fazla
olacaktır; veya
(b) Satış halinde, satıştan elde edilen tutar benzer bir varlığın
satın alınmasında kullanılırsa, değer artışından elde edilen
kazancın vergisi ertelenmiş olacaktır. Böyle durumlarda, satın
alınan benzer varlığın satışı veya işletmede kullanımı sonucunda,
vergi ödenecek hale gelecektir.
Şerefiye
21. Bir işletme birleşmesinde ortaya çıkan şerefiye, elde etme
maliyetinden, devralanın sahiplendiği, devrolanın belirlenebilir
varlıkları ve üstlenilen borçları ile koşullu borçlarının elde etme
tarihindeki net gerçeğe uygun değerleri çıkarıldıktan sonra kalan
tutar olarak hesaplanır. Vergi mevzuatı şerefiyenin defter değerini
vergiye tabi kârın belirlenmesinde gider olarak kabul etmeyebilir.
Buna ek olarak, vergi mevzuatına göre eğer edinilen bağlı ortaklık
veya iştirak, faaliyetlerini durdurursa şerefiyenin gider olarak
yazılması da mümkün olmayabilir. Bu şekilde bir vergi mevzuatının
olması halinde şerefiyenin vergiye esas değeri sıfırdır. Şerefiyenin
defter değeri ile sıfır olan vergiye esas değeri arasındaki fark
vergilendirilebilir bir geçici farktır. Ancak, bu Standart, ortaya
çıkan ertelenmiş vergi borcunun muhasebeleştirilmesine izin vermez;
çünkü şerefiye bir kalan tutar olarak hesaplanır ve ertelenmiş vergi
borcu muhasebeleştirilmesi şerefiyenin defter değerinin artmasına
neden olur.
21A. Şerefiyenin ilk muhasebeleştirilmesinde ortaya çıktığı için
muhasebeleştirilmemiş olan ertelenmiş vergi borcunda sonraki
dönemlerde meydana gelen azalmalar da, ertelenmiş vergi borcu
şerefiyenin ilk muhasebeleştirilmesi nedeniyle ortaya çıktığı için,
Paragraf 15 (a) uyarınca muhasebeleştirilmez. Örneğin, bir işletme
birleşmesi neticesinde edinilen şerefiyenin maliyeti 100 YTL fakat
vergiye esas değeri sıfırsa, Paragraf 15 (a), işletmenin ortaya
çıkan ertelenmiş vergi borcu muhasebeleştirmesine izin vermez. Eğer
işletme daha sonra şerefiye için 20 YTL değer düşüklüğü zararı
muhasebeleştirirse, şerefiye ile ilgili geçici fark 100 YTL den 80
YTL’ye düşer, muhasebeleştirilmemiş olan ertelenmiş vergi borcunun
tutarında da azalma meydana gelir. Muhasebeleştirilmemiş ertelenmiş
vergi borcunun tutarındaki bu azalma da, şerefiyenin ilk
muhasebeleştirilmesi ile ilgili sayılır ve bu nedenle Paragraf 15
(a) uyarınca muhasebeleştirilmez.
21B. Şerefiye ile ilgili vergilenebilir geçici farkların ertelenmiş
vergi borçları şerefiyenin ilk muhasebeleştirilmesi esnasında
doğmamış olmaları koşuluyla muhasebeleştirilir. Örneğin, eğer bir
işletme birleşmesinde edinilen şerefiyenin maliyeti 100 YTL ve vergi
açısından elde etme yılından başlamak üzere yıllık %20 amortismana
tabi ise, şerefiyenin ilk muhasebeleştirme sırasındaki vergiye esas
değeri 100 YTL, devralınan ilk yılın sonundaki vergiye esas değeri
ise 80 YTL’dir. Şerefiyenin defter değerinin, edinilen yılın sonunda
100 YTL olarak değişmeden kalmış olması durumunda, anılan yılın
sonunda 20 YTL vergilendirilebilir geçici fark oluşacaktır. Bu
vergilendirilebilir fark, şerefiyenin ilk muhasebeleştirilmesi ile
ilgili olmadığı için, meydana gelen ertelenmiş vergi borcu
muhasebeleştirilir.
Bir varlık
veya borcun ilk muhasebeleştirilmesi
22. Bir varlık veya borcun ilk muhasebeleştirilmesinde geçici bir
fark meydana gelebilir; örneğin bir varlığın maliyetinin kısmen veya
tamamen vergi mevzuatına göre indirim konusu yapılamayacak olması
halinde böyle bir durum söz konusudur. Bu tür geçici farkların
muhasebeleştirme yöntemi söz konusu varlığın ilk
muhasebeleştirilmesine yol açan işlemin niteliğine bağlıdır:
(a) Bir işletme birleşmesinde, eğer işletme herhangi bir ertelenmiş
vergi borcu veya vergi varlığı muhasebeleştirir ve bu da şerefiyeyi
veya edinimin maliyetinden, devralanın sahiplendiği, devrolanın
belirlenebilir varlıkları ve üstlenilen borçları ile koşullu
borçlarının elde etme tarihindeki net gerçeğe uygun değerleri
çıkarıldıktan sonra kalan tutarı etkilerse (bakınız: Paragraf 19);
(b) Eğer işlem muhasebe kârını veya vergiye tabi kârı ya da her
ikisini birden etkiler, işletme ertelenmiş vergi borcu veya varlığı
muhasebeleştirir ve bundan kaynaklanan ertelenmiş vergi gideri veya
gelirini de gelir tablosuna yansıtırsa (bakınız: Paragraf 59);
(c) Eğer işlem bir
işletme birleşmesi değilse ve ne muhasebe kârını ne de vergiye tabi
kârı etkilemiyorsa, işletme, Paragraf 15 ve 24’te belirtilen
istisnai durum haricinde, oluşan ertelenmiş vergi borcunu veya
varlığını muhasebeleştirir ve varlık veya borcun defter değerini de
aynı tutar kadar düzeltirse. Bu tür düzeltmeler finansal tabloları
daha az şeffaf hale getirirler. O nedenle bu Standart, bir
işletmenin, ilk muhasebeleştirmede veya sonraki değişikliklerde
(aşağıdaki örneğe bakınız) ortaya çıkan ertelenmiş vergi borcu veya
varlığı muhasebeleştirmesine izin vermez. Buna ek olarak, daha
önceden muhasebeleştirilmemiş olan ertelenmiş vergi borcu veya
varlığında bir varlığın amortismana tabi tutulması nedeniyle daha
sonra meydana gelen değişiklikler de muhasebeleştirilmez.
|
22 inci Paragrafı açıklayan örnek |
|
|
Bir
işletme maliyeti 100 YTL olan bir varlığı beş yıllık
ekonomik ömrü boyunca kullanmayı, bu sürenin bitiminde
de sıfır olan kalıntı değeri ile elden çıkarmayı
planlamıştır. Vergi oranı %40’tır. Amortisman, vergi
mevzuatına göre gider yazılamamaktadır. Elden çıkarma
sonucunda oluşacak satış kârı veya zararı da vergiye
tabi kâr veya mali zararın tespitinde dikkate
alınamayacaktır.
İşletme bu varlığın defter değerini geri kazanmaya
başladığında 1000 YTL tutarında vergiye tabi kâr elde
edecek ve 400 YTL tutarında da vergi ödeyecektir.
İşletme varlığın ilk muhasebeleştirilmesinde ortaya
çıktığı için 400 YTL tutarındaki ertelenmiş vergi
borcunu muhasebeleştirmez.
Bir
sonraki yıl, varlığın defter değeri 800 YTL’dir. İşletme
800 YTL tutarında vergiye tabi kâr elde ettiğinde 320
YTL tutarında vergi ödeyecektir. İşletme, varlığın ilk
muhasebeleştirilmesi ile ilgili olduğu için 320 YTL için
de ertelenmiş vergi borcu muhasebeleştirmez. |
|
23. “TMS 32
Finansal Araçlar: Açıklamalar ve Sunum” Standardı uyarınca, bileşik
finansal araçları (örneğin hisse senedine dönüştürülebilir
tahvilleri) çıkaran işletme finansal aracın borç kısmını borç,
özkaynak kısmını da özkaynak olarak sınıflandırır. Eğer vergi
mevzuatına göre, borç kısmının ilk muhasebeleştirmedeki vergiye esas
değeri borç ve özkaynak kısımlarının ilk defter değerlerinin
toplamına eşit sayılıyorsa, vergilendirilebilir geçici fark ticari
muhasebedeki ilk muhasebeleştirmede özkaynak kısmının borç kısmından
ayrı olarak muhasebeleştirilmesi sonucunda ortaya çıkacaktır. Bu
durumda, Paragraf 15 (b)’de belirtilen istisna geçerli değildir ve
işletme ortaya çıkan ertelenmiş vergi borcunu muhasebeleştirir.
Paragraf 61 uyarınca ertelenmiş vergi doğrudan özkaynak kısmının
defter değerinden mahsup edilir. Ertelenmiş vergi borcunda meydana
gelen sonraki değişiklikler ise Paragraf 58 uyarınca gelir
tablosunda ertelenmiş vergi geliri (gideri) olarak
muhasebeleştirilir.
İndirilebilir
geçici farklar
24. Vergisel açıdan indirilebilir gider niteliğindeki bütün geçici
farklar için, ileriki dönemlerde bu giderlerin indirilmesine yetecek
kadar vergiye tabi gelir oluşacağının muhtemel olması koşuluyla ve
ertelenmiş vergi varlığının aşağıda sayılan işlemler sonucunda bir
varlık veya borcun ilk muhasebeleştirilmesinden kaynaklanmamış
olması halinde ertelenmiş vergi varlığı muhasebeleştirilir.
(a) İşlem bir işletme birleşmesi değildir; ve
(b) İşlem, ne muhasebe kârını ne de vergiye tabi kârı (mali zararı)
etkilememektedir.
Ancak, bağlı ortaklıklar, şubeler ve iştirakler ile iş
ortaklıklarındaki hisseler ile ilgili indirilebilir geçici farklar
için Paragraf 44 uyarınca ertelenmiş vergi varlığı
muhasebeleştirilir.
25. Bir borcun
muhasebeleştirilmesi bu borcun defter değeri tutarında bir ekonomik
fayda içeren kaynakların gelecek dönemlerde işletmeden çıkacağını ve
borcun böylece kapatılacağını gösterir. Kaynaklar işletmeden
çıkarken, bunların tutarlarının tamamı veya bir kısmı borcun
muhasebeleştirildiği dönemden sonra gelen, çıkışların olduğu
dönemlerin vergiye tabi kârının tespitinde gider olarak
indirilebilir. Böyle durumlarda, bir borcun defter değeri ile
vergiye esas değeri arasında geçici bir fark doğar. Buna bağlı
olarak da, ileriki dönemlerde bu farka ilişkin borç tutarının
vergiye tabi kârın tespitinde gider olarak indirilmesine izin
verildiğinde geri kazanılacak vergileri ifade eden bir ertelenmiş
vergi varlığı oluşur. Benzer şekilde, eğer bir varlığın defter
değeri vergiye esas değerinden daha az ise, aradaki fark ilerideki
dönemlerde geri kazanılacak vergileri belirten ertelenmiş vergi
varlığının doğmasına neden olur.
|
Örnek |
|
|
Bir
işletme tahakkuk ettirdiği garanti giderleri için 100
YTL tutarında borç muhasebeleştirmiştir. Vergisel açıdan
ürün garantisi giderleri garanti talepleri ödenmediği
sürece gider yazılamamaktadır. Vergi oranı % 25’tir.
Borcun vergiye esas değeri sıfırdır (defter değeri 100
YTL – borçla ilgili olarak gelecek yıllarda vergiye tabi
kârın tespitinde indirilebilecek tutar 100 YTL).
İşletme borcun defter değerini kaydederken, ilerideki
vergiye esas kârını 100 YTL azaltacak ve dolayısıyla
ileride ödeyeceği vergi de 25 YTL (100 YTL’nin % 25’i)
azalacaktır. Defter değeri 100 YTL ile sıfır olan
vergiye esas değer arasındaki fark olan 100 YTL
indirilebilir bir geçici farktır. Bu durumda,
ileriki dönemlerde bu giderlerin indirilmesine
yetecek kadar vergiye tabi gelir oluşacağının olası
olması koşuluyla, işletme 25 YTL (100 YTL’nin % 25’i)
tutarında ertelenmiş vergi varlığı muhasebeleştirir.
|
|
26. Ertelenmiş
vergi varlığı doğuran indirilebilir geçici farklara ilişkin örnekler
aşağıda gösterilmiştir:
(a) Emeklilik tazminatlarının maliyeti çalışanların hizmet
verdikleri sürece muhasebe kârının hesabında gider olarak dikkate
alınabilir, ancak vergisel açıdan ya bir fona yatırıldığında ya da
emeklilik halinde çalışana ödendiğinde gider yazılabilmesi mümkün
olabilir. Bu durumda borcun defter değeri ile genellikle sıfır olan
vergiye esas değeri arasında bir indirilebilir geçici fark ortaya
çıkar. Bu indirilebilir geçici fark da, gelecek dönemlerde emeklilik
fonlarına ya da emeklilere doğrudan ödeme yapıldığında vergiye tabi
kârdan indirilmek suretiyle bir ekonomik fayda olarak geri dönecek
olan bir ertelenmiş vergi varlığı oluşmasına yol açar;
(b) Araştırma giderleri muhasebeleştirildikleri dönemin muhasebe
kârının hesabında gider olarak dikkate alınabilirler; ancak vergiye
esas kârın (mali zararın) tespitinde daha sonraki bir dönemde gider
olarak indirilmeleri söz konusu olabilir. Araştırma giderlerinin
vergi mevzuatının gelecek dönemlerde gider olarak yazılmasına izin
verdiği tutar olan vergiye esas değeri ile sıfır olan defter değeri
arasındaki fark, ertelenmiş vergi varlığı doğuran bir indirilebilir
geçici farktır;
(c) Bir işletme birleşmesinin maliyeti, edinilen belirlenebilir
varlıklar ve üstlenilen borçların elde etme tarihindeki net gerçeğe
uygun değerlerinden muhasebeleştirilmeleri suretiyle bunlara
dağıtılır. Elde etme tarihinde üstlenilen bir borçla ilgili maliyet,
eğer vergi mevzuatı açısından sonraki bir döneme kadar gider olarak
indirilemiyorsa, ertelenmiş vergi varlığı yaratan bir indirilebilir
geçici fark oluşur. Edinilen bir belirlenebilir varlığın gerçeğe
uygun değeri o varlığın vergiye esas olan değerinden daha az olması
durumunda da ertelenmiş vergi varlığı oluşur. Her iki durumda da
oluşan ertelenmiş vergi varlığı şerefiyenin tutarını etkiler
(bakınız: Paragraf 66); ve
(d) Bazı varlıklar gerçeğe uygun değerleri ile gösterilebilir ya da
bunlar için yeniden değerleme yapılabilir ancak vergisel açıdan buna
eşit bir düzeltme yapılamamış olabilir (bakınız: Paragraf 20). Bir
varlığın vergiye esas değerinin o varlığın defter değerini aştığı bu
gibi durumlarda indirilebilir geçici fark ortaya çıkar.
27. İndirilebilir geçici farklar ilerideki dönemlerde iptal
edildiğinde o dönemlerin vergiye tabi kârlarından indirilecek
giderler oluşur. Ödenecek vergide meydana gelecek azalmalar şeklinde
işletmeye geri dönecek olan ekonomik fayda ancak işletmenin
indirimlerin yapılabileceği tutarlarda vergiye tabi gelir elde
etmesine bağlıdır. Bu nedenle bir işletmenin ertelenmiş vergi
varlığı muhasebeleştirmesi için indirilebilir geçici farkların
düşülebileceği kadar vergiye tabi gelir elde edeceğinin muhtemel
olması gerekir.
28. Eğer bir işletmenin aynı vergi idaresi ile ilgili olarak
indirilebilir geçici farkların indirilmesine yetecek kadar,
aşağıdaki dönemlerde tersine dönmesi beklenen, vergiye tabi geçici
farkları bulunuyorsa, indirilebilir geçici farkların
kullanılabilmesine yeterli vergiye tabi gelirin olduğu olası
demektir:
(a) İndirilebilir geçici farkların tersine dönmesi beklenen dönemde;
veya
(b) Ertelenmiş
vergi varlığı nedeniyle oluşan mali zararın geriye veya ileriye
taşınmasının mümkün olduğu dönemlerde.
Yukarıdaki durumlarda indirilebilir geçici farkların doğduğu
dönemlerde ertelenmiş vergi varlığı muhasebeleştirilir.
29. Eğer bir işletmenin aynı vergi idaresi ile ilgili olan vergiye
tabi geçici farkları indirilebilir geçici farkların indirilmesine
yetecek tutarda değilse ertelenmiş vergi varlığı, aşağıdaki
koşullara göre muhasebeleştirilir:
(a) İşletmenin indirilebilir geçici farklarının tersine döneceği
dönemde (veya ertelenmiş vergi varlığı nedeniyle mali zararın
oluştuğu ve mali zararın geriye veya ileriye taşınmasının mümkün
olduğu durumlarda, bu taşımanın yapıldığı dönemlerde), geçici
farklara yetecek tutarda, aynı vergi idaresi tarafından
vergilenebilecek yeterince gelirinin olması halinde. İşletme gelecek
dönemlerde yeterli vergiye tabi kârının olup olmayacağını
değerlendirirken gelecek dönemlerde ortaya çıkabilecek indirilebilir
geçici farkları dikkate almaz; çünkü gelecekte ortaya çıkabilecek
indirilebilir geçici farklardan kaynaklanan ertelenmiş vergi
varlıklarının kullanılabilmesi için söz konusu dönemlerden sonra
gelen dönemlerde yeterli tutarda vergiye tabi kârın bulunması
gerekir; veya
(b) İşletmenin söz konusu dönemlerde vergilendirilebilir gelir
yaratacak vergi planlaması olanaklarının olması halinde.
30. Vergi planlaması olanakları işletmenin mali zararının veya vergi
avantajının kullanımının zamanaşımına uğramasından önceki dönemde
yapabileceği ve vergilendirilebilir gelir yaratabileceği veya bu
geliri arttırabileceği eylemlerdir. Örneğin, aşağıdaki durumlarda
vergi mevzuatı vergilendirilebilir gelir yaratılmasına veya
arttırılabilmesine imkan verebilir:
(a) Faiz gelirinin tahsil veya tahakkuk esasından birine göre
vergilendirilmesi seçmeye tabi olabilir;
(b) Bir borcun
vergilendirilebilir gelirden indirilmesinin ertelenebilmesi;
(c) Amortismana
tabi tutulmuş ancak vergiye esas değeri bu amortismanı yansıtmayan
maddi varlıkların satılması, belki de geri kiralanması; ve
(d) Vergiye tabi
olmayan gelir yaratan bir varlığın (örneğin devlet tahvillerinin
satışından elde edilen gelirin vergiye tabi olmadığı bir vergileme
rejiminin olması durumunda) geliri vergilendirilebilir olan bir
varlık satın alınması durumunda.
Vergi planlama olanaklarının kullanılarak daha sonra oluşacak
vergiye tabi gelirin önceki bir döneme çekilmesi suretiyle geçmiş
dönemlerden gelen mali zararın veya vergi avantajının söz konusu
döneme taşınabilmesi için de ilerideki dönemde oluşacak
vergilendirilebilir gelirin o dönemde ortaya çıkacak geçici
farkların dışındaki kaynaklardan oluşması gerekir.
31. Eğer bir
işletme son dönemlerde zararlı ise 35 ve 36 ncı Paragraflardaki
açıklamaları dikkate almalıdır.
32. “-“
Bir varlık
veya borcun ilk muhasebeleştirilmesi
33. Bir varlığın
ilk muhasebeleştirmesi esnasında ertelenmiş vergi varlığının
oluştuğu bir durum; varlığa ilişkin vergiye tabi olmayan devlet
teşviklerinin ilgili varlığın defter değerinin hesaplanması
sırasında indirilmiş, ancak amortismana tabi değerinin (diğer bir
deyişle, vergiye esas değerinin) hesaplanması sırasında vergisel
açıdan böyle bir indirim yapılmamış olduğu durumda söz konusu olur.
Anılan durumda, varlığın defter değerinin vergiye esas değerinden
düşük olduğu, indirilebilir geçici bir fark doğar. Devlet teşvikleri
ertelenmiş gelir olarak da muhasebeleştirilebilir. Bu durumda
ertelenmiş gelirin defter değeri ve sıfır olan vergiye esas değeri
arasındaki fark indirilebilir geçici bir fark olur. İşletme bu iki
yöntemden hangisine göre sunum yaparsa yapsın, Paragraf 22 de
açıklanan nedenden dolayı ertelenmiş vergi varlığı
muhasebeleştiremez.
Kullanılmamış mali zararlar ve vergi avantajları
34. Henüz kullanılmamış geçmiş yıl mali zararları ve vergi
avantajları için ilerideki dönemde bunların mahsup edilmesine
yeterli olacak tutarda vergilendirilebilir gelir elde edileceğinin
muhtemel olması halinde ertelenmiş vergi varlığı
muhasebeleştirilir.
35. Geçmiş yıl mali zararları ve vergi avantajlarının ileriye
taşınması nedeniyle ertelenmiş vergi varlığı muhasebeleştirilmesinin
koşulları indirilebilir geçici farklar nedeniyle ertelenmiş vergi
varlığı muhasebeleştirilmesinin koşulları ile aynıdır. Ancak,
işletmenin mali zararının olması ilerideki dönemde yeterli
vergilendirilebilir gelirinin olamayabileceğinin de güçlü bir
işaretidir. Bu nedenle işletmenin mali zararları olan bir geçmişi
varsa kullanılmamış mali zararı veya vergi avantajı üzerinden
ayırabileceği vergi varlığının tutarı indirilebilir geçici
farklarının tutarı ve diğer geçerli güçlü karinelere dayanmak
kaydıyla, işletmenin bu zarar veya avantajları mahsup edeceği
varsayılan vergilendirilebilir gelirin tutarı ile sınırlıdır. Bu
gibi durumlarda, Paragraf 82 ertelenmiş vergi varlığının tutarının
ve muhasebeleştirilmesini destekleyen gerekçelerin niteliklerinin
açıklanmasını gerektirir.
36. Bir işletme birikmiş mali zararlarını ve vergi avantajlarını
kullanabilmesinin olanaklı olup olmadığını belirlerken aşağıdaki
kriterleri göz önünde bulundurur:
(a) Aynı vergi idaresi ile ilgili olarak aynı vergi mükellefinin
henüz kullanılmamış mali zararlarının ve vergi avantajlarının zaman
aşımına uğramadan önce kullanılmasına yetecek tutarlarda vergiye
tabi tutarlar oluşmasına neden olacak vergilendirilebilir geçici
farklarının oluşup oluşmayacağı;
(b) İşletmenin
kullanılmamış mali zararlarının ve vergi avantajlarının zaman
aşımına uğramasından önce vergiye tabi kâr elde etmesinin mümkün
olup olmayacağı;
(c) Kullanılmamış mali zararları oluşturduğu belirlenebilen
koşulların tekrarlanıp tekrarlanmayacağı; ve
(d) İşletmenin birikmiş mali zararlarını ve vergi avantajlarını
kullanmak istediği dönemlerde vergiye tabi kâr yaratabilecek vergi
planlaması olanaklarının (bakınız: Paragraf 30) olup olmadığı.
Kullanılmamış mali zararların veya vergi avantajlarının
kullanılmasına yetecek tutarlarda vergilendirilebilir gelir elde
etme olanağı olmadığı durumlarda ertelenmiş vergi varlığı
muhasebeleştirilmez.
Muhasebeleştirilmemiş ertelenmiş vergi varlıklarının tekrar
değerlendirilmesi
37. İşletme her bilanço gününde önceki dönemlerde,
muhasebeleştirmediği ertelenmiş vergi varlıklarını tekrar gözden
geçirilmelidir. Bir işletme ileriki dönemde vergiye tabi kâr elde
etmesinin olası olması halinde bu tutarlarla sınırlı olmak üzere
önceden muhasebeleştirmediği ertelenmiş vergi varlığını
muhasebeleştirebilir. Örneğin, piyasa koşullarındaki olumlu
gelişmeler nedeniyle, gelecekte işletmenin önceden
muhasebeleştirmediği ertelenmiş vergi varlığını kullanmasına yetecek
tutarlarda vergiye tabi kâr elde edebileceği öngörülüyorsa Paragraf
24 veya 32 de belirlenen muhasebeleştirme koşulları sağlanmış olur.
Diğer bir örnek, işletmenin ertelenmiş vergi varlığını bir işletme
birleşmesinin olduğu tarihte veya daha sonra gözden geçirmesidir
(bakınız: Paragraf 67 ve 68).
Bağlı ortaklar, şubeler ve iştiraklerdeki yatırımlar ile iş
ortaklıklarındaki paylar
38. Bağlı ortaklardaki, şubelerdeki, iştiraklerdeki yatırımlar ile
iş ortaklarındaki payların (ana şirketin veya yatırımcının bağlı
ortaklık, şube, iştirak veya yatırım yapılan kuruluştaki,
şerefiyenin defter değerini de içeren net varlıklarındaki hisseleri)
defter değerinin bunların vergiye esas değerinden (çoğunlukla
maliyet tutarıdır) farklı olması nedeniyle geçici farklar ortaya
çıkabilir. Bu farklar aşağıda belirtilen birkaç değişik şekilde
ortaya çıkabilir, örneğin;
(a) Bağlı ortaklıkların, şubelerin, iştiraklerin veya iş
ortaklıklarının dağıtılmamış kârlarının bulunması;
(b) Ana ortaklığın ve yatırımın farklı ülkelerde olduğu durumlarda
döviz kurlarında değişiklik olması; ve
(c) İştirakteki yatırımın defter değerinin daha düşük olan geriye
kazanılabilir tutara indirilmek suretiyle azaltılması.
Ana ortaklığın yatırımını, bireysel finansal tablolarda, maliyeti
veya yeniden değerlenmiş tutarıyla taşıdığı durumda bu finansal
tablolardaki geçici farklar ile konsolide finansal tablolardaki
geçici farklar aynı olmayabilir.
39. Bir işletme bağlı ortaklıklarındaki, şubelerindeki,
iştiraklerindeki yatırımları ve iş ortaklarındaki hisseleri ile
ilgili tüm vergilendirilebilir geçici farklar için, aşağıdaki her
iki koşulun da mevcut olduğu durumlar hariç, ertelenmiş vergi borcu
muhasebeleştirir:
(a) Ana ortaklık, yatırımcı veya iş ortaklığındaki ortak olarak
işletme geçici farkların tersine dönme zamanlarını kontrol
edebilmektedir; ve
(b) Büyük bir ihtimalle geçici fark öngörülebilen bir gelecekteki
süre içinde tersine dönmeyecektir.
40. Ana ortaklık, bağlı ortaklığın temettü dağıtım politikasını
kontrol ediyorsa, bu yatırımla ilgili geçici farkların (sadece
dağıtılmamış kârlarla ilgili farkları değil, başka para birimine
çevrim nedeniyle ortaya çıkan çevrim farklarından kaynaklanan geçici
farkları da içerir) tersine dönmesinin zamanlamasını da kontrol
eder. Öte yandan, geçici farkların tersine döndüğü zaman ödenmesi
gerekecek olan vergi tutarının belirlenmesi çoğunlukla pek kolay
değildir. Bu nedenle, ana ortaklık, bağlı ortaklığın dağıtılmamış
kârlarının öngörülebilen bir gelecekteki süre içinde
dağıtılmayacağını belirlemişse, ertelenmiş vergi borcu
muhasebeleştirmez. Bu durum şubelerdeki yatırımlar için de
geçerlidir.
41. Bir işletmenin parasal olmayan varlıkları ve borçları o
işletmenin geçerli para birimi ile ölçülür (bakınız: TMS 21 Kur
Değişiminin Etkileri). Eğer işletmenin vergiye tabi kârı veya mali
zararı (ve dolayısıyla parasal olmayan varlık ve borçlarının vergiye
esas değerleri) farklı bir para birimi ile belirleniyorsa,
kurlardaki değişiklikler ertelenmiş vergi borcu veya (24 üncü
Paragraftaki gibi) varlığının muhasebeleştirilmesi sonucunu doğuran
geçici farkların doğmasına neden olur. Ortaya çıkan ertelenmiş
vergi, kâr ve zarar hesabına gider veya gelir kaydedilir (bakınız:
Paragraf 58).
42. Bir işletmede iştiraki olan bir yatırımcı o işletmenin
kontrolüne sahip değildir ve genellikle o iştirakin yatırım
politikasını belirleyebilecek pozisyonda değildir. Bu nedenle,
iştirakin öngörülebilen bir gelecekteki süre içinde kâr dağıtımı
yapmayacağına dair bir anlaşmanın olmaması halinde yatırımcı
iştirakteki yatırımı ile ilgili olarak ortaya çıkan
vergilendirilebilir geçici farklardan kaynaklanan ertelenmiş vergi
borcunu muhasebeleştirir. Bazı durumlarda bir yatırımcı iştirakteki
yatırımının maliyetini geri kazanması halinde ödemesi gereken
verginin tutarını belirlemekten yoksun olabilir, ancak verginin eşit
olacağı veya aşacağı bir asgari tutarı belirleyebilir. Böyle
durumlarda ertelenmiş vergi borcuna ölçü olarak bu asgari tutar
dikkate alınır.
43. Bir iş ortaklığında iş ortakları arasındaki anlaşma genellikle
kâr dağıtımının nasıl yapılacağını düzenler ve bütün iş ortaklarının
onayı ile veya iş ortaklarının belli bir çoğunluğunun onayı ile
alınabilecek kararları belirler. Bir iş ortağı kâr dağıtımını
kontrol edebiliyorsa ve öngörülebilen bir gelecekteki süre içinde
kâr dağıtımı yapılmayacağı olasılığı varsa, ertelenmiş vergi borcu
muhasebeleştirilmez.
44. Bir işletme bağlı ortaklıklarındaki, şubelerindeki,
iştiraklerindeki yatırımları ile iş ortaklıklarındaki paylarından
kaynaklanan bütün indirilebilir geçici farklar için yalnız ve yalnız
aşağıdaki durumlarla sınırlı olarak ve her iki durumun da muhtemel
olması halinde ertelenmiş vergi varlığı muhasebeleştirir:
(a) Geçici farklar öngörülebilir bir gelecekteki süre içinde tersine
dönecektir; ve
(b) Geçici farkların kullanılmasına yeter tutarlarda
vergilendirilebilir gelir olacaktır.
45. Bir işletme bağlı ortaklıklarındaki, şubelerindeki,
iştiraklerindeki yatırımları ve iş ortaklıklarındaki payları ile
ilgili indirilebilir geçici farklar için ertelenmiş vergi varlığı
muhasebeleştirip muhasebeleştirmeyeceğini belirlerken 28-32 nci
Paragraflardaki açıklamaları dikkate alır.
Ölçme
46. Cari dönemin ve önceki dönemlerin dönem vergisi olarak vergi
idaresine ödenecek (veya mahsup edilecek) dönem vergi borçlarının
(varlıklarının) tutarı bilanço tarihi itibariyle yürürlükte olan
veya yürürlüğe girmesi kesine yakın olan vergi oranları (ve vergi
kanunları) dikkate alınarak hesaplanır.
47. Ertelenmiş vergi varlıkları veya borçları bilanço tarihi
itibariyle yürürlükte olan veya yürürlüğe girmesi kesine yakın olan
vergi oranlarına (ve vergi kanunlarına) dayanılarak varlıkların
gelire dönüştüğü veya borçların ödendiği dönemlerde uygulanması
beklenen vergi oranları kullanılmak suretiyle hesaplanır.
48. Cari ve ertelenmiş vergi varlıkları ile borçları genellikle
yürürlükteki vergi oranları (ve vergi kanunları) kullanılarak
ölçülür. Ancak, bazı durumlarda, hükümetin vergi oranlarına (ve
vergi kanunlarına) ilişkin açıklamaları yasalaşma yönünde çok önemli
etkiye sahip olabilir ve açıklama yapıldıktan birkaç ay sonraki bir
dönemde de yasalaşma gerçekleşebilir. Bu gibi durumlarda vergi
varlığı ve borcu açıklanan vergi oranları (veya kanunları) dikkate
alınarak hesaplanır.
49. Eğer farklı gelir seviyelerine farklı vergi oranları uygulanması
söz konusu ise, geçici farkların tersine döneceği beklenen
dönemlerin vergiye tabi kârına (mali zararına) ortalama vergi
oranları uygulanarak ertelenmiş vergi borcu ve varlığı hesaplanır.
50. “-“
51. İşletme, ertelenmiş vergi borçlarını ve ertelenmiş vergi
varlıklarını, varlıklarının defter değerlerini ne şekilde geri
kazanacağı ve borçlarını defter değerleri ile ne şekilde ödeyeceği
ile ilgili bilanço tarihindeki beklentilerinin vergisel sonuçlarıyla
tutarlı bir şekilde hesaplar.
52. Bazı yasal durumlarda işletmenin varlıklarının (borçlarının)
geriye kazanılması (ödenmesi) şekli aşağıdakilerden birini veya her
ikisini etkileyebilir:
(a) İşletmenin
varlığının (borcunun) defter değerinin geri kazanılacağı (ödeneceği)
zaman uygulanacak olan vergi oranını; ve
(b) Varlığın
(borcun) vergiye esas değerini.
Bu durumlarda bir
işletme, ertelenmiş vergi borcunu ve ertelenmiş vergi varlığını geri
kazanımın veya ödemenin gerçekleşmesi beklenen şekille tutarlı
olarak hesaplar.
|
Örnek A |
|
|
Bir
varlığın defter değeri 100 YTL, vergiye esas değeri 60
YTL’dir. Varlık satışından elde edilen kâra uygulanan
vergi oranı %20, normal şirket kârına uygulanan vergi
oranı %30’dur.
İşletme varlığı daha fazla kullanmayacağını ve
satacağını bekliyorsa 8 YTL tutarında ertelenmiş vergi
borcu (40 YTL’ye %20 oranı uygulanacaktır), varlığı elde
tutacağını ve kullanım nedeniyle amortisman ayırmak
suretiyle varlığın defter değerini geri kazanacağını
bekliyorsa 12 YTL tutarında ertelenmiş vergi borcu (40
YTL’ye %30 oranı uygulanacaktır) muhasebeleştirir.
|
|
|
Örnek B |
|
|
Maliyeti 100 YTL, defter değeri 80 YTL olan bir varlık
150 YTL olarak yeniden değerlenmiştir. Vergisel açıdan
buna paralel bir düzeltme yapılmamıştır. Vergisel açıdan
birikmiş amortisman 30 YTL ve vergi oranı da %30’dur.
Eğer bu varlık maliyetinin üstünde bir fiyatla satılırsa
30 YTL tutarındaki birikmiş amortisman vergiye tabi kâra
dahil edilecektir ancak maliyetin üstündeki satış
hasılatı vergiye tabi olmayacaktır.
Bu
varlığın vergiye esas değeri 70 YTL’dir ve 80 YTL
tutarında vergilendirilebilir geçici fark oluşmuştur.
Eğer işletme defter değerini kullanım yoluyla geri
kazanmayı bekliyorsa 150 YTL tutarında
vergilendirilebilir gelir elde etmelidir, fakat sadece
70 YTL tutarında bir amortisman gideri düşebilecektir.
Bu koşullarda 24 YTL (80 YTL’nin %30’u) tutarında bir
ertelenmiş vergi borcu doğmaktadır. İşletme hiç
beklemeksizin varlığı 150 YTL’ye satmak suretiyle
varlığın defter değerini geriye kazanmayı bekliyorsa
ertelenmiş vergi borcu aşağıdaki gibi hesaplanacaktır:
|
|
|
|
Vergilendirilebilir Geçici Fark
|
Vergi Oranı |
Ertelenmiş Vergi Borcu |
|
|
Birikmiş vergisel amortisman |
30
YTL |
30% |
9
YTL |
|
|
Satış
hasılatının maliyeti aşan tutarı |
50
YTL |
Sıfır |
– |
|
|
Toplam |
80
YTL |
|
9
YTL |
|
|
|
|
|
(not:
Paragraf 61 uyarınca, yeniden değerleme nedeniyle
doğan ilave ertelenmiş vergi borcu doğrudan,
özkaynaklarla ilişkilendirilir. |
|
|
Örnek C |
|
|
Veriler örnek B’dekilerle aynıdır; ancak farklı olarak,
eğer söz konusu varlık maliyetinin üstünde bir bedelle
satılırsa birikmiş vergisel amortisman vergiye tabi
kârın (%30 vergi oranına tabidir) hesabında dikkate
alınacaktır; satış bedelinden enflasyon düzeltmesi
yapıldıktan sonraki maliyet olan 110 YTL düşüldükten
sonra kalan satış kârı ise %40 oranında vergiye tabidir.
Eğer işletme, kullanım suretiyle varlığın defter
değerini geri kazanmayı bekliyorsa 150 YTL tutarında
vergilendirilebilir gelir elde etmesi gerekir, fakat
sadece 70 YTL tutarında birikmiş amortismanı düşebilir.
Bu koşullarda örnek B de olduğu gibi vergiye esas değer
70 YTL’dir. 80 YTL tutarında vergilendirilebilir geçici
fark ve 24 YTL (80 YTL’nin %3’ü) tutarında ertelenmiş
vergi borcu oluşmaktadır.
Eğer işletme hiç beklemeksizin varlığı 150 YTL’ye satmak
suretiyle varlığın defter değerini geriye kazanmayı
bekliyorsa 110 YTL tutarındaki endekslenmiş maliyeti
düşecektir. Net satış hasılatı %40 oranında vergiye tabi
olacaktır. Buna ek olarak, 30 YTL tutarındaki birikmiş
vergisel amortisman %30 oranında vergiye tabi olan
vergiye tabi kârın hesabında gider olarak dikkate
alınacaktır. Bu koşullarda vergiye esas değer 80 YTL
(110 YTL - 30 YTL)’dir. Vergilendirilebilir geçici fark
70 YTL ve ertelenmiş vergi borcu 25 YTL (40 YTL’nin
%40’ı artı 30 YTL’nin %30’u). Eğer bu örnekte vergi
oranları açıkça bilinmiyor olsaydı, Paragraf
10’daki temel ilke takip edilmeliydi.
(not:
Paragraf 61 uyarınca, yeniden değerleme nedeniyle
doğan ilave ertelenmiş vergi borcu doğrudan özkaynaklar
ile ilişkilendirilir.) |
|
52A. Bazı yasal
durumlarda işletmenin birikmiş kârının tamamının veya bir kısmının
ortaklarına temettü olarak dağıtımı halinde kurum kazancına
uygulanan vergi oranı daha yüksek veya daha düşük olabilir. Bazı
diğer yasal durumlarda da, işletmenin net kârının veya birikmiş
kârının tamamının veya bir kısmının ortaklarına temettü olarak
dağıtımı halinde kurum kazancı üzerinden ödenen vergiler geri
alınabilir veya ilave ödenecek vergiler ortaya çıkabilir. Bu gibi
durumlarda dönem vergileri ile ertelenmiş vergi varlıkları ve
borçlarının hesabında dağıtılmamış kârlar için geçerli olan vergi
oranı kullanılır.
52B. Temettü
ödemesi için muhasebeleştirilmiş ise, Paragraf 52A da tanımlanan
durumlarda temettülerin vergisel sonuçları da muhasebeleştirilir.
Temettülerin vergisel sonuçları ortaklara dağıtımdan daha çok geçmiş
işlemlerle ve olaylarla doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle,
temettülerin vergisel sonuçları Paragraf 58 uyarınca, ancak 58 (a)
ve 58 (b) de tanımlanan durumlarda ortaya çıkan vergisel sonuçlar
hariç olmak üzere, dönem kâr veya zararında muhasebeleştirilir.
|
Paragraf 52A ve 52B’yi açıklayan örnek |
|
|
İzleyen örnek dağıtılmamış kârların daha yüksek bir
oranda (%50) vergilendirildiği ve kâr dağıtımı
yapıldığında vergi iadesi yapıldığı bir yasal ortamda
bir işletmenin dönem ve ertelenmiş vergilerinin
hesaplanmasını göstermektedir. Dağıtılan kârlara
uygulanan vergi oranı %35’tir. Bilanço tarihi olan 31
Aralık 20X1 de, bilanço tarihinden sonraki bir tarihte
önerilen veya ödeneceği açıklanan temettü için işletme
bir borç muhasebeleştirmemiştir. Sonuç olarak, 20X1 yılı
için temettü muhasebeleştirilmemiştir. 20X1 yılının
vergiye tabi geliri 100.000 YTL’dir. 20X1 yılındaki
vergilendirilebilir geçici fark 40.000 YTL’dir.
İşletme 50.000 YTL tutarında dönem vergi borcu ve dönem
vergi gideri muhasebeleştirir. İlerideki dönemde temettü
dağıtımı halinde vergi iadesi alınma olasılığı olan
tutar için herhangi bir varlık muhasebeleştirilmez.
İşletme aynı zamanda, varlıklarının veya borçlarının
defter değerlerini geri kazandığı veya ödediği ilerideki
dönemlerde ödeyeceği vergileri, dağıtılmamış kârlar için
geçerli olan vergi oranını kullanarak, hesaplar ve
20.000 YTL (40.000 YTL’nin %50’si) tutarında ertelenmiş
vergi borcu ve ertelenmiş vergi gideri muhasebeleştirir.
Bilanço tarihinden sonra, 15 Mart 20X2 de önceki dönem
faaliyet kârından 10.000 YTL tutarında dağıtılacak
temettü borcu muhasebeleştirir.
15
Mart 20X2 de işletme temettü dağıtımı halinde geri
kazanacak olduğu 1500 YTL (borç olarak
muhasebeleştirdiği temettünün %15’i) tutarında gelir
vergisini 20X2 vergi giderinden indirmek suretiyle dönem
vergi varlığı olarak muhasebeleştirir. |
|
53. Ertelenmiş vergi varlığı ve ertelenmiş vergi borcu iskontoya
tabi tutulmaz.
54. Ertelenmiş vergi varlığının veya vergi borcunun güvenilir bir
şekilde iskontoya tabi tutulabilmesi için her bir geçici farkın geri
dönüşümünün detaylı bir zamanlamasının yapılabilmesi gerekir Birçok
durumda bu tür bir zamanlama uygulanamazdır veya çok karmaşıktır. Bu
nedenle, ertelenmiş vergi varlıklarının ve vergi borçlarının iskonto
edilmesini şart koşmak yerinde değildir. İskontoyu zorunlu kılmamak
ancak yapılabilmesine izin vermek de ertelenmiş vergi varlıkları ve
borçlarının işletmeler arasında karşılaştırılabilmesini imkansız
hale getirecektir. Bu Standart bu gerekçe ile ertelenmiş vergi
varlıklarının ve vergi borçlarının iskontoya tabi tutulmasını
zorunlu kılmamakta, iskonto yapılabilmesine de izin vermemektedir.
55. Geçici farklar bir varlık veya borcun defter değeri esas
alınarak belirlenir. Bu prensip defter değerinin kendisinin
iskontoya tutulmuş olduğu hallerde de geçerlidir, örneğin emeklilik
sosyal yardımlarında olduğu gibi (bakınız: TMS 19 Çalışanlara
Sağlanan Faydalar).
56. Ertelenmiş vergi varlıklarının defter değerleri her bilanço
tarihinde gözden geçirilir. Bir işletme ertelenmiş vergi varlığının
tamamından veya bir kısmından yararlanmasına yeterli tutarda vergiye
tabi kâr elde etme olasılığı yoksa, ertelenmiş vergi varlığının
defter değerini buna paralel olarak azaltır. Bu tür azaltmalar
yeterli vergiye tabi kâr olasılığının tekrar ortaya çıkması halinde
artışla sınırlı olmak üzere tersine döndürülebilir.
Dönem vergisinin ve ertelenmiş verginin muhasebeleştirilmesi
57. Bir işlemin veya diğer olayın dönem vergisi ve ertelenmiş vergi
açısından muhasebeleştirilmesi, ilgili işlem veya diğer olayın
muhasebeleştirilmesi ile tutarlı olmalıdır. Paragraflar
58-68 C bu ilkeyi esas alır.
Gelir
Tablosu
58. Dönem vergisi ve ertelenmiş vergi gelir veya gider olarak,
verginin aşağıdaki durumlarda ortaya çıkmamış olması koşuluyla,
dönemin kâr veya zararına dahil edilir:
(a) Bir işlemin veya olayın aynı dönemde veya farklı bir dönemde
doğrudan özkaynaklarda muhasebeleştirilmiş olması halinde
(bakınız: Paragraflar 61-65); veya
(b) İşletme birleşmelerinde (bakınız: Paragraflar 66-68).
59. Ertelenmiş vergi borçlarının ve ertelenmiş vergi
varlıklarının çoğu, bir gelir veya bir giderin bir dönemin
muhasebe kârının hesabında dikkate alınmış olması ancak vergiye
tabi kâr açısından o dönemden farklı bir dönemde dikkate alınmış
olması nedeniyle oluşur. Ortaya çıkan ertelenmiş vergi gelir
tablosunda muhasebeleştirilir. Aşağıdaki durumlar örnek olarak
verilmiştir:
(a) Oluşmalarını takiben tahsil edilen faiz, isim hakkı, ve
temettü gelirleri muhasebe kârına, “TMS 18 Hasılat” Standardı
uyarınca zaman orantılı esasa göre dahil edilir; fakat
vergi mevzuatı nakit esasına göre gelir yazmayı öngörüyorsa,
tahsil edildiklerinde vergiye tabi kâra (mali zarara) gelir
yazılabilmeleri söz konusu olabilir; ve
(b) Maddi
olmayan duran varlıkların maliyeti “TMS 38 Maddi Olmayan Duran
Varlıklar” Standardı uyarınca aktifleştirilir ve
gelir tablosunda amortismana tabi tutulur; ancak vergi
mevzuatının izin vermesi durumunda, bu maliyetlerin
oluştuklarında gider yazılabilmeleri söz konusu olabilir.
60. Ertelenmiş vergi varlıklarının ve vergi borçlarının defter
değerleri, bunlarla ilgili geçici farkların değerlerinde bir
değişikliğin olmaması halinde dahi değişebilir. Bu değişiklikler
aşağıdaki durumlarda ortaya çıkabilir:
(a) Vergi oranlarında veya vergi kanunlarında değişiklikler
olması; veya
(b) Ertelenmiş
vergi varlığının gözden geçirilerek geri kazanılabilecek tutarın
yeniden belirlenmesi; veya
(c) Varlığın
ne şekilde geri kazanılacağına ilişkin beklentinin değişmesi.
Yukarıdaki
nedenlerle ertelenmiş vergilerde meydana gelen değişiklikler,
daha önce özkaynaklara borç veya alacak olarak kaydedilmiş olan
kalemlerle ilgili değişiklikler hariç olmak üzere, gelir
tablosuna yansıtılmaz (bakınız: Paragraf 63).
Doğrudan özkaynaklara borç veya alacak olarak kaydedilen
kalemler
61. Doğrudan özkaynaklara borç veya alacak olarak kaydedilmiş
olan kalemlerle ilgili olan dönem vergisi ve ertelenmiş vergi de
aynı dönemde veya farklı dönemlerde özkaynaklara doğrudan borç
veya alacak olarak kaydedilir.
62. Türkiye Finansal Raporlama Standartları bazı kalemlerin
doğrudan özkaynaklara borç veya alacakl olarak yazılmasını
gerektirir veya yazılmasına izin verir. Bu kalemler şunlardır:
(a) Yeniden
değerleme nedeniyle maddi duran varlıkların defter değerlerinde
meydana gelen değişiklikler (bakınız: TMS 16 Maddi Duran
Varlıklar);
(b)
Dağıtılmamış kârların dönem başı bakiyesinde, muhasebe
politikalarında yapılan ve geçmişe yönelik olarak uygulanan bir
değişiklik ya da bir hatanın düzeltilmesi sonucunda düzeltme
yapılmış olması (bakınız: TMS 8 Muhasebe Politikaları, Muhasebe
Tahminlerinde Değişiklikler ve Hatalar);
(c)
Yurtdışındaki işletmenin finansal tablolarının çevrilmesinde
kurlardaki değişikliklerden kaynaklanan farklar (bakınız: TMS 21
Kur Değişiminin Etkileri); ve
(d) Bileşik finansal araçların ilk muhasebeleştirilmelerinde
özkaynak kısmı olarak belirlenen tutarlar (bakınız: Paragraf
23).
63. Bazı istisnai durumlarda özkaynaklara alacak ya da borç
kaydedilen kalemlerle ilgili olan dönem vergisi ve ertelenmiş
vergi tutarlarını belirlemek zordur. Aşağıdaki durumlarda bu
zorluk ortaya çıkabilir:
(a) Verginin artan oranlı olması halinde vergiye tabi kârın
(mali zararın) içinde yer alan belirli bir kaleme hangi vergi
oranının uygulanacağının belirlenmesi mümkün değilse;
(b) Vergi oranında veya vergi düzenlemelerinde, daha önce
özkaynağa gider veya gelir yazılmış ve ertelenmiş vergi varlığı
veya borcuna neden olmuş bir kalemin tamamını veya bir
kısmını etkileyen bir değişiklik olmuşsa; veya
(c) Bir işletme daha önce özkaynağa borç veya alacak kaydetmiş
olduğu bir kalemin tamamı veya bir kısmı ile ilgili olarak
önceden muhasebeleştirmemiş olduğu ertelenmiş vergi varlığını
muhasebeleştirmeye veya önceden tamamını muhasebeleştirmiş
olduğu durumda, tamamının değil bir kısmının muhasebeleştirilmiş
olması gerektiğine karar vermişse.
Yukarıdaki durumlarda, dönem vergisi ve ertelenmiş vergi
sonucunu doğuran özkaynağa borç veya alacak kaydedilmiş
kalemlerle ilgili dönem vergisi ve ertelenmiş vergi yürürlükteki
vergi kanunlarına göre makul olacak bir orantılı dağıtım
yöntemiyle veya içinde bulunulan koşullarda kullanımı daha makul
olan bir başka yöntemle dağıtılmak suretiyle bulunur.
64. “TMS 16 Maddi Duran Varlıklar” Standardı bir işletmenin
vergi kanunlarında öngörülmeyen bir yeniden değerleme yapmış
olması halinde varlıklarının yeniden değerlenmiş tutarları
üzerinden ayrılan amortismanı veya itfa payları ile bunların
maliyet bedelleri üzerinden ayrılmış olan amortisman ve itfa
payları arasındaki farka eşit olan yeniden değerleme fonunu her
yıl dağıtılmamış kârlara aktarıp aktarmayacağı konusunda bir
düzenleme yapmamıştır. Eğer işletme böyle bir aktarma yaparsa,
aktarılan tutar bu tutarla ilgili ertelenmiş vergi hariç olarak
belirlenir. Maddi duran varlıkların elden çıkarılmasında
dağıtılmamış kârlara yapılan aktarımlarda da aynı şekilde
hareket edilir
65. Vergisel açıdan yeniden değerlemeye tabi tutulmuş olan bir
varlık daha önce ticari muhasebede yeniden değerlemeye tabi
tutulmuşsa veya bu varlık daha sonraki bir dönemde ticari
muhasebe açısından da yeniden değerlemeye tabi tutulacaksa, hem
yeniden değerlemenin hem de vergiye esas değerdeki düzeltmenin
vergisel etkisi bu işlemin olduğu dönemin özkaynağına borç veya
alacak olarak kaydedilir. Ancak, vergisel açıdan yapılan yeniden
değerleme ticari muhasebe açısından daha önce yapılan bir
yeniden değerleme ile ilgili değilse veya ticari muhasebede
ileride bir yeniden değerleme yapılması beklenmiyorsa, vergiye
esas değerde yapılan düzeltmenin vergi etkisi gelir tablosuna
yansıtılır.
65A. Bir işletme ortaklarına temettü ödediğinde, bu temettünün
bir kısmını vergi olarak kesip ortaklar adına vergi idaresine
yatırmak durumunda olabilir. Vergi mevzuatında bu şekilde
yapılan kesintilere kaynakta kesinti denir. Vergi idaresine bu
şekilde ödenen veya borç olarak tahakkuk ettirilen tutarlar
dağıtılacak kârın bir parçası olarak özkaynaktan düşülür.
İşletme
birleşmelerinden doğan ertelenmiş vergi
66. Paragraf 19 ve 26 (c)’de açıklandığı üzere, işletme
birleşmelerinde ertelenmiş vergi ortaya çıkabilir. “TFRS 3
İşletme Birleşmeleri” Standardı uyarınca, bir işletme,
elde etme tarihinde, belirlenebilen varlık olarak Paragraf
24’teki muhasebeleştirme kriterlerinin yerine gelmesi koşuluyla
ertelenmiş vergi varlığı veya belirlenebilen borç olarak
ertelenmiş vergi borcu muhasebeleştirir. Sonuç olarak, bu
ertelenmiş vergi varlıkları veya borçları şerefiyeyi, bir başka
deyişle, elde etmenin maliyetinin devralınan şirketin
tanımlanabilen varlıklarının net gerçeğe uygun değerlerinin,
borçlarının ve koşullu borçlarının toplamını aşan kısmını
etkiler. Ancak Paragraf 15 (a) uyarınca, bir işletme şerefiyenin
ilk muhasebeleştirilmesinden kaynaklanan ertelenmiş vergi
borcunu muhasebeleştirmez.
67. İşletme birleşmesinin bir sonucu olarak, devralan elde etme
tarihi öncesinde daha evvel muhasebeleştirmemiş olduğu kendi
ertelenmiş vergisini geri kazanmasının mümkün olduğunu
düşünebilir. Örneğin, devralan henüz kullanmamış olduğu geçmiş
yıl mali zararlarını birleşme sonrasında devrolanın
operasyonlarından gelecekte elde edeceği vergiye tabi kârlardan
düşebilecek durumda olabilir. Böyle durumlarda, devralınanın
ertelenmiş vergi varlığı muhasebeleştirir, fakat bunu işletme
birleşmesinin muhasebeleştirilmesine dahil edemez, dolayısıyla
şerefiyenin veya elde etmenin maliyetinin devralınanın
tanımlanabilen varlıklarının net gerçeğe uygun değerlerinin,
borçlarının ve koşullu borçlarının toplamının elde etme
maliyetini aşan kısmının belirlenmesinde dikkate alamaz.
68. Bir işletme birleşmesinin başlangıçta muhasebeleştirilmesi
ancak birleşmenin daha sonra gerçekleşmesi halinde, eğer
devralınanın birikmiş mali zararlarının veya diğer ertelenmiş
vergi varlıklarının kullanılması bir potansiyel fayda olarak
TFRS 3’teki ayrıca muhasebeleştirilme kriterlerini yerine
getirmiyorsa, devralan gelir tablosunda ertelenmiş vergi geliri
muhasebeleştirir. Devralan ayrıca:
(a) Şerefiyenin defter değerini, birleşmenin gerçekleştiği
tarihte ertelenmiş vergi varlığı belirlenebilir bir varlık
olarak muhasebeleştirilmiş olsaydı şerefiye ne değerde olacaksa
o değere düşürür; ve
(b) Şerefiyenin defter değerinden düşülen tutarı gider olarak
muhasebeleştirir.
Ancak bu süreç
devralanın devralınanın belirlenebilen varlıklarının net gerçeğe
uygun değerlerinin, borçlarının ve koşullu borçlarının
toplamının elde etme maliyetini aşan kısmındaki yatırımını (ya
da şerefiyesini) arttıran bir sonuç yaratmaz, daha önce
muhasebeleştirilmiş olan böyle bir aşan kısım (şerefiye) varsa
onu da arttırmaz.
|
Örnek |
|
|
Bir işletme indirilebilir geçici farkları 300 YTL
olan bir başka işletmeyi devralmıştır. Birleşme
tarihindeki vergi oranı %30’dur. Ortaya çıkan 90 YTL
tutarındaki ertelenmiş vergi varlığı birleşme
işleminin sonucunda 500 YTL olarak belirlenen
şerefiyenin hesaplanması sırasında belirlenebilir
bir varlık olarak muhasebeleştirilmemiştir.
Birleşmeden iki yıl sonra işletme ileriki dönemlerde
daha önceki bütün geçici farkları karşılayacak
tutarlarda gelir elde edebileceğini belirlemiştir.
İşletme bilançosunda 90 YTL tutarında ertelenmiş
vergi varlığı ve kâr veya zarar hesabında da aynı
tutarda ertelenmiş vergi geliri muhasebeleştirir.
İşletme aynı zamanda şerefiyenin defter değerini 90
YTL tutarında azaltır, kâr veya zarar hesabına da 90
YTL tutarında gider kaydeder. Sonuç olarak şerefiye
birleşmenin gerçekleştiği tarihte 90 YTL tutarında
ertelenmiş vergi varlığı belirlenebilir bir varlık
olarak muhasebeleştirilseydi olacağı tutar olan 410
YTL‘ye düşürülmüştür.
Eğer vergi oranı %40’a çıkarılsaydı işletme 120 YTL
(300 YTL’nin %40’ı) tutarında ertelenmiş vergi
varlığı muhasebeleştirecek ve kâr veya zarar
hesabına da 120 YTL tutarında ertelenmiş vergi
gideri kaydedecekti. Vergi oranının %20’ye
indirilmesi halinde ise işletme 60 YTL (300 YTL’nin
% 20’si) tutarında ertelenmiş vergi varlığı
muhasebeleştirecek ve kâr veya zarar hesabına da 60
YTL tutarında ertelenmiş vergi gideri kaydedecekti.
Her iki halde de işletme şerefiyenin defter değerini
90 YTL tutarında azaltacak, kâr veya zarar hesabına
da 90 YTL tutarında gider kaydedecekti.
|
|
Hisseye
dayalı ödeme işlemlerinden doğan dönem vergisi ve ertelenmiş
vergi
68A. Vergi mevzuatının uygun düzenlemeler içermesi halinde, bir
işletme çalışanlarına işletmenin kendi hisseleri, hisse
opsiyonları veya özkaynaklarını temsil eden diğer araçları
vermek suretiyle yapmış olduğu ödemeleri vergiye tabi kârın
hesabında gider olarak dikkate alabilir. Gider olarak dikkate
alınacak tutar ilgili ödemelerin birikmiş toplam tutarından
farklı olabilir veya ticari muhasebe açısından daha sonraki bir
hesap döneminde giderleştirilebilir. Örneğin, “TFRS 2 Hisse
Bazlı Ödeme” Standardı uyarınca bir işletme
çalışanlarının hizmetlerine karşılık nakit ödeme yerine hisse
senedi opsiyonu verirse personel gideri muhasebeleştirir. Vergi
mevzuatı bu tür ödemelere izin veriyorsa, ancak gider kaydetmeyi
opsiyonların kullanılması koşuluna bağlamışsa, işletme hisse
opsiyonlarını verdiği tarihte bir gider muhasebeleştirmez, ancak
opsiyonların kullanıldığı tarihte gider muhasebeleştirir ve
gider tutarı da o tarihteki hisse değerleri kullanarak bulunur.
68B. Bu Standardın 9 ve 26 (b) inci Paragraflarında yer verilen
araştırma giderlerinde olduğu gibi, çalışanların belirli bir
tarihe kadar olan hizmetlerinin vergiye esas değeri (vergi
mevzuatının gelecek dönemlerde gider olarak indirimine izin
vermesi halinde) ve sıfır olan defter değeri arasındaki fark
ertelenmiş vergi varlığı doğuran geçici bir farktır. Eğer hesap
dönemi sonunda vergi mevzuatına göre gelecekte gider yazılacak
tutar bilinmiyorsa, tutar mevcut bilgilere göre hesaplanır.
Örneğin, vergi mevzuatına göre ilerideki dönemlerde gider
yazılabilecek tutar işletmenin hisselerinin gelecekteki belli
bir tarihteki fiyatına bağlı ise, indirilebilir geçici fark
işletmenin hisse senedinin hesap dönemi sonundaki fiyatına
dayandırılır.
68C. Paragraf 68 (a) da açıklandığı üzere, vergisel açıdan gider
yazılacak tutar (veya Paragraf 68 (b) uyarınca veya ileride
gider yazılacak tahmini tutar) bununla ilgili birikmiş maaş ve
ücret giderlerinden farklı olabilir. Standardın 58 uncu
Paragrafı uyarınca dönem vergisi ve ertelenmiş vergi, verginin
(a) aynı veya farklı bir dönemde doğrudan özkaynakta meydana
gelen bir işlem veya olaydan kaynaklanması veya (b) bir işletme
birleşmesinden kaynaklanması halleri dışında gelir veya gider
olarak o dönemin kâr veya zararına dahil edilmelidir. Eğer
vergiden indirilecek tutar (veya ileride gider yazılacak tahmini
tutar ) bununla ilgili birikmiş maaş ve ücret giderlerinden
fazla ise bu durum vergisel gider indiriminin sadece çalışma
karşılığı hizmet bedellerini değil özkaynak kalemini de
içerdiğini gösterir. Bu durumda söz konusu dönem vergisi ve
ertelenmiş vergi toplamını aşan kısmın doğrudan özkaynaklarda
muhasebeleştirilmesi gerekir.
Sunum
Vergi varlıkları ve vergi borçları
69. “-”
70. “-”
Mahsup
71. Bir işletme dönem vergi varlığı ile dönem vergi borcunu
ancak ve ancak aşağıdaki durumlarda mahsup edebilir:
(a) Yasal olarak, muhasebeleştirilmiş tutarları birbirlerine
mahsup etme vardır; ve
(b) Ya net tutar üzerinden ödeme veya tahsilat yapacaktır ya da
tahsilatı ve ödemeyi ayrı ayrı ancak aynı anda yapacaktır.
72. Her ne kadar dönem vergi varlığı ve vergi borcu ayrı ayrı
hesaplanıp ayrı ayrı muhasebeleştirilse de bilançoda, “TMS 32
Finansal Araçlar: Açıklamalar ve Sunum” Standardındaki
kriterlere benzer kriterlere uymak koşulu ile mahsup
edebilirler. Bir işletmenin dönem vergi varlığı ve dönem vergi
borcu aynı vergi idaresi ile ilgili ise ve vergi idaresi tek bir
net ödeme almayı veya net ödeme yapmayı mümkün kılmışsa, normal
olarak işletmenin yasal olarak muhasebeleştirilmiş tutarları
mahsup etme hakkı vardır.
73. Konsolide finansal tablolarda, ancak ve ancak konsolidasyona
tabi tutulmuş işletmelerin yasal olarak tek bir net ödeme alma
veya net ödeme yapma hakları varsa ve işletmeler ya net tutar
üzerinden ödeme veya tahsilat yapacak ya da tahsilatı ve ödemeyi
ayrı ayrı ancak aynı anda yapacaklarsa, grup içindeki bir
işletmenin dönem vergi varlığı diğer bir işletmenin dönem vergi
borcu ile mahsup edilir.
74. Bir işletme ertelenmiş vergi varlığı ile ertelenmiş vergi
borcunu ancak ve ancak aşağıdaki durumlarda mahsup eder:
(a) Yasal olarak dönem vergi varlıklarını dönem vergi borçlarına
mahsup etme hakkının olması; ve
(b) Ertelenmiş vergi varlığı ve ertelenmiş vergi borcu aynı
vergi idaresi tarafından konulan aşağıdaki hususlardan herhangi
birisi ile ilgilidir:
(i) Aynı vergi mükellefi; veya
(ii) Vergiye tabi işletmeler farklı işletmeler olmakla birlikte
bu işletmeler, ertelenmiş vergi borçlarının ve varlıklarının
önemli bir miktarının ödeneceği veya geri kazanılacağı tahmin
edilen gelecek her dönem itibariyle, vergi borçlarını ve vergi
alacaklarını ya net esasa göre yerine getirecek ya da tahsilat
ve ödemeyi ayrı ayrı ancak aynı zamanda yapacaktır.
75. Bu Standart her bir zamanlama farkının tersine döneceği
zamanı gösteren detaylı çizelgeler hazırlama ihtiyacını ortadan
kaldırmak için ertelenmiş vergi varlığı ve vergi borcunun,
bunların aynı işletmeye ait olması, aynı vergi idaresi ile
ilgili olması, aynı vergi idaresi tarafından konulan gelir
vergileriyle ilgili olması ve işletmenin yasal olarak dönem
vergi varlığını ve dönem vergi borcunu birbirlerine mahsup etme
hakkı olması durumunda birbiriyle mahsuplaştırılmasını
gerektirir.
76. Bazı az rastlanan durumlarda, bir işletme yasal olarak
mahsup hakkına sahip olabilir ve mahsup etme niyetinde de
olabilir ancak bu mahsup işlemini bazı dönemler için uygulayıp
diğer dönemler için uygulamama yönüne gidebilir. Böylesi
durumlarda, bir vergi mükellefi işletmenin ertelenmiş vergi
borcunun vergi ödemelerinde artış meydana getirdiği dönemle
ikinci işletmenin ertelenmiş vergi alacağının ikinci işletmenin
vergi ödemelerinde azalma sonucu verdiği dönemin aynı dönem olup
olmadığını güvenilir bir şekilde tespit edebilmek için detaylı
çizelgelerin hazırlanması zorunlu olabilir.
Vergi gideri
Olağan faaliyet kârı (zararı) ile ilgili vergi gideri
(geliri)
77. Olağan faaliyet kârı (zararı) ile ilgili vergi gideri
(geliri) gelir tablosunda sunulur.
Kur
değişimlerinin yabancı ülkelerdeki faaliyetlerle ilgili
ertelenmiş vergi borcuna veya alacağına etkisi
78. “TMS 21 Kur Değişiminin Etkileri” Standardı,
kur değişikliklerinin bazı etkilerinin gider veya gelir olarak
muhasebeleştirilmesini gerekli kılar; ancak bu değişikliklerin
etkilerinin gelir tablosunda nerede gösterileceğini özel olarak
belirlemez. Bu nedenle, ertelenmiş yabancı vergi borçları veya
varlıklarında kur değişiklikleri nedeniyle meydana gelen
farkların gelir tablosuna yansıtılmaları durumunda, anılan
değişiklikler, bu sunumun finansal tablo kullanıcıları açısından
en yararlı şekil olduğu düşünülüyorsa, ertelenmiş vergi gideri
(geliri) olarak sınıflandırılabilir.
Açıklama
79. Vergi giderinin (gelirinin) ana unsurları ayrı ayrı
kamuoyuna açıklanır.
80. Vergi giderinin (gelirinin) unsurları aşağıdakileri
içerebilir:
(a) Dönem
vergi gideri (geliri);
(b) Dönem
vergisinin ilgili olduğu dönemde önceki dönem vergileri ile
ilgili olarak yapılan düzeltmeler;
(c) Bu dönemde
meydana gelen veya bu dönemde tersine dönen zamanlama
farklarının ertelenmiş vergi gideri (geliri) tutarları;
(d) Vergi
oranlarındaki değişiklikler veya yeni konulan vergiler nedeniyle
meydana gelen ertelenmiş vergi gideri (geliri) tutarları;
(e) Önceki
dönemlerde muhasebeleştirilmemiş mali zarar, vergi avantajı veya
geçici farkların bu dönemde muhasebeleştirilmesinin dönem vergi
giderinde yarattığı vergi azalması tutarı;
(f) Önceki
dönemlerde muhasebeleştirilmiş mali zarar, vergi avantajı veya
geçici farkların bu dönemin ertelenmiş vergi giderinde yarattığı
vergi azalmasının tutarı;
(g) Paragraf
56 uyarınca ertelenmiş vergi varlığında, ilgili varlığın defter
değerinde yapılan azaltmalar veya önceki defter değeri
azaltmalarının bu dönem geri alınması nedeniyle meydana gelen
değişikliklerin yarattığı ertelenmiş vergi giderinin tutarı;
(h) TMS 8
uyarınca muhasebe politikalarında yapılan değişiklikler ve
hataların düzeltilmesi sonucunda, geriye dönük olarak
muhasebeleştirilemedikleri için dönem gelir veya giderinde
gösterilen tutarlarla ilgili ertelenmiş vergi gideri (gelir)
tutarları.
81. Aşağıdakiler de ayrı ayrı kamuoyuna açıklanır:
(a) Özkaynağa borç veya alacak olarak kaydedilen dönem vergisi
ve ertelenmiş verginin toplam tutarı;
(b) “-”
(c) Vergi gideri (geliri) ve muhasebe kârı arasındaki ilişkinin
aşağıdaki formlardan biri veya her ikisi şeklinde açıklanması;
(i) Vergi gideri (geliri) tutarı ile ve muhasebe kârının vergi
oranı ile çarpılması sonucunda bulunan tutarın, uygulanan vergi
oranı (oranları) da açıklanmak suretiyle rakamsal mutabakatı;
veya
(ii) Ortalama etkin vergi oranı ile normal vergi oranının,
uygulanan vergi oranları da açıklanmak suretiyle rakamsal
mutabakatı;
(d) Önceki hesap dönemi ile karşılaştırıldığında vergi
oranlarında meydana gelen değişiklikler;
(e) Bilançoda ertelenmiş vergi varlığı muhasebeleştirilmemiş
olan indirilebilir geçici farkların, kullanılmamış birikmiş mali
zararların ve birikmiş vergi avantajlarının tutarları (ve varsa
zaman aşımı tarihleri);
(f) Bağlı ortaklıklar, şubeler ve iştirakler ile iş
ortaklıklarındaki hisseler ile ilgili, henüz ertelenmiş vergi
borcu muhasebeleştirilmemiş geçici farkların toplam tutarı
(bakınız: Paragraf
39);
(g) Her bir çeşit geçici fark, kullanılmamış mali zararlar ve
vergi avantajları için:
(i) Bilançoya yansıtılmış olan ertelenmiş vergi varlığı ile
borcunun sunumu yapılan dönemler itibariyle tutarları;
(ii) Bilançolardaki değişikliklerden açıkça anlaşılmıyorsa,
gelir tablosuna yansıtılmış olan ertelenmiş vergi gelirinin
(giderinin) tutarı;
(h) Durdurulan faaliyetlere ilişkin olarak, vergi giderinin
ilgili olduğu;
(i) Faaliyete son verme kârı veya zararı; ve
(ii) Durdurulan olağan faaliyetlerinden hesap döneminde ve
sunumu yapılan diğer dönemlerde elde edilen kâr veya zarar;
(i) İşletmenin ortaklarına dağıtılması finansal tabloların
yayımının onaylanmasından önce önerilen veya açıklanan, ancak
finansal tablolarda borç olarak muhasebeleştirilmemiş olan
temettülerin gelir vergisi açısından sonuçlarının tutarı.
82. Bir işletme, aşağıdaki durumlarda, ertelenmiş vergi
varlığının tutarını ve muhasebeleştirilmesini destekleyen
karineleri de kamuoyuna açıklar:
(a) Ertelenmiş vergi varlığının kullanılmasının gelecekte mevcut
vergilendirilebilir geçici farkların tersine dönmesinin
yaratacağı geliri aşacak tutarlarda gelir elde edilmesine bağlı
olması halinde; ve
(b) İşletmenin ertelenmiş vergi varlığının ilgili olduğu vergi
idaresinin bulunduğu yerdeki faaliyetlerinin cari hesap
döneminde veya bir önceki hesap döneminde zararlı olması
halinde.
82A. Bir işletme, Paragraf 52A’da belirtilen durumlarda,
ortaklarına temettü dağıtmasının olası gelir vergisi etkilerinin
niteliklerini açıklar. Buna ek olarak, işletme, belirlenmesi
mümkün olan olası gelir vergilerinin tutarını ve belirlenmesi
mümkün olmayan gelir vergilerinin olup olmadığını da açıklar.
83. “-”
84. Paragraf 81(c)’de açıklanması zorunlu tutulan bilgiler
finansal tabloları kullananların vergi gideri (geliri) ve
muhasebe kârı arasındaki ilişkinin alışılmışın dışında olup
olmadığını ve bu ilişkiyi ileride etkileyecek etkenlerin neler
olduğunu anlamalarına imkan verir. Vergi gideri (geliri) ve
muhasebe kârı arasındaki ilişki vergiden istisna edilmiş
gelirler, vergi mevzuatı açısından kanunen kabul edilmeyen
giderler, mali zararların sonuçları ve yabancı ülkelerdeki vergi
oranları gibi etkenler tarafından etkilenebilir.
85. Vergi
gideri (geliri) ve muhasebe kârı arasındaki ilişkiyi açıklarken
bir işletme, finansal tablo kullanıcıları için en anlamlı bilgi
olan, geçerli olan vergi oranlarını kullanır. Genellikle, en
anlamlı bilgi işletmenin yasal merkezinin olduğu ülkenin geneli
için uygulanan vergilerle hemen hemen aynı vergiye tabi kâr
(mali zarar) üzerinden uygulanan yerel vergilerin toplamından
oluşan ulusal vergi oranlarıdır. Ancak, kendi vergi mevzuatı
olan ve birkaç ayrı yerde faaliyetleri bulunan işletmelerin her
bir yer için yerel vergilerin toplamını belirten açıklamalar
yapmaları daha anlamlıdır. Aşağıdaki örnek geçerli vergi
oranlarının belirlenmesinin, rakamsal mutabakatın sunumunu nasıl
etkilediğini göstermektedir.
|
Paragraf 85’i
açıklayan örnek |
|
|
19X2 yılında işletmenin merkezinin olduğu ülkedeki
(A ülkesi) muhasebe kârı 1500 YTL’dir (19X1: 2000
YTL), B ülkesindeki muhasebe kârı ise 1500 YTL’dir
(19X1: 500 YTL). A ülkesindeki vergi oranı %30, B
ülkesindeki vergi oranı ise %20’dir. A ülkesindeki
giderlerin 100 YTL’si kanunen kabul edilmeyen
giderdir ve vergi matrahından düşülememektedir.
|
|
|
Aşağıdaki örnek yerel vergi oranının mutabakatını
göstermektedir: |
|
|
|
19X1 |
19X2 |
|
|
Muhasebe kârı |
2500 YTL |
3000 YTL |
|
|
Yerel vergi oranı %30 üzerinden hesaplanan vergi |
750 YTL |
900 YTL |
|
|
Kanunen kabul edilmeyen giderlerin vergi etkisi
|
60 YTL |
30 YTL |
|
|
B ülkesindeki düşük oranlı verginin etkisi
|
-50 YTL |
-150 YTL |
|
|
Vergi gideri |
760 YTL |
780 YTL |
|
|
|
|
|
Takip eden örnek her bir ülke için ayrı ayrı yapılan
mutabakatların toplamını göstermektedir. Bu yönteme
göre, raporlamayı yapan işletmenin kendi ülkesindeki
vergi oranı ile diğer ülkelerdeki vergi oranları
arasındaki farkın etkisi mutabakatta ayrı ayrı
gösterilmez. Bir işletme, Paragraf 81(d) uyarınca
geçerli vergi oranlarındaki değişiklikleri ya vergi
oranlarındaki önemli değişikliklerin etkisini ya da
değişik ülkelerde elde ettiği gelirlerin dağılımını
açıklayarak belirtebilir. |
|
|
Muhasebe kârı |
2500 YTL |
3000 YTL |
|
|
İşletmenin merkezinin olduğu yerdeki geçerli vergi
oranına göre hesaplanan vergi
|
700 YTL |
750 YTL |
|
|
Kanunen kabul edilmeyen giderlerin vergi etkisi
|
60 YTL |
30 YTL |
|
|
Vergi gideri |
760 YTL |
780 YTL |
|
86. Ortalama
etkin vergi oranı; vergi giderinin (gelirinin) muhasebe kârına
bölünmesi sonucunda bulunan orandır.
87. Genellikle bağlı ortaklıklar, şubeler ve iştirakler ile iş
ortaklıklarındaki hisselerle ilgili olan muhasebeleştirilmemiş
ertelenmiş vergi borçlarını belirleyebilmek mümkün olmaz
(bakınız: Paragraf 39). Bu nedenle bu Standart, işletmenin söz
konusu geçici farkların toplamını kamuoyuna açıklamasını zorunlu
kılmakta; ancak ertelenmiş vergi borcunu açıklamasını zorunlu
kılmamaktadır. Bununla birlikte, mümkün olan durumlarda,
finansal tabloları kullananlar bu bilgiyi faydalı bulacakları
için, işletmeler, muhasebeleştirilmemiş ertelenmiş vergi
borçlarını kamuoyuna açıklamalarını konusunda teşvik
edilmektedir.
87A. Paragraf 82A bir işletmenin ortaklarına temettü
dağıtmasının olası vergisel sonuçlarının niteliklerini kamuoyuna
açıklamasını gerektirir. Bir işletme, vergi sisteminin önemli
özelliklerini ve temettü dağıtımındaki olası gelir vergilerinin
tutarını etkileyen unsurları kamuoyuna açıklar.
87B. Bazı durumlarda bir işletmenin ortaklarına temettü
dağıtması nedeniyle ortaya çıkacak olası gelir vergilerinin
tutarını hesaplamak kolay olmayacaktır. Örneğin, bir işletmenin
çok sayıda yabancı bağlı ortaklığı varsa böyle bir durum söz
konusu olabilir. Ancak, böylesi durumlarda dahi, toplam verginin
bir kısmı kolaylıkla tespit edilebilir. Örneğin, konsolidasyona
tabi bir grupta, ana işletme ve bazı bağlı ortaklıklar
dağıtılmamış kârlar üzerinden daha yüksek oranda vergi ödemiş
olabilirler ve gelecekte ortaklara konsolide edilmiş
dağıtılmamış kârlardan temettü dağıtılması halinde ne kadar
vergi iadesi alınabileceğini de bilmekte olabilirler. Bu
takdirde, iade alınabilecek tutar kamuoyuna açıklanır. Eğer söz
konusu ise, işletme, hesaplanması henüz mümkün olmayan daha
başka olası vergi sonuçları olduğunu da kamuoyuna açıklar. Ana
ortaklığın sadece kendi faaliyetlerini içeren finansal tablolar
hazırlaması durumunda, kamuoyuna yapılan açıklamalar ana
ortaklığın kendisinin dağıtılmamış kârları ile ilgili olası
vergisel sonuçları içerir.
87C. Bir işletmenin Paragraf 82A’daki açıklamaları yapması
gerekiyorsa, bağlı ortaklıkları, iştirakleri, şubeleri ve iş
ortaklıklarındaki yatırımları ile ilgili geçici farklara ilişkin
açıklamaları da yapması gerekir. Böylesi durumlarda, işletme,
Paragraf 82A uyarınca yapacağı açıklamaları belirlerken bu
durumu dikkate alır. Örneğin, bir işletmenin bağlı
ortaklıklarındaki yatırımı ile ilgili olan ve ertelenmiş vergi
borçları muhasebeleştirilmemiş olan geçici farkların toplamını
açıklaması gerekebilir (bakınız: Paragraf 81(f)). Eğer
muhasebeleştirilmemiş ertelenmiş vergi borçlarının tutarını
belirlemek mümkün değilse (bakınız: Paragraf 87), bu bağlı
ortaklıkların temettüleri ile ilgili olarak tutarları pratik
olarak hesaplanamayan olası vergiler de var olabilir.
88. Bir işletme “TMS 37 Karşılıklar, Koşullu Borçlar ve Koşullu
Varlıklar” Standardı uyarınca vergi ile ilgili koşullu
borçlarını ve koşullu varlıklarını kamuoyuna açıklar. Koşullu
borçlar ve koşullu varlıklar, örneğin vergi idaresi ile olan
çözüme kavuşturulmamış sorunlardan kaynaklanabilir. Vergi
oranlarında veya vergi kanunlarında yapılmış olan ve bilanço
tarihinden sonra yürürlüğe giren ya da yürürlüğe gireceği
açıklanan değişiklikler olması halinde, işletme, bu
değişikliklerin dönem vergisi ile ertelenmiş vergi varlıklarına
ve ertelenmiş vergi borçlarına olan önemli etkilerini de
kamuoyuna açıklanır (bakınız: TMS 10 Bilanço Tarihinden Sonraki
Olaylar).
|